Sis... Görebildiğim tek şey simsiyah bir duman ve yoğun bir sis... Uyanamıyordum. Üzerime çöken ağırlık, gözlerime dolan duman ve giderek bulanıklaşan zihnim yüzünden uyanamıyordum. Vücudumun her yerinde dolaştığını hissettiğim acı denen zehir, damarlarımdan geçip tek bir yerde toplanıyordu. Sol omzumda hissettiğim sızı, kendini bir belli edip bir kayboluyor beni dayanılmayacak bir döngüye sürüklüyordu. Acının bile belirsizliğinde dolanırken net olan tek şey kulağıma ulaşan seslerdi. Neredeydim, kiminleydim, nasıldım bilmiyordum ama duyuyordum. "Ne verdin ona? Neden uyanmadı hala?!" Buz... Buz gibi bir ses. Tek bir duygu yoktu. Korku, şüphe? Hayır. Bu ses tonu ne korkuyu ne de şüpheyi içinde barındırmıyordu. Bu ses, bu duyguları karşısındaki insana yaşatmak için vardı. Bu soğukl

