Ertesi gün okula Barlas'ın da dersinin olması mutluluğuyla gittim. Gerçi onun yaptığı tek şey sevgilisini yanına alıp oturmak oluyordu ama olsun.
Esin'e akşam telefonda dövme olayını anlatınca Barlas'ı çözemediğini ama yaptığının resmen kıskançlık olduğunu söylemişti ki bunları ben de biliyordum. Ve evet, Barlas'ı çözemeyen tek kişi o değildi ama tıp okuyan insandım ben, ne sorular çözmüştüm onu mu çözemeyecektim?
Okula girerken Buğra'nın aradığını görüp telefonu bu sefer açayım dedim. Çocuk kaç kez aramış ama cevap alamamıştı sonuçta.
"Efendim"
"Gaye Buğra ben."
"Biliyorum, mesaj atmıştın zaten."
"Ben, telefonu açmayınca numarayı bilmediğin içindir diye düşünmüştüm."
"Yanlış düşünmüşsün demek ki. Ne diyeceksen çabuk desen? Derse girmem gerekiyor."
"Buluşalım mı diyecektim de. Vaktin varsa tabi."
"Aslında yarım saatlik aram var öğlen, pek de vaktim yok yani."
"O arada konuşsak?"
"Tamam. Okulumu biliyorsundur diye düşünüyorum."
"Biliyorum, görüşürüz." diyerek kapattı telefonu. Ne konuşacağını az çok tahmin etsem de umrumda olmadı açıkçası. Sevgili falan olmamız imkânsızdı sonuçta.
Öğlen arasına girdiğimizde Barlas ve biricik sevgilisinin de ders saatleri gelmiş, bahçede oturuyorlardı. Ayça kantine doğru gidince sigara içen Barlas'ın yanına gidip sigarayı elinden çektim.
"Ne yapıyorsun sen be?"
"Sağlığına zararlı."
"Olabilir." deyip paketi cebinden çıkartınca "Ya o paketi bana verirsin ya da belimdeki dövmeyi biricik sevgiline gösterip senin yaptığını söylerim." diye tehdit ettim.
"Sana ne kızım ya, bi git."
"Veriyor musun? Gideyim mi?" diyerek geri geri kantine doğru yürüdüm.
"Al lan al, manyak." diyerek paketi elime veren Barlas'a gülümseyip paketi çöpe atınca "Vicdansız." diye bağırdı.
"Efendim canım."
"Tövbe ya." diyerek sabır dileyen Barlas'a gülümseyerek baktım. Madem sevgilinden tırsıyorsun ne diye kalkıp ismini yazıyorsun orama burama değil mi ama?
Mehmet ve Esin'in yanına dönerken Buğra'nın arabadan inip bana doğru geldiğini gördüm.
"Selam."
"Selam, naber?"
"Iyi, senden?"
"Iyi işte, ne olsun. Herhangi bir şey konuşacak mıyız yoksa arkadaşlarımın yanına mı gidelim?"
"Aslında konuşsak iyi olur." diyen Buğra'yı Esin ve Mehmet'le tanıştırıp kantine sürükledim.
"Konuşalım hadi. Derse az var."
"Aslında konu oldukça kısa ama anlatması zor."
"Direk konuya gir o zaman." derken Gökalp ve Barlas'ın kantine girdiklerini gördüm.
"Bizimkiler yemeğe çıktığımızdan beri çok sıkıştırıyorlar beni, bilmiyorum aynı durum sende de var mı ama ben artık gelip konuşayım dedim."
"Annemler bana sıkı yönetimin ters tepeceğini çok iyi bildiklerinden bende öyle bir durum yok ama o gece bir şeyler anlamıştım zaten."
"Eee?"
"Ne e si? Onlar istiyor diye çıkacak ya da evlenecek değiliz."
"Peki ben de istiyorsam?"
"E o da senin sorunun." deyip yapmacık bir şekilde gülümsedim. Bence önemli olan benim ne istediğimdi ki bu kesinlikle Buğra değildi.
"Denesek?"
"Ordan bakınca deneme tahtasına mı benziyorum ben Buğra?" derken telefomun titrediğini fark ettim.
Barlascığım çok romantik mesaj atmış cidden..
'Ben buna dalarım bak.'
Mesaja sırıtarak baktıktan sonra bir masa ötede oturan Barlas'a aynı alaycı bakışlarımı çevirdikten sonra telefonu cebime geri koyup Buğra'ya döndüm.
"Ya öyle değil. Sadece sevgili olmak istemiyorsan takılalım bir süre anlamında dedim. Iyi insanımdır ben."
Telefonum titrerken aldırmayıp "iyi insanları pek sevdiğim söylenemez." diye cevap verdim.
"Açık açık istemiyorum diyebilirsin, cümlelere anlamlar kazandırmana gerek yok."
"Tamam, istemiyorum." deyince çocuk bir bozuldu tabi. "Bak çok iyi olabilirsin, hatta tanısam iyi anlaşılız belki. Ama benim seni sevmemi isteyemezsin benden, geç kaldın çünkü." diyerek gözlerine baktım.
"Başkasını seviyorsun yani."
"Evet" diyerek onayladım. Sırf Barlas'a inat olsun diye kimsenin duygularıyla oynayamazdım.
"Hmm, anladım."
Barlas'ın gülümsediğini görüp gülümsedim ben de. Istediğini duyan Barlas masadan kalkarak çıktı kantinden.
"Sevgilin olduğunu ailen neden bilmiyor peki?"
"Sevgilim olmadığı için."
"Ne yani sen çocuğa aşıksın ama sevgili değilsiniz öyle mi?"
"Aynen."
"Tamam işte, biz çıkalım o zaman."
Bu ne arkadaş Taşkın öpüşelim der, bu çıkalım..
"Başkasını seviyorum dedim."
"Ya tamam, anladım dedim ben de. Annemler çok sıkıştırıyorlar ve ben sevmediğim ve beni sevmeyen biriyle evlenmek istemiyorum. Onlara birlikteyiz deyip bir kaç gazeteciye poz verir sonra sen istediğin zaman ayrılırız."
"Tamam, hadi ayrılalım." deyince ikimiz de kahkaha attık.
"Of Gaye ya."
"Ay ne var. Istediğin zaman dedin. Hem işin sonunda bok yoluna gidip kendimizi evli falan bulmayalım sonra."
"Saçmalama be. Gazozumuza ilaç atıp bizi evlendirecek değiller ya. Istemiyoruz der ayrılırız."
"Hmm" diyerek şöyle bir düşündüm. Barlas'ın sevgilisi varsa benim de olabilirdi bence, gerçi o Taşkın'ı sevgilim sanıyordu ama sonuçta Buğra daha yakışıklıydı.
"Hadi kızım ya, ne nazlandın. Allah korusun evlenme teklifi falan etsem yirmi yıl düşünürsün sen."
"Of be, tamam. Ama bak öyle gösteriş yapacağım diye oramı buramı ellersen basarım tokadı."
"Tamam, ellemem söz." diyerek gülen Buğra'ya bakıp güldüm. Kafa çocuktu aslında, sevgili değil ama arkadaş olabilirdik bence. Ben de iyice gel yakışıklı gel seninle de kanka olalım,gel anasını satayım diyen kızlara döndüm arkadaş ya.
Ahh Barlas ah, ben bunun öcünü almaz mıydım senden?