8

957 Kelimeler
Sabah uyandığımda tepemde Barlas'ı beklemiyordum açıkçası. "Ne yapıyorsun sen ayakta?" "Üzerin açık uyumuşsun, hem ayrıca acıktım." Üzerime örtülen örtüyü ayaklarımla teperek attıktan sonra "Sen yat, ben hazırlarım sana bir şeyler." diyerek mutfağa geçtim. Dün neredeyse tüm mutfak eşyalarını atmış, mutfağı temizledikten sonra yenilerini yerleştirmiştim. Zaten eski mutfakta yemek hazırlasam anca zehirlerdim çocuğu, gerçi şimdi de bunun bir garantisi yoktu ya neyse. Internet açıp çorba tariflerine bir göz attım da sanırım ameliyata girmek daha kolay olurdu benim için. Sonuç olarak en kolay olan şehriye çorbası tarifini bulup, anahtarı alarak evden çıktım. Üzerimdeki kıyafetlerle acayip komik göründüğümün farkındaydım ama umrumda değildi, Barlas görmüştü sonuçta. Malzemeleri alıp eve gidince Barlas'ın tekrar ayaklandığını gördüm. "Ben sana az önce yat demedim mi?" "Kapı sesi gelince gittin sandım." "Çorba yapmak için malzeme almaya gittim, şimdi gidip yatar mısın?" "Tamam." diyerek annesinden azar işitmiş küçük çocuklar gibi ayaklarını sürüyerek odaya giden Barlas'ın arkasından baktım. Sanırım kusarken falan görsem "Allahım ne güzel de kusuyor." diye söylenecektim. Söylediğim son cümleden sonra kendimden iğrenerek internete girip tarife bakaraktan çorbayı yapmaya başladım. "Oldu gibi, sanki galiba ya." "Kendi kendine ne konuşuyorsun öyle?" "Hiç, senin yatıyor olman gerekmiyor muydu?" "Sıkıldım be. Bence kalkayım artık ben. Hem sen ne yapıyorsun be sabah sabah?" "Çorbaaaa." "Neden? Kahvaltılıkların kökü mü kurudu?" "Hayır, ama ameliyattan çıkanlara falan çorba verirler ya birkaç gün, e sana da dikiş atıldı sonuçta. Zararlı olabilir diye çorba yaptım ben de." "Neden bu kadar düşünüyorsun ki beni?" "Çünkü sen anlamak istemesen de seviyorum ben seni. Sevgilin ya da diğer kızlar umrumda bile değil." "Ya günün birinde evlenirsem." Boğazıma takılan yumruyu es geçerek konuşmaya devam ettim, böyle bir şeyi daha önce hiç düşünmemiştim. "Evlenirsen vazgeçerim. Sevgilin çok da önemli değil bana göre, ama eğer biriyle evliysen ona aşıksın demektir. O kadar da şeref yoksunu değilim." Barlas yüzümün düştüğünü görünce çorbayı işaret ederek "Bence önce sen yemelisin, zehirlenmezsen ben de yerim." diyerek güzelim çorbama hakaret etti. "Hadi be ordan. Salçayla yağdan kim zehirlenmiş şimdiye kadar. Tamam, daha önce yemek yapmamış olabilirim ama internetten baktım sonuçta orada yazanları uygulayamayacak kadar da salak değilim yani." "Daha önce yemek yapmadın mı sen?" "Oradan bakınca Emine Beder'e mi benziyorum acaba? Temizlik de yapmamıştım ama gayet de becerebildim bence." "Ne biçim kızsın sen be." "Aaa deliye bak. Sevgilini çağıraydın da yapsaydı şimdiye kadar. En azından ben elimden geleni yaptım, kusura bakma ama bu kadar oldu işte." "Sen beni sevdiğinden eminsin değil mi? Şu an daha çok öldürmek ister gibi bakıyorsun da." "Çünkü öldürmek istiyorum. Ben seni için o kadar uğraşıyorum ve senin söylediklerine bak. Geç odaya geç, çorbaya fare zehri atıp geliyorum ben." Barlas kahkaha atarak odaya geçerken ben de çorbayı kaseye koyup peşinden gittim. "Al, iç. Ölürsün de kurtulurum inşallah." "Cidden ister misin ölmemi?" "Isterim. Her gece hangi kızla olduğunu düşünmek zorunda kalmam böylece." "Daha önce sana psikopat olduğunu söyleyen olmuş muydu?" "Çok" diyerek kaşığı ağzına teptim. "Güzel olmuş." "Fare zehri iyidir, yarasın." diyerek bir kaşık daha içirdim. "Bence siyanür daha etkili olurdu." "Bir dahaki kurbanıma inşallah." "Benden sonra sever misin başka birini?" deyince kaşık havada kaldı. "Nerden çıktı be o?" "Bilmem, merak." "Fazla merak iyi değildir yalnız." diyerek teptim kaşığı ağzına. Çorbayı içirdikten sonra kıyafetlerimi alarak odadan çıkıyordum ki Barlas'ın sesiyle bir adım geri gidip ona baktım. "Hayırdır?" "Evime gidiyorum artık." "Ama Iyileşmedim." "Bilmem farkında mısın ama bir sevgilin var. Çağır, gelip baksın." "Ya ben onun bakmasını istemiyorsam." "Gökalp?" "Yok daha neler? O beni öldürür be." Kalbimde kelebekler uçuşmayı da bırakmış, kalp krizi geçirirlerken "Tamam, ben kalırım o zaman." diyerek kıyafetlerimi geri koyup çıktım odadan. Bana kal dedi, sevgilisini değil de beni istedi. Kulaklarıma varan ağzımı toplayıp -ne kadar olduysa artık- mutfağa geri dönüp çorbayı yaparken dağıttığım mutfağı topladım. Tamam, temizlik yapmıyordum evde ama ev her zaman temiz olduğu için kirli bir eve de tahammülüm yoktu. Salona geçip koltuğa oturunca sessizlikten sıkılıp televizyonu açtım. O sırada telefonuma mesaj gelince çantaya tepiştirdiğim telefonu alıp mesajı okumaya başladım. "Seninki mi?" diyerek yanıma gelen Barlas'a salak salak baktım bir süre. "Benimki?" "Şu hep yanında olan çocuk. Hani geçen bir kıza o benim dediğin." "He Taşkın'dan bahsediyorsun, o değil." diyerek kapattım konuyu. O benim sevgilim değil falan gibi saçma sapan açıklamalar yapmayacaktım elbette. Mesajı atan Buğra'ydı. Numaramı kimden aldığını sorgulama gereği bile duymadım, annemin büyük bir memnuniyetle verdiğinden emindim çünkü. Ama cevap da vermeyecektim. "Kim peki?" "Sana ne diyeceğim olmayacak da seni neden ilgilendiriyor ki? Mesaj işte." "Merak da mı edemeyiz ya?" "Sen ne meraklı bir şey çıktın başıma be, gidip dinlensene." "Ben burada dinleneceğim." deyip oturarak ayaklarını kucağıma uzatan Barlas'a baktım. "Masaj da yapayım mı ayaklarına ister misin?" "Olurrr." Ayaklarına masaj yapmaya başlayan kadar dalga geçtiğimi sanan Barlas gözlerini belertip baktı bir süre. "Ne be? Masaj dedin yapıyorum işte." "Yok bir şey." Akşam olunca Barlas'a tekrar çorba içirip ilaç vererek yatağa götürdüm. "Sen nerde yatacaksın?" "Pek rahat olmasa da koltuk var salonda, idare eder." "Hadi gel" diyerek örtüyü açan Barlas'a baktım. "Korkma yemem seni." "Aslında ben seni yerim diye korkuyorum daha çok." Barlas gülerken "Gülme ya gayet de ciddiyim ben." diyerek ciddi durmaya çalıştım. "Hem çok deli yatarım ben, gece dikişlerine çarparım falan gerek yok." "Olmaz bir şey, gel." diyerek yatakta doğrulup beni de yatağa çeken Barlas'la birlikte yatağa düştüm ben de. "Gece sana tecavüz edersem çığlık atmak yok bak." Barlas kahkaha atıp "Tamam, çıt çıkarmam." deyince gülerek yatağa yayıldım ben de. O isteyecekti de ben yatmayacaktım ha.. Işte buna gülerdim. Uykusuzluktan ve yorgunluktan olsa gerek hemen uykuya dalarken bir ara Barlas'ın "Yeter ama." deyip belime sarılmasıyla gözlerimi araladım. "Barlas, nefes alamıyorum." "O kadar çok hareket ediyorsun ki ben de uyuyamıyorum." "Koltukta yatarım demiştim ben." "Yat uyu işte." "Ya nefes alamıyorum ki uyuyayım." "Ne nazlısın sen de be." diyerek elini gevşeten Barlas'ın elini tutarak tekrar uykuya daldım. O bana sarılıyorsa ben de onun elini tutabilirdim bence. Gerçi bana kalırsa benim ona herşey yapma hakkım vardı ya, neyse..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE