Saye Aral'ın anlatımıyla...
Benden etkilenmesi için dün gece uğraşmıştım ama o ya gerçekten hiç etkilenmedi ya da etkilendi ama bunu bana hiç bir zaman söylemeyecek kadar gururuna düşkün bir adam.
O bir erkekti ve ben onu etkileyebilecek güzellikte bir kadındım. Cazibem ve cilvem her şeyi halledebilirdi.
odamdaki banyoda yüzümü yıkadıktan sonra aşağı indim. aşırı derecede acıkmıştım.
Mutfakta kahvaltı hazırlarken buldum. Beni fark etmemişti ya da görmezden geliyordu.
Üzerinde beyaz bir tişört altında ise siyah bir eşortman vardı. saçları dağınıktı. Kabul etmeliydim ki bu hali bile çok yakışıklıydı.
"Günaydın." dedim kendimden emin bir ses tonuyla.
"Günaydın karıcığım bende ikimize kahvaltı hazırlıyordum." Yüzünde yine aptal gülümsemesi vardı.
istemsizce yüzünü ve gülüşünü izlemeye başladım. o ise sanki bir şey olmuş gibi gözlerini kaçırdı ve somurtarak arkasını döndü.
kahvaltı masası eksiksizdi. İki kişi bu koca masayı bitirme imkanı yoktu.
"Telefonunu alabilir miyim?" Telefonumu en son çantamın içinde bırakmıştım.
telefonumu buldum ona uzattım o ise telefonu yere attı ve parçaladı. içindeki hattı çıkardı onu da kırdı.
bunları yaparken rahatsız edici bir rahatlığı vardı. Yan taraftaki poşetin içinden son model yeni bir telefon çıkardı.
İçinde benim numaram ve sağ kolum olan ve birazdan tanışacağın Ali'nin numarası var.
Kendi telefonu olduğunu düşündüğüm telefondan birini aradı içeri gel dedi ve kapattı. İçeri giren kişi bizim yaşlarımızdaydı.
"Tanıştırayım karıcığım bu Ali benim en yakın arkadaşım her şeyimden haberi vardır. Ona güvendiğim kadar kimseye güvenmem. Bundan sonra en az beni gördüğün kadar Ali'yi de göreceksin. Benim etrafımda iki tane güvendiğim adam vardı. Birisi Ali diğeri ise eski şoförüm Mehmet..."
Elimde tuttuğum çatal birden yere düşmüştü. Bu aptallıktı Efe'nin adını geçirdiğinde bu tepkiyi nasıl verirdim. Babam şuan cihazda kriz geçiriyor olmalıydı.
"Sakin ol karıcığım. Herhalde çok acıktın bu kadar elin boşaldığına göre."
Ali kafasını çevirip bana düzgün bakmıyordu. Ali'yi incelemeye başladım. çok bir yakışıklılığı yoktu ama kendine ait bir karizması olduğu belliydi. Büyük bir mafya liderinin sağ kolu olması ona bu karizmayı kesinlikle katıyordu.
"Ali sana bir kaç parça kıyafet aldı. şimdilik giy onları ve beraber çarşıya çıkın ve sonra hemen eve dönün. Ha Sude bir aptallık yapıp kaçmaya çalışmazsın umarım. Ha eve erken gelmeye çalışın akşama terzi gelecek ölçülerini alıp sana uygun bir gelinlik dikecek."
Gelinlik mi giyecektim? Ya alt tarafı sahte bir evlilikti.
"Ben giymek istemiyorum." "Benim emirlerime karşı gelme. Sen benim karım olacaksın ve biz aile olarak en tepedeyiz en baştayız ve inan bana benim düşmanım aklına gelebilecek sayılardan daha fazla ve bu evliliğin sahte olduğu anlaşılırsa kendine mezar ara."
"Beni ölümle tehdit etme. Senden korkmuyorum."
Elindeki çay fincanını yere fırlattı ve beni oturduğum yerden kaldırıp mutfak tezgahına doğru yasladı.
"Bak karıcığım diyelim sana ben zarar vermedim ama düşmanlarım adına konuşamam onlar benim kadar sana nazik olmayabilir."
Aramızda hiç mesafe yoktu. Ona ilk defa bu kadar yakındım. Soluduğu nefesi yüzümde hissediyordum. Gözlerimin içine bakıyordu. "Amına koyayım!"
dedi ve arkasını döndü.
"Ne o yoksa müstakbel karına karşı hisler mi beslemeye başladın?" "Aptal aptal konuşup benim sinirlerimi bozma. Elimde olsa bu evlilik olmazdı."
"Babalarımızın düşmanlığının günahını biz ödüyoruz."
Düşününce bu cümle hiç yanlış bir cümle değildi. Benim öz ve öz babam onun babasına düşmandı ama o bunu bilmiyordu.
Arkasına bile bakmadan mutfağı terk etti. Aslında o kadar da nefret edilecek biri değildi Alaz. Bir kaç gün sonra karısı olacaktım ama o bana doğru düzgün temas bile etmiyordu. Benim bu adamı kendime bağlamam lazımdı.
Ali çoktan çıkmıştı kapının önüne. Oturma odasındaki koltuğa uzandım. o ise az önceki salaş halinden sıyrılıp mafya görüntüsüne geri dönmüştü. Siyah takım giymişti. ve içine giydiği beyaz gömleğin üç düğmesi açıktı. kaslı ve fit bir vücuda sahip olduğu belli oluyordu.
"Sana bir uyarı. Hayatının güzel ilerlemesi için söylüyorum yanında Ali olmadan adım atmayacaksın. Bu bir rica değil güzellik emir ve benim verdiğim emirlere uyacaksın."
"Bende bir mafyanın kızıyım ve mafya karısı olmanın zorluğunu en az bir mafya kızı olarak biliyorum zaten. Merak etme sana ters gelecek olsam veya kaçmaya çalışacak olsam kendi ayaklarımla teslim olmazdım."
"Şimdilik benim kartımla idare et evlendikten sonra sana bir hesap açar içine de ömrünün sonuna kadar yetecek para koyarım ve istediğin alışverişi yaparsın. İyi günler karıcığım."
Kapıdan çıktı. Kapının önünde duran poşetleri açtım. Havalar çok soğuk değildi ama sıcakta değildi. çantanın içinde bordo deri pantolon ve üzerine siyah bir bluz vardı. bir kaç eşortman ve üst de vardı. yandaki çantada ise ayakkabılar ve çantalar vardı.
elime poşetleri alıp yukarı çıktım. odaya geçtim odada yatağın üzerinde bir poşet daha vardı.
poşeti açtım ve bir sürü iç çamaşırı vardı. ve birde not.
"Karımın iç çamaşırını sağ koluma seçtirecek değilim. Umarım beğenirsin karıcığım."
İçinde siyah bir jartiyer vardı. Giydim ve tam oldu. Benim hakkımda benim sandığımdan daha fazla şey biliyor olmalıydı ama nasıl beni daha önce hiç görmemişti.
ardından poşetten o kırmızı deri pantolonu çıkarıp giydim. üzerime siyah bluz elime de siyah bir kaşe kabanı ve siyah el çantasını aldım. ayağıma da siyah siyah bir stiletto giydim. aynada kendime baktığımda fazlaca çekici ve ateşliydim saçlarımı da elimle düzelttim.
Makyaj yapmayı sevmezdim ayrıca malzemem de yoktu. Aşağı indim ardından kapıyı açtım. Ali arkası dönük arabanın başında bekliyordu.
Ali beni fark edince kapımı açmak için arkaya doğru geliyordu ki.
"Rahatsız olma kendim binerim dedim. Araba Audi A7ydi uzaktan bakınca bile ben mafyanın arabasıyım diyordu."
kapıyı açıp kendim bindim Ali şoför koltuğuna yerleşti. "Herhangi bir alışveriş merkezi olur." dedim hiç konuşmuyordu.
"Sen hiç konuşmaz mısın Ali?" "Ben bir abiyle birde Mehmet konuşurdum yenge."
Yine onun adı. Madem bu kadar seviyorlardı neden feci bir şekilde katletmişlerdi onu.
"Mehmet dediğiniz adam nerede?" "Öldü yenge."
"Neden öldü?" "Abiye ihanet etti meğersem hainmiş. Abi onu affetmişti canını bağışlayacaktı tekrar karşısına çıkmamak kaydıyla ama işler abinin istediği gibi gitmedi. Hain olduğunu abinin düşmanları öğrenmiş ve onların hakkında ne öğrendiyse onun ve Sevil yengenin sonunu getirdi."
"Sevil yengen kim?" "Abiyle evlenecekti oda hainmiş abi her ikisinin ihanetiyle savruldu. Sevil yenge hamileydi. onu da o yüzden affetmişti. kime çalıştıklarını ne yaptıysak öğrenemedik yenge ama bildikleri her ikisini de acımasız bir sona getirdi."
"Abin ikisini de sever miydi." "Sevil yenge ve en çok güvendiği dostundan yedi hançeri ama biliyor musun yenge abim onları kurtarmak için çok uğraştı. günlerce uyumadı yemedi içmedi aradı en son hangi orospu çocuğu olduğunu bilmediğimiz biri abiyi görüntülü aradı. ikisininde ölümünü abiye izletti. Abi ondan belli ortalara çıkmıyor. şimdi sana da Sevil yengeyle Mehmet'in başına gelen gelmesin diye seni korumaya çalışıyor."
Efe'nin ve Bahar'ın ölümünü canlı canlı izlemiş miydi?
"Beni yanlış anlamazsan yenge abimi üzme olur mu? Sende ona ihanet etme. Mehmet ölmeden önce abi gölgemi bul ve onu koru demiş. Ne demek istediğini bir türlü bulamadı. Mehmet'in gölgesini ararken sende bir hançer olma."
Beni ölmeden önce Alaz'a mı emanet etmişti Efe. Efe'de Alaz'ı gerçekten sevmiş ve güvenmişti o zaman.
"Peki gölgeyi abinin düşmanları da arıyor mu?" "Büyük ihtimalle ama Mehmet her nereye çalışıyorsa çok sağlam çalışıyor ki gölgenin ne demek olduğunu onlar bile çözemiyor."
Saye demekti gölge yani ben demekti. Ajan gölge demekti. teşkilattaki hainlerde anlamazdı çünkü benim teşkilatta bilinen ajan adım Ajan Duygusuzdu. Gölge olduğumu sadece babam, başkan, Efe ve Ege biliyordu.
alışveriş merkezine geldik ve içeri girdik. kendime bir sürü şey aldım kıyafet, takı, makyaj malzemeleri ve bir sürü seksi iç çamaşırı hala görevim onu etkilemekti öğrendiklerim görevimi gerçekleştirmeme engel değildi. Ali'nin taşıyamadıklarını ben taşıyordum. En sonunda bitmişti alışverişim. Eve döndüğümde terzi gelene kadar duş almak için odama çıkmıştım Ali yine dışarıdaydı odaya girdiğimde babam odamdaydı.