Kırk günlük sözde "yas" süresi bitince, derin bir rahatlama duygusu yeniden her birimizin kalbinin ve ruhunun kapılarını bütün coşkusu ile çaldı. En çok da Umut beyciğimizin. Allahım, koca konakta sanki köşe kapmaca oyunuyoruz. Adama bir haller oldu. Beni yalnız yakaladığı her yerde sıkıştırırken, canımı elinden kurtarmak için bir kırk takla atmadığım kaldı. Dayamanadım, yüzümü kızartıp Firuze nenemden yardım istedim ya! Beni sakince dinledikten sonra öyle şen bir kahkaha attı ki şaşırıp kaldım. İlk defa onu böylesine neşe ile gülerken görmüştüm. “Bunun çaresi bende değil kızım, sende. Başım ağrıyor, kıçım acıyor de!” dedi ve yine bastı kahkahayı. “Demediğimi ne biliyorsun nenem ya?” dedim ve somurtmaya başladım. Bunu bilmesi için gören gözlere ihtiyacı yoktu. “Be kızım niye anlam

