“Niye kusmaya gitti ki bu?” diye soran Gülay’a, “Sitres midesine vurdu, o yüzden,” dedim. Bana çevirdiği gözlerinden bir anlığına, “çok bilmiş sende,” bakışının geçtiğini gördüm ve ister istemez onun gibi düşünmeye çalıştım. Her söylenene, sorulana birinin hemen verecek cevabı olursa bende sinir olur muydum? Olurdum elbette. Onun gibi düşünürsem olurdum, bundan kaçamazdım. Eli yüzü ıslak bir halde salona geri dönen Asiye’ye, “İyi misin?” diye sorduğumda, “içerdeki tez vakitte ölse daha iyi olacağım,” dedi. Öfkesine şaşırmalı mıydım? Hayır, pek sanmıyorum. Bana göre bu öfkeye şaşırmak abesle iştigaldi. Yaşadığı çok haklı ve geç kalınmış bir duygu patlamasıydı. “Eveet bacılar, devam edelim bakalım eteğimizdeki taşları bir bir dökmelere. Dedim ya o düğün benim sonumu getirdi, işte o gece

