Beş yıldır evliliğimizin bana kattıkları dert, tasa, keder..
Yirmi yaşında evlendim. Annemin tüm itirazlarına rağmen hemde. Okulumu bitirir bitirmez çok acelem varmış gibi Okan'ı seviyorum onsuz yapamam diye evlendim. Şimdi anlıyorum annemin ' Kızım acele etme, daha küçüksün' derken neden öyle söylediğini. Ama ben ne yaptım anne sözü dinlemek yerine "Ben çalışmak istemiyorum, benim çocuklarım olsun evimin kadını olmak istiyorum." evlendim de ne oldu? Koca bir hiç.. Ortada çocuk bile yok.. Çünkü Okan çocuk sevmiyormuş, bu dünyaya çocuk bakıp, büyütmek için gelmemiş. Dünyaya ne için geldiğini bence kendisi de bilmiyor. Aslına bakılırsa ilk üç senemiz çok güzeldi. Yada ben kör olduğum için hiç bir şeyin farkında değildim.
Bugün öğrendiğim şey ile yıkılmam gerekirken, ben deniz kenarın da manzaraya karşı hayatımı sorguluyorum. Okan'ın benden başka bir ailesi varmış. Hemde en yakınım dediğim kişiyle. "İşlerim kötü gidiyor Nalan. Biraz az harca Nalan. Acaba sende mi çalışsan Nalan." Arabımı bile satmıştı Ah Nalan ahh.. Ne kadar da salaksın. Sen evde oturup pembe dizi izlerken hayatın dram olmuş da haberin yok. Ne güzelde seni manipüle etmiş. 'Eve neden geç geliyorsun, neden benimle ilgilen miyorsun?' sorularımın cevabı hep aynı olmuştu. "Ben geleceğimiz için eşek gibi çalışıyorum. Sen evde akşama kadar saçma, sapan şeyler kurup beni suçluyorsun." Hayır bir de bunlara inanıyor sonra özürler dileyip kendimi affettirmeye çalıştım hep.
Şimdi tüm bu yaşadıklarımı anneme anlatsam hak ettin der. Okan'ı hiç sevmemişti hala da sevmiyor sanırım. Ben sana söyledim salak kızım deyip o kendinden emin haliyle karşıma geçip oturur. Babama anlatsam 'Kendin ettin, kendin buldun. Her şeye rağmen kocan, otur oturduğun yerde' deyip susturur. Belki de gidip Okan'ı bir güzel benzetir emin değilim. Babam diye demiyorum ama biraz dengesiz.
Abim.. O ne yapar? Ne söyler onu da bilmiyorum.. Evlendikten sonra doğru düzgün konuşmuyoruz.. Okan'la evlenmeme karşı çıktığı için.. "Abicim o adamdan koca olmaz.. Bak ben o şerefsizi iyi tanıyorum adam değil.." demişti.. Bende ki salaklıkla abimin yüzüne karşı "Senden adam olursa ondanda olur" diyerek abime hakaret edip tüm gücümle Okan'ı savundum.. Abim hiçbir şey söylemedi.. Ama düğünüme de bir yabancı gibi gelip gitmişti.. Şimdi düşünüyorumda ne kadar haklıymış Okan için söylediklerinde.. Şerefsizin önde gideniymiş.. Aldatıldığımamı yanayım? Yoksa aylardır salak yerine konulduğuma mı? Abla dediğim kadın.. Her zor anında yanında olmaya çalıştığım kadın.. Kocamla bir olup beni iki senedir salak yerine koymuşlar.. İstanbul'da küçük bir semtte yaşıyordum.. Yaşadığım bina beş katlı yeni bir binaydı.. Evlendiğimizde daha küçük bir evde yaşasakta Okan'ın işleri iyi gitmeye başlayınca buraya taşınmıştık.. Okan iş yerinde müdürlüğe yükselince kazancı da baya bir artmıştı.. Tabi kazanç artsa da zamanla hep bir şikayet başladı.. Sanki bu eve gelmeyi ben istemişim gibi davranmaya başladı.. Hayır görende lüks içinde yaşıyorum sanır.. Ama Okan'a göre öyleydi.. İlk zamanlar sen herşeyin en iyisine layıksın diyen adam gitti. Yerine başka biri gelmiş gibiydi.. Tabi iki aile geçindirmek öyle kolay değil.. Her babayiğidin harcı değil sonuçta.. Hemde aynı binada iki kadın.. Derya.. Abla bildiğim kadın.. Meğerse Okan'ın ilk aşkıymış.. Ailesi Okan'a vermeyip başka biriyle evlendirmiş.. Tabi o zamanlar Okan'ın durumu iyi olmadığı için.. Sonra nasıl olduysa tekrar kavuşmuş eski aşıklar.. Tesadüfe bak.. Aynı binaya taşınıyor Derya.. Yetmiyor birde benimle arkadaş oluyor.. Ben salağı da herşeyden bir haber.. Ne güzelde arkadaş oldum.. Her sırrımı anlattım.. Okan'la kavga ettiğim her anı onunla dertleştim.. Doğuma giderken bile yanında ben vardım.. Kocamın çocuğuna günlerce bakmışım hiç haberim yokken.. Derya'nın doğumu zor geçti.. Küçük bebek sefil olmasın diye ne kadar da uğraştım.. Uğraştım da ne oldu? Okan'la bir de bunun yüzünden kötü oldum.. "Başkasının çocuğundan sana ne.. Evinle, kocanla ilgilen" diye sürekli şikayet etti.. Şerefsiz... Derya bana şiddet gördüğü için boşandığını söylemişti.. Bebeği de boşandıktan sonra öğrendiğini söyledi.. Meğerse kocamdan yapmış çocuğu.. Kocası bunları basınca boşamış.. Canım kocamda Derya'sına kıyamayıp bizim karşı dairemize yerleştirmiş.. Hayır tüm bunlara rağmen nasılda gizlediler ilişkilerini anlamıyorum.. Bu kadar nasıl kör olabildim.. Okan, Derya ile ne zaman yan yana gelse hoşlanmazdı.. "Şu kadınla görüşme.. Sevmiyorum.." derken kendisi gayet görüşüyormuş.. "Kime ne zararı var? Dul kadın diye ön yargılı davranıyorsun" diyerek bir de ne fetvalar verdim.. Allah beni bildiği gibi yapsın.. Derya'nın omzunda ağladım, ben çocuk istiyorum diye.. Hiç utanmadan bana ne akıllar verdi.. Onu yap, bunu yap diye diye.. Her söylediğini de yaptım.. Bana çocuğun hemen olur diye aylardır içirdiği ot da uyku içinmiş.. Beni erkenden uyutup onlar birlikte ne boklar yemişler.. Yeminle düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum.. Bana oğlunu bırakıp akşam gidiyordu.. Kocamla iş yemeklerine katılıyormuş.. Bende onların çocuğuna baktım.. Niye? Çünkü salağım ben.. Tüm bunları tesadüfen öğrenmemiş olsaydım.. Daha kim bilir ne kadar salak yerine koyulacaktım.. Derya'nın eski kocasıyla karşılaştım kafede.. Karşısına geçip hiç utanmadan hesap sordum.. "Sen nasıl bir adamsın? Nasıl bir babasın? Evladını neden görmek istemiyorsun?" diye. Ne bileyim ben çocuğun ondan olmadığını.. Derya sürekli şikayet ederdi.. "Oğlumu görmek istemiyor." diye.. Adam yüzüme tuhaf bir şekilde bakıp kim olduğumu sordu. Ben de bir güzel anlattım.
"Sen gerçek misin yaa? Seni yıllardır salak yerine koyan kadını mı savunuyorsun? Ben Derya'dan neden boşandım biliyor musun sen? Lan ben senin kocan olacak o adamla bastım o orospuyu.. Hemde nere de evimde, yatak odamda.. Sen ne çocuğundan bahsediyorsun? O çocuk kocandan.. Bu kadar salak olamazsın.. Aç gözlerini.." demişti.. O adamla tesadüfen karşılaşmamış olsaydım kör gözlerim asla açılmayacaktı.. "Ah Nalan ahh.. Bu kadar salak olmak zor olmadı mı?"
Olmadı valla.. Çok güzel oynadılar benimle..
Adamla konuştuktan sonra inanmadım bir de.. Gidip Derya'ya sordum.. Canım arkadaşım hiç gocunmadan herşeyi anlattı.. Tabi ben bunla yetinir miyim? Hayır.. Gidip bir de kocamla yüzleştim.. Hiç utanmadan bana "O çocuğumun annesi ne yapmamı bekliyorsun? Ya böyle kabul edersin, yada çekip gidersin.." dedi.
Bu cümle… Beş yıllık evliliğimin özeti gibi yüzüme çarpıldı. Ne bir pişmanlık… Ne bir utanç… Ne de en ufak bir vicdan kırıntısı…
Sanki bana ihanet eden o değilmiş gibi, sanki ben suçluymuşum gibi konuştu.
Gözlerimin içine baka baka..
Ne bağırdım… Ne ağladım…
Ne de hesap sordum. Sadece baktım.
İlk defa gerçekten gördüm Okan’ı.
Aşık olduğumu sandığım adamı değil…
Gerçek yüzünü. Bomboş.
Yıllardır peşinden koştuğum, uğruna herkesi karşıma aldığım adam…
Aslında koskoca bir hiçmiş.. Ve ben bu hiçe yıllarımı verdim..
Deniz dalgaları kıyıya vurdukça içimdeki öfke de aynı ritimde kabarıp çekiliyordu. Ama fark vardı… Deniz her seferinde geri çekiliyordu. Ben çekilemiyordum.
Ben orada, o bankta otururken hayatımın beş yılını tek tek önüme serdim. Sanki biri almış, sahne sahne izletiyordu bana. Ama bu sefer farklıydı… Bu sefer aptal aşık Nalan yoktu o sahnelerde. Bu sefer izleyen bendim. Ve ilk defa net görüyordum.
“Ben bunu nasıl görmedim?” dedim kendi kendime.
Cevap basitti aslında.
Görmek istememiştim.
Okan’ın eve geç gelmeleri…
Telefonunu hep ters çevirmesi…
Bana dokunmaktan kaçınması…
Sürekli bir bahane, sürekli bir yorgunluk…
Ben hepsine bir anlam buldum. Çünkü inanmak istedim.
İnsan sevdiği kişiyi suçlu görmek istemiyor. O yüzden kendini suçlu yapıyor.
Ben de öyle yaptım.
“Ben yetersizim” dedim.
“Ben sıkıcıyım” dedim.
“Ben iyi bir eş olamadım” dedim…
Meğerse ben sadece yanlış adamı doğru sanmışım.
Başımı kaldırıp denize baktım. Gözlerim dolu dolu ama ağlamıyorum. Garip… Sanki içimde ağlayacak bir şey kalmamış gibi. Her şey kurumuş.
“Peki şimdi ne olacak Nalan?” dedim kendi kendime.
Cevap yine gecikmedi bu sefer.
“Ya burada oturup kendine acıyacaksın… ya da kalkıp hayatını geri alacaksın.”
Almak istediğim hayat kesinlikle burada değildi.. Ne olursa olsun Ankara'ya ailemin yanına gidecektim.. Asla Okan'ın dediği hayatı kabul etmek gibi bir niyetim yok.. Şimdi düşünüyorum da iyi ki bir çocuğum olmamış.. Okan gibi bir pislikten..
Ankara'da beni ne bekliyor bilmiyorum.. Ailem öğrenince nasıl tepki verecek bilmesem de gidecektim..