3. Bölüm

1519 Kelimeler
Mahalleye geldiğimde içimi tuhaf bir his kapladı.. Sanki gören herkes olanları anlayacakmış gibi geldi.. İki koca valizi çekiştire çekiştire getirirsem tabiki de bir şey olduğunu anlayacaklar.. Ama ne yapayım hiç bir şeyimi bırakmak istemedim.. Bahçenin kapısını açıp içere geçtiğimde "Hadi Bismillah.. Gazan mübarek olsun Nalan.." diyerek kendime gaz verdim.. Sonuçta olanları anlatmak çokta kolay olmayacaktı.. Daha bir kaç adım atmıştım ki annem "Nalan!! kızım.." diyerek şaşkınca seslendi. Gözleri önce bana, sonra arkamdaki valizlere kaydı. Yüzündeki o tanıdık sıcaklık bir anda değişir gibi olsada “Niye geleceğini haber vermedin kızım? Abin karşılardı.. Niye söylemedin?” dedi. Yutkundum. Boğazım kurudu. Hazırladığım hiçbir cümle dilime gelmedi. “Ben… geldim anne. Boşver gerisini..” Sanki başka bir açıklamaya gerek yokmuş gibi. Sanki o iki kelime her şeyi anlatıyormuş gibi. Annem birkaç saniye bana öylece baktı. Sonra hızlı adımlarla yanıma geldi. Sıkıca sarıldı.. “Hoş geldin yavrum..” Annem öyle bir sarıldı ki gözlerim doldu. Ama ağlamayacaktım. Daha kapının önünde yıkılmayacaktım. “İçeri girelim mi anne…” dedim sadece. Sesim sandığımdan daha güçsüz çıktı. "Hadi hadi geç içeri.. valizleri ben hallederim" desede çekiştirerek içeri soktum.. "Hayri! Bak kim geldi.. Nalan sürpriz yapmış bize" Ayakkabılarımı çıkartıp içeri geçtim.. Babamın bu saate evde olması, pek alışık olduğum bir şey değildi.. "Hoş geldin kızım" diyen babamın elini öpüp sarıldım.. Herşey normalmiş gibi davranmaya karar verdim.. Annemle babamla hiçbir şey olmamış konuşmaya başladım.. Okan'ı sorduklarında bile "İşleri çok yoğun.. Şehir dışında işleri vardı.. Bende buraya geldim.. Sizi çok özlemiştim" dedim.. Biliyorum yalan.. Ama gelir gelmez o konulara girmek istemedim.. Belki de kaçıyorum konuşmaktan bilmiyorum.. “İyi yapmışsın kızım, bizde seni çok özlemiştik.” diyen anneme "Artık hep yanınızdayım" diyemediğim için sadece sarılıp öptüm... Bir haftadır buradayım ve ben hala Okan'dan ayrılacağımı söyleyemedim.. Sadece abim bir kaç kez bir şeyler sezmiş gibi alttan alttan sorguladı.. Ama ona bile söyleyemedim.. Abi sen haklıymışsın Okan şerefsizin biri demeyi çok istedim. Kaç kez dilimin ucuna geldi ama sustum... Bir haftadır içimde taşıdığım o cümle, dilimin ucunda dolaşıp duruyordu. Ama ne zaman söylemeye kalksam… boğazıma bir şey düğümleniyor, sesim çıkmıyordu. Sanki söyleyince hiç istemeyeceğim şeyler olacak gibi hissediyordum.. Belki de korkuyorum.. 'Boşanma' diyecekler diye.. Okan ile ilgili soruları geçiştirmeye çalışsam da biliyorum daha fazla gizleyemeyeceğim bu durumu.. Annemle akşam yemeğini hazırlarken karar verdim.. Yemekte söyleyecektim.. Annemin daha fazla "Kızım ne zaman çocuk düşünüyorsunuz?" sorularına daha fazla maruz kalmak istemiyorum çünkü.. Bana kalsa evlenir evlenmez çocuk yapardım.. Ama Okan istemedi hiçbir zaman.. Kendi istememesine rağmen annesi ne zaman torun konusunu açsa "Nalan istemiyor şimdilik" diyerek beni bahane gösteriyordu şerefsiz.. Şimdi iyi ki yapmamışım çocuk desem de bir zamanlar en çok istediğim şeydi.. Babam ve abim içerdeydi. Annemle masayı hazırladıktan sonra içeri geçtik. Annem "yemek hazır hadin" desede ben bu kez kaçmadan söyleyecektim.. "Yemeğe geçmeden önce benim sizinle konuşmam gereken birşey var" dediğim de hepsinin de yüzü bana döndü.. "Kızım acelesi mi var? Yemekten sonra söylersin." desede annem "Yok anne olmaz.. Otur.. Önce konuşalım, sonra yemeği yeriz." Abim bilmiş gözlerle yüzüme bakarak "Var sende bir şeyler dökül bakalım.. Ne konuşacaksın?" Aslında bu konuşmayı hiç yapmak istemezdim.. Ne olursa olsun ben Okan'ı gerçekten çok sevmiştim.. Onunla yaşlanıp, onun yanında son nefesimi vereceğimi sanıyordum.. Ama onunla aynı şeyleri hissetmemişiz.. "Ben Okan'dan ayrılmaya karar verdim.." dediğim anda babam devamını dinlemeden. "Ne saçmalıyorsun kızım sen?" diyerek anında tepki gösterdi.. "Baba olmuyor.. Biz evliliği beceremiyoruz.." diyebildim.. Okan'ın yaptıklarını söylemeye dilim varmadı. O pisliği koruduğum için değil.. Kendi gururuma yediremediğim için.. Aldatılmak.. Öyle kolay kabul edilip söylenecek şey değildi.. Hele bir de ortada çocuk bile varken.. "Kızım öyle beceremiyoruz diye ayrılınır mı? Tamam Okan'la evlenmeni başlarda istemedim.. Hala da pek hazetmiyom ne yalan söyleyim.. Ama evlilik çocuk oyuncağı değil.. Kıçınız dara gelince hemen boşanayım olmaz.." “Anne…” dedim, sesim titredi. “Bu öyle ‘dara gelmek’ değil…” Ama dinlemedi. “Ne değil Nalan? Daha kaç yıl oldu evleneli! Her evlilikte olur böyle şeyler. Tartışırsınız, küser barışırsınız. Bu mu yani senin derdin? Bunun için mi geldin kapıya iki valizle?” İçimde bir şey çatladı o an. Sanki bir haftadır sustuğum, içime attığım ne varsa hepsi aynı anda boğazıma yığıldı. Abim hafifçe öne eğildi, gözlerini kısmış bana bakıyordu. “Ne yaptı? Şiddet mi uyguluyor o şerefsiz sana?” dedi kısa ve net. İşte asıl kaçtığım şey oydu. Başımı eğdim. Ellerim titriyordu. Parmaklarımı birbirine kenetledim ki belli olmasın diye. "Yok abi şiddet uygulamıyor" desem de yıllarca psikolojik şiddet uygulamış ben salağı yeni anlıyorum.. "Aldatıyor mu? Ne yapıyor da boşanmak istiyorsun abicim.. Doğru düzgün anlat şunu.." demesiyle ağlamaya başladım.. Bir süre konuşamadım. Abim sakinleştirmek için yanıma gelip sarıldı.. "Şştt tamam ağlama.. Boşanmak istiyorsan boşan.. Sebebi ne olursa olsun ben arkandayım.." deyince daha çok ağlamaya başladım.. Böyle yapmaman lazımdı abi.. 'Ben sana söylemiştim' diyen cümleler kurman lazımdı.. Ben kendimi ona hazırlamıştım.. Bu çok ters yerden geldi.. "Abi!!!" diyerek hıçkırıklarımın içinde konuşmaya başladım.. "Başka bir şey sormayın n'olur.. Ama benim kararım kesin boşanacağım.." Beni anlayan, dinleyen bir tek abim gibi hissetsem de kimse başka bir şey sormadı.. Yemek masasına geçtik, sanki biraz önce hiçbir şey olmamış gibi yemek yedik.. Yalnız kalınca annem anında sorularına başladı.. Ben de nasıl sessiz kaldı demiştim.. Meğersem yalnız kalmamızı bekliyormuş.. "Nalan.. Bana doğru düzgün anlat bakalım, neden boşanmak istiyorsun kocandan? Bak babanın yanında birşey soramadım. Biliyorsun baban biraz geri kafalı.. Şimdi anlayıp dinlemeden ters birşey söylemesin.. Sen bana söyle ki, usulünce ben babana söylerim." canım annem nasılda anlayışlı anlayışlı konuşuyor... Sanki ben bilmiyorum senin neler düşüneceğini.. Okan'ı hiç sevmemenin sebebini.. "Konuşacak birşey yok anne.. Anlaşamıyoruz. Bu yeterli bir sebep değil mi?" desem de tabiki de annem ikna olmadı.. "Salak mısın kız sen? Neye anlaşamadınız? Sen dünyadan bi haber yaşıyorsun. Anlaşamadık diye boşanılır mı? Konuşup orta yol bulun.. Bak geçen ay Remziye'nin kızı boşandı.. Kıza neler yapmış şerefsiz kocası.. Allah korumuş seni valla.. Bir de seni verecektim ben o Kazım'a.. İşi gücü batırmış. Kumar oynuyormuş.. Karıları eve getirip karısına hizmet ettiriyormuş.. Verilmiş sadakamız varmış valla.. Kocan ondanda kötü değil ya.. İşi gücü yerinde, aç değilsin açıkta değilsin. Ellerde neler var." deyince daha fazla dayanamadım.. Madem bu kadar iyi olduğunu düşünüyor öğrensin bakalım.. "Okan'ın başkasından bir çocuğu var anne.." dememle bir anda dondu kaldı. Gözleri büyüdü. Dudakları aralandı ama tek kelime çıkmadı. “Ne… ne dedin sen?” diye fısıldadı. Bu sefer kaçmadım. Gözlerinin içine baka baka söyledim. “Duyduğun gibi anne… Okan’ın… benden önce de değil… bizim evliliğimizin içinde… başka bir kadından çocuğu var. Hani ben her aradığında öve öve bitiremediğim Derya varya ondan.. Acıyıp her fırsatta yardım ettiğim kadın.. Sen haklı çıktın anne.. Herkesi evime almamam lazımmış.” derken gözlerim doldu.. Bir sessizlik çöktü odaya. Öyle böyle değil… insanın kulağını çınlatan, nefesini daraltan bir sessizlik. Annem bir adım geri attı. Eli mutfak tezgâhına gitti, tutundu. Sanki ayakta durmakta zorlanıyordu. “Yok artık…” dedi önce. “Yok… yok Nalan… öyle şey mi olur mu kızım?…” Sadece başımı salladım. “Oldu anne. Hemde çok güzel olmuş valla. Okan sevgilisini karşı daireme yerleştirmiş. Beni bir güzel salak yerine koymuşlar. Ben çocuklarına bakarken onlar gezip tozmuşlar.. Ben çocuk diye yalvarırken kocam çocuğu başkasından yapmış.. Şimdi söyle bakalım benim kocamda Remziye teyzenin kızının kocasından daha iyimiy miş?” Annemin yüzü bir anda bembeyaz kesildi. Gözleri boşluğa daldı… Sanki söylediklerim beynine ulaşmış ama kabul etmek istemiyormuş gibi. Dudakları titredi, bir şey söylemek istedi ama sesi çıkmadı. Ben bile bu kadar tepki vermedim. Yada o an yüzümü görmediğim için bilmiyorum.. “Anne…” dedim, bir adım attım. Ama o bir anda sendeledi. “Elini… su…” diye fısıldadı sadece. Daha ne dediğini anlayamadan gözleri kaydı… Ve olduğu yere yığıldı. “ANNE!!” Sesim evin içinde yankılandı. Koşarak yanına diz çöktüm. Ellerim titriyordu, ne yapacağımı bilmiyordum. Yüzünü okşadım, yanağını hafifçe vurdum. “Anne aç gözünü! Anne bak bana! Lütfen…” Sesimi duyan abim ve babam koşarak içeri geldi. “Ne oldu?!” diye bağırdı abim, sonra annemi yerde görünce yüzü bir anda değişti. Babamın rengi attı. “Hanım! Hanım!” diyerek yanına çöktü. “Kolonya getir!” diye bağırdı abim bana. Koşarak salona gittim, elim ayağıma dolaştı resmen. Kolonyayı abime uzattım. Abim anneme kolonya koklattı. Birkaç saniye… belki birkaç dakika… bana saatler gibi geldi. Sonra annem hafifçe inledi. “Off…” diye bir ses çıktı dudaklarından. “Hah… tamam tamam…” dedi abim derin bir nefes alarak. “Kendine geliyor… Ne oldu? Niye bayıldı annem?” diye sorgularken annem gözlerini açıp "O it herifin başkasından çocuğu varmış.. Benim gül gibi kızımı aldatmış. Babam başını kaldırıp bana baktı. Kaşları çatılmıştı ama bu sefer umursamaz değildi bakışları.. Annem doğrulmaya çalıştı, abim destek oldu. Oturur gibi yaptı ama hâlâ kendinde değildi. Babam bir anda ayağa kalktı. “Şerefsiz!” diye bağırdı. “Ben o iti adam yerine koydum… kızımı verdim ona…!” Abim dişlerini sıktı. Yumruklarını sıktığını gördüm. "Geberteceğim o şerefsizi" "Bir sakin olur musunuz lütfen.." Hepsi bana döndü. “Ben kavgayla, gürültüyle değil… adam gibi boşanmak istiyorum. Daha fazla rezillik çıkarmayacağım. Zaten yeterince yaşadım.” Sesim sakindi ama içim cayır cayır yanıyordu. Annem bir anda ağlamaya başladı. “Ben sana demedim mi kızım…” diye hıçkırdı. “O kadını evine alma dedim… herkes dost olmaz dedim… En başından o adamla evlenme dedim..” Gözlerimi kapattım. “Dedin…” dedim yutkunarak. “Ama ben dinlemedim… Siz hepiniz söylediniz, ama ben dinlemedim.. Şimdi de bırakın cezasını da ben çekeyim..”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE