Melike kollarımda uyumuştu yorgunluktan, tüm gün koşturduğu için böyle oluyordu işte. Neredeyse 9 bile olmamıştı saat, ama uyuyakalmıştı yine de. O uyuduktan sonra tam yanına uzanacağım sırada kapı çaldı. Kapıya öyle bir yavaş vurulmuştu ki duymakta bile zorlanmıştım, Melike'nin uyanmasından korktuğum için hızla kapıya gittim ve ben açtım. Karşımda Aytaç'ı görmeye beklemiyordum, şaşkın bir şekilde baktım ona. "Aytaç, sen nereden çıktın böyle?" Sorun saçma soru kafasını karıştırmışa benziyordu. Yavaşça kaydı ve odaya girdi. Tam karşımda duruyordu, ve onun yanımda olması bile nabzımı hızlandırıyordu. Gözü Melike'ye kayınca kolundan tuttu ve beni balkona sürükledi yavaş bir şekilde, ona hayat uydurdum hemen. "Sana meyve tabağı hazırlattım, birkaç dakikaya kadar gelmiş olur. Bir de zi

