2- Gelgit

3771 Kelimeler
Gözümü açtığımda gözüme çarpan serumla ve yatağımın ucunda ki dosyalarla hastane de olduğumu anlamıştım. Hiç bir şey hatırlamıyordum. Kafamda sadece bir kaç kelime yankılanıyordu. "İyi olacaksın ufaklık." Bu cümleyi muhakkak biri dediği için aklımda kalmıştı, çok takılmadım çünkü başım çok kötüydü. Elimi şakaklarıma bastırdım. Ama unutamadığım ve beni yakan bir cümle daha vardı beynimde. "Kızımın katili sensin, senin katilin ben olacağım." Bu benim bir daha bu yataktan kalkmak istemediğimin belgesiydi sanırım. Buraya çivilenip ömrümün sonuna kadar bitkisel hayatta ilerlemek istiyordum. Ayrıca hastanelerden nefret ediyordum. Gözlerimi etrafta gezdirdim. Tabikide yalnızdım. Benim kimsem yoktu çünkü. Bu hayatta gerçekten kimsem yoktu. Beliz ve Nevranın da bu durumdan haberinin olduğunu düşünmüyordum. Umursamadan kolumda ki serumu çıkardım ve hazırlanmak için kenarda ki dolaptan katlı olan kıyafetlerimi alıp banyoya ilerledim. Aynadan yansımama baktığım da çiziklerle ve patlaklarla neye uğradığımı şaşırdım. Suratımın kenarlarında ve boyun kısmımda çizikler vardı. Elimi kaşımda ki çiziğe doğru götürdüm. Daha sonra ne yaptığımı fark ettim. İlk defa bu hale geliyormuşsun gibi davranma aptal. Omuzlarımı düşürdüm gözümden akan yaşı sildim. Yorgun hissediyordum. Savaşamayacak kadar yorulmuştum. Üstümü giyip hızla banyodan çıktım. Ayağıma takılan gülle eğilip onu aldım. Odanın içerisine baktım bir süre. Suratıma istemsiz bir gülümseme gelecekti ki içeri geri kaçtı. Hiç bir şey anlamasam da gül'ü kenara bıraktım ve çantamı alıp odadan çıktım. Hastane koridorunda ilerlerken "EYLÜL!!!" denen sesle olduğum yerde durdum. Bu ses... Bu ses benim en yakınıma, Beliz'e aitti. Ağladığını görünce telaşlanarak yanına gittim ve çenesini ellerimle tutup kaldırdım."Neyin var ? " diye sorduğumda "Korktum aptal. Bu sefer gerçekten çok korktum." Diyip sıkıca sarıldı. Yavaşça yaşadıklarımı hatırlayınca küçük bir tebessümle "Bende bir şey oldu sandım. İyiyim polyanna. İyiyim." Dedim. Sarılmaya devam ederken Nevra geldi ve işte şu iki insandan başka kimsem yokmuş onu fark ettim. "Şirinemiz , bu aceleni neye borçluyuz? " diye sorunca sustum. "Hadi gelin sizi eve bırakayım. Hala ayılamamışsınız." Gülümsedim ve ikisinin koluna girdim. "Çıkış işlemlerini hallettim ben." Nevraya gülümsedim. "E sen harikasın !" Memnuniyetsizce kafasını salladı. "Yürü Allah aşkına. Elimden kaza çıkacak." Hastaneden çıktık. "Beni hastaneye kim getirdi ?" Arabaya bindim ve kozlara baktım. "Bilmiyoruz. Beni aradı bir numara. Hastaneye götürdüğünü söyledi. Ama 2 arabaydılar. Birisi senin arabandaydı. Sonra diğer arabaya binip gittiler." Kaşlarım çatıldı. Kim olabilirdi ki ? Arabayı çalıştırdım ve kızların evine doğru ilerledim. Beni kim hastaneye getirirdi ki ? Kafamda ki belirsizlikler çoğalmaya başlamıştı ama vücudumda ki ağrılar ağır basıyordu. Kızların evine geldim. "Hadi Eylül." Nevra yüzüme bakıyordu. "Bugün bizimle kalacaksın." Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Eve gidip uyumak istiyorum." Beliz omzuma dokundu. "Eylül. İzin ver artık. Acılarına yakılaşmamıza izin ver." Kafamı cama doğru çevirdim. "Yarın görüşelim o zaman olur mu ?" Kafamı olumlu anlamda salladım. "Benim tek ailem sizsiniz biliyorsunuz değil mi ?" Dolan gözlerim Nevra ve Beliz de geziyordu. İkiside yanağımdan öpüp arabadan indi. Kendimi müziğin ritmine bırakıp hızlı bir şekilde sokaktan ayrıldım.. ---- Saat 21:30. Şükür eve gelebilmiştim. Kapıyı açıp eve göz attım. Sessizdi. Fazla sessizdi. Babam ? Koltukta oturmuş sakin bir şekilde içkisini yudumluyordu. Suratı mahvolmuştu. Yüzünde morluklar ve çizikler vardı. Dayak yemiş gibiydi. Aklıma Nevra geldi. Bir şey yaptırmış olabilir miydi ? Olumsuz anlamda cevap verdim içimden. Beni hastaneye getiren adamlar ? Sahi kimdi o adamlar ? Kafasını bama çevirdiğin de hiçbir şey demeden yukarı çıktım. Hayret peşimden gelip beni dövmemişti. Bizi gördüğünde muhakkak döverdi çünkü. Bu halimle kimseyi görmeye halim olmadığı için hemen odama çıktım. Kısa bir duş alıp saçlarımı kurutmadan yatağa girdim. Yatağın sol tarafında birisini hissediyordum. Komidinin üzerinde ki gece lambamı açıp arkamı döndüm. Gördüğüm yüz ile yerimde sıçrarken ağzımdan ufak bir çığlık kopmuştu. Bu oydu.. Ben hayal mi görüyordum acaba ? Bir rüyanın içerisinde miydim ? "Senin.. senin ne işin var burada ?" Gözlerim karanlığın içerisinde parlayan kehribarlarına bakıyordu. Kafasını yatağımın başlığına yasladı ve ayaklarını uzattı. Gözlerini karşı tarafta ki dolabıma dikti. "O adam seni dövüyor." Ağzım hayret ile aralandı. Kalbimi avucunda hissediyorum. Deli gibi sıkıyordu ince parmakları ile. Ve bunu yaptığın farkında bile değildi Belkide. Kesik bir nefes aldım. "Senin burada ne işin var diyorum ?" Gözlerini dolaptan çekmiyordu. Kafasını neden bana çevirmiyordu ? "Ölecektin az daha." Koluna bir çimdik attım. Artık suratıma bakması gerekmiyor muydu ? Babamın suratı gözlerimin önüne geldi. "Onu sen mi dövdün ?" Kaşlarım havaya kalkmıştı. Kafasını salladı oldukça yavaş bir şekilde. Ayağa kalktı ve odamın içerisinde ki banyoya girdi. Hayretle onu izliyordum. Evimi nereden bulmuştu ? Dayak yendiğimi ne ara görmüştü ? Babamı neden dövmüştü ? Bütün bunları neden yapmıştı ? Aklım almıyordu bu olanları ! Elinde ki kutu ile yanıma geldi ve tam karşıma oturup bağdaş kurdu. "Kaşının orada ki bezi değiştirmen gerekiyor." Kaşlarını çatmış bir şekilde yüzümü inceliyordu. Odayı aydınlatan loş ışık beni kehribarlarına bakmaya zorluyordu. Kaşımın üzerinde ki bezi kaldırdığında dişlerimi birbirine bastırdım ve refleks olarak geri çekildim. Kaşları daha çok çatıldı ve kutunun içerisini açtı. Ben ise tüm hayranlığım ile yüzünü inceliyordum. Bez ile kaşımın kenarını siliyordu. Oldukça ciddi bir surat yapısı vardı. "Beni hastaneye sen mi götürdün ?" Olumlu anlamda mırıltılar çıkararak ameliyat yapıyormuşcasına büyük bir ciddiyetle kaşıma bakmaya devam ediyordu. Sargı bezine benzeyen şeyi aldı ve makas ile kesmeye başladı. "Evimi nereden buldun ve evime neden geldin ?" Kaşımın pansumanını bitirdi ve gözlerini gözlerime dikti. Aramızda yok denecek bir mesafe vardı. Derin bir nefes aldım. Biraz daha yaklaşsa kirpikleri değecekti tenime. O kadar yakınımdaydı ve nefesi tüm vücudumun titremesine neden oluyordu. Kokusu beynimin uyulmasına, ayaklarımın karıncalanmasına sebep oluyordu. O kadar ferah bir kokusu vardı ki.. Bir erkeğe göre oldukça ferah kokuyordu ve asla boğucu değildi kokusu. "Hayatıma karışılmasından hiç hoşlanmam." Gözleri dudaklarıma kaydı ve tekrar gözlerim ile buluştu. Dile ile dudaklarını ıslattı ve ağzını araladı. Daha sonra nefesini bıraktı ve yataktan kalktı. "Sana özel bir durum değil. Dün gece o masaya koyduğun parayı vermeye geldim. Ve halini görünce yardım ettim." Peşinden bende ayağa kalktım. Ceketini giydi ve odamın kapısını açtı. "Özel olarak algılama. Bizde kadına saygı her şeyin önünde gelir." Kaşlarım havaya kalktı. Hışımla odadan çıktı ve arkasında bakakalan bir ben bıraktı. Neydi bu şimdi ? --- Gözlerimi beni nazikçe dürten iki elle açtım. Aklıma dün gece gelmişti. Yaşadığım şey hayal mi gerçek mi onu bile kestiremiyordum. Bir yanım rüya diye bağırırken bir yanım hayır gerçek diyordu ve ben mecburen yine içimde kavga ediyordum. Kolumun daha çok dürtülmesi ile kafamı kaldırdım. Baş ucudum da dikilen Damlayı görünce kendimi otobüs durağın da vapur bekliyomuş gibi hissettim. Ablam beni asla kaldırmazdı. O odasından çıkmazdı. Yanıma gelmezdi. O gülümsemezdi bile.. Eliyle kapıyı işaret edince içeriye giren kişiye odaklandım. Ki odaklanmaz olaydım. Ağzımdan birkaç küfür çıkarken şu an yaşadığım şeyde rüya gibi geliyordu. Yaşadığım şokun etkisinden ne kadar çıkamasam da bir tarafım onun gerçek olduğunu haykırıyordu. Dudaklarımı araladım ve zorda olsa mırıldandım.. "Abi ?" "Ne işin var burada ? Canına mı susadın ?" Yataktan doğruldum ve karşımda boş surat ile bana bakan abime baktım. "Kendini düşünmüyosun, anlarım. Peki ya Damla ? Onu nasıl düşünemessin ! O bizim gibi değil ! Savunamaz kendini ! Onu nasıl bir tehlikeye attığının farkında mısın sen ?" Cevap vermeden sadece suratıma bakıyordu. Bu kadar sorumsuz davranamazdı ya. Bu kadar bencil olamazdı değil mi. Sinirle elimi duvara vurdum. "Lanet olsun anladın mı ? Bıktım! Biraz ya, biraz düşünerek hareket edemez misin ? Nefret ediyorum ! Hepinizden ! HEPİNİZDEN !" Bağırarak odadan çıktım ve merdivenlerin başında dudaklarını birbirine bastırmış derin nefes alan Elmas teyze ile karşılaştım. Onu da arkamda bırakarak evden çıktım. Hızlıca arabama bindim ve saniyeler içerisinde sokaktan ayrıldım. -—————— Şu an en sevdiğim yerdeydim. Uçurumun tam kenarında. En zor zamanlarım da buraya gelip saatlerce burayı izlerdim. Bana birçok şeyi anlatıyordu bu uçurum. Hayatı, yalnızlığı, acıyı, mutluluğu.. İnsanların ne kadar boşa kürek çektiğini anlatıyor bu uçurum bana. Sığındığım bir limandı bu uçurum benim için. Kaçtığım, saklandığım evimdi. Sanki buraya gelince üzerime bir film geçiriliyordu ve bu hayatta ki kimse ile iletişime geçmek zorunda değilmişim gibi hissediyordum. O yüzden kimse bilmiyordu burayı. Beliz ve Nevra bile. Kimsenin bilmesini de istemiyordum. Koluma dokunan ellerle olduğum yerde sıçradım. "İntihar mı edeceksin ?" Gözlerim hayretle aralandı. Geceyi aydınlatan gözleri ile bana bakan kişi Urazdı. Kaşlarım daha çok çatıldı. "Sen.." Yanıma oturdu ve bağdaş kurdu. "Nereden biliyorsun burayı ?" Gözlerini gözlerimden çekti ve karşısında ki denize baktı. "Çok fazla sorguluyorsun. Saatimi unutmuşum dün akşam. Oy almaya geliyordum ama ağlayarak evden çıktığını görünce takıldım." Ellerini arkasına yasladı. "Ama intihar etmeye geldiğini bilmiyordum." Kafasını bana çevirdi. "Bilseydim hiç rahatsız etmezdim seni." Kaşlarım havaya kalktı. Bu umursamaz tavırlar, rahat hareketler. Gerçekten tek derdi beni uyuz etmek miydi ? "O zaman şimdi de rahatsız etme. Lütfen." Dedim ve önüme döndüm. "Görgü tanığı oldum. Maalesef gidemem." Derin bir nefes aldım ve dirseklerimi dizime yasladım. Ellerimi saçlarımda gezdirdim ve derin bir nefes aldım. "Mutsuzken veya sinirliyken birileriyle konuşmaya ihtiyaç duyanlardan değilim." Kafasını salladı olumlu anlamda. O kadar çok yorulmuştum ki artık. Onun neden burada olduğunu ne amaçla burada olduğunu bile sorgulamaya halim yoktu. "Onun sana bunu yapmasına neden izin veriyorsun ?" Gözlerimi karşıya çevirdim. "Kendimi kurtarmak için ablamı o sandalyeye mahkum edemem." Gözlerimi sıkı sıkı kapattım yaş akmaması için. Ağlamak istemiyordum. "Onun seni öldürmesini bekliyorsun yani ?" Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Bir gün kızı olduğumu anlamasını bekliyorum." Eğer babanız yok ise, her zaman kolunuz kırıktır. Ve tedavisi yoktur o kırığın. Babanız yoksa eğer güçlü kalmak zorundasınızdır. Çünkü insanlar daha acımasız gelir üzerinize. Daha fazla üstünüze basarak ezer sizi. Mutsuzsunuzdur. Ne kadar hayatınız harika gibi davransanız da bir tarafınız eksik devam edersiniz yola. İnsanlara güvenemezsiniz, tetikte olursunuz her zaman. Yeri gelir onun yerine geçip baba olmamız gerekir. Evet benim babam belki yaşıyordu ama eminim ölmüş olsaydı bu kadar canımın yanmasına sebep olmazdı. Onu hep mutlu hatırlardım. Son hali ile kazırdım onu aklıma. Bana olan sevgisiyle, Gülen gözleri ile hatırlardım. "Ben biraz yalnız kalmak istiyorum." Dedim gözlerimi önümde ki bomboş uçurumdan çekmeden. Kafamı ona doğru çevirdim. "İntihar etmeyeceğim. Sadece kendimle kalmak istiyorum. Kendimle konuşmaya ihtiyacım var." Kafasını salladı ve ayağa kalkıp gitti. Gitmesini isterken bir yanım kalması için yalvarıyordu. Anlatmaya ihtiyacım vardı belkide. Hayatımı bilmeyen, belkide bir daha suratını hiç görmeyeceğim birine hıçkırarak her şeyi anlatmaya ihtiyacım vardı belkide. Ne önemi vardı ki ? Sen yalnızsın Eylül. Bunu o aptal aklından çıkarma sakın. Senden başka kimsen yok. ——————— Saatlerdir buradayım. Bağırarak ağlamıştım. Bağıra bağıra içimi dökmüştüm. Rüzgara karışmıştı tüm acım. Ağlamaktan sızlayan gözlerimi açamıyordum sanki. Yorulmuştum, ağladıkça daha çok yorulmuştum. Ağladıkça yüzümde ki yaralar acımıştı ve onlar için daha çok ağlamıştım. Miğdem bulanmıştı ve uykum gelmişti. Tüm acılarımı bu uçuruma emanet ediyordum şimdi. Tüm derdimi, sırrımı, acılarımı saklayacaktı. Gözyaşlarımı sildim ve arkamdan gelen ses ile kafamı oraya çevirdim. Çevirmem ile donakalmam bir olmuştu. Arabanın ön kısmına sırtını yaslamış oturuyordu. Bir dizini kendine çekmiş diğerimi uzatmıştı. Kolunu kendine çektiği dinin üzerinden sarkıtmıştı. Gözleri ise benim üzerimdeydi. Gitmemiş miydi ? Anlam veremediğimi belli ederek suratımı ekşitmiştim. Neden gitmemişti ? Neden şu an buradaydı ? Bu kadar şeyin içerisinde aklımı bulandırmasını istemiyordum. Ama içimde ki gülümsemeye engel olamıyordum. Yüzümü uçuruma döndüm ve dudaklarımın yukarı kıvrılmasına müsade ettim. Bu yaşadığım dengesizliğin bir adı var mıydı ? ———————— Hava kararmak üzereydi. Ben ise hâlâ buradaydım. Arkama bakmaya korkuyordum. Gittiğini görürsem üzülebileceğimden korkuyordum. Aslında bu hissettiklerimin bir adı yoktu. Yaşadığım şeylerden beni uzaklaştırabilen birisi çıktığı için ruhum arıza vermişti. Tüm olup biten buydu aslında. Başka hiçbir şey ile bağlantısı yoktu bu durumun. Hava soğuktu ve üşümüştüm. Ağlamayı da kesmiştim artık. Ama buradan kalmak istemiyordum. Sırtım da hissettiğim ceketle sırtımın üstünden arkama baktım. Uraz... Adının anlamı neydi acaba. İlk defa duymuştum ve garip geliyordu. Anlamı güzel bir kelime olsa gerek.. Kendi kendime konuşmalara dalmamı kesen şey onun sesiydi. "Sakinleştiğine göre gidelim artık. Hava da karardı. Buraların da pek tekin olacağını düşünmüyorum." Deyip elini uzattı. Elini tutup kalktığım da sıkıca kendine çekti. Kollarını belimde hissediyordum. Vücudum da yaşadığım ani elektrik ve sonrasında ki uyuşma yüzünden hareket edemiyordum. Ellerim havada öylece kalmıştım. Şu an sarılmasının amacı neydi ? "Bunu neden yapıyorsun ?" Kaşlarımı çatarak geri çekildim ve yüzüne baktım. Hiçbir şey demeden gözlerime bakıyordu. "Acıyor musun yoksa bana ?" Kafasını olumsuz anlamda salladı. "O zaman neden yapıyorsun ?" Ağzını aralamıştı ki elimi havaya kaldırdım. "Boşversene. Bunun cevabını duymak istediğime emin değilim." Onu o gece o kızla görmüştüm ve sonrasın da nelerin olduğunu anlamak için süper zeka olmaya gerek yoktu. Belki Halime acıyordu, belki kız kardeşi olarak görüyordu. Ben ise bunları duymak istemiyordum. Gözlerine baktım uzun bir süre. Gerçek değil gibiydi. Dün gecede öyleydi. Hayal ve rüya karışımı gibiydi. Kafamı belli belirsiz salladım ve yürümeye başladım. Kendi arabama doğru adımlarken kolumdan tuttu ve sağ tarafa doğru peşinden çekmeye başladı. "Arabam." Dedim yüksek olduğunu düşündüğüm ama fısıltı gibi çıkan sesim ile. "Bizim çocuklar almaya geliyor. Sende o eve gitmiyorsun." Kafamı olumsuz anlamda salladım. Kapıyı açtı ve içeri girmem için bekledi. "Evime gitmek istiyorum." Koltuğa oturttu ve kemerimi taktı. Gözlerini gözlerimde hissettim. Hafif koyulaşmıştı göz rengi. "Yok öyle bir dünya." Kapımı kapattı ve sürücü kısmına geçti. "O zaman Nevralara götürebilir misin ?" Derin bir nefes aldı ve arabayı çalıştırdı. Kafamı cama yasladım ve boş etrafı izlemeye başladım. Nevraya kısa bir mesaj atmıştım. "Ben teşekkür ederim." Kafasını bana çevirdi ve tekrar yola döndü. "Ne için ?" Gözlerimi yoldan çekmemeye özen gösteriyordum. "Yalnız bırakmadığın için." Bir süre sessiz kaldı. "Borç defterin kabarıyor benden söylemesi." Kafamı ona çevirdim. "Orası senin mekanın mıydı ?" Dikiz aynasından arkaya baktı ve yola döndü tekrar. "Evet." Kaşlarım kalktı. 'O kız da sevgilisi o zaman !' Şu an araya girmenin hiç sırası değil ama. "Senin kulağında kulaklık falan mı var yoksa sürekli böyle konuşuyor musun kendi kendine ?" Ne kadar da uzun bir cümleydi bu. Al işte rezil olduk aptal. "Çok anlaşamıyoruz da kendisi ile." Alt dudağını ısırdı. Yanan selektör ile kafamı arka tarafa çevirdim. Benim arabamdı. Arkasında bir araba daha vardı. "Senin arkadaşların mı ?" Kafasını salladı. Siyah araba yanımıza yaklaşırken camını açtı ve bize doğru baktı. Urazın gözlerine baktı ve kafasını yola doğru uzattı. Arabayı önümüze doğru kırıp hızını arttırmıştı. Uraz da aynı şekilde hızını arttırınca elimi kenara koydum ve sırtımı koltuğa yasladım. "Yavaşlar mısın ?" Kafasını bana çevirdi ve tekrar önüne döndü. Siyah araba ile bildiğin yarışa girmişlerdi. Hızın arttığını hissederken elimi refleks olarak vitesin üzerinde ki elinin üzerine koydum. "Yavaşla !" Nazlı, küçük kız kardeşim trafik kazasında ölmüştü. Arabaları ne kadar sevmesem de hız yapanlar panikatak olmama sebep oluyordu. Kaşlarını çattı ve arabayı yavaşlattı. Gözleri elimdeydi. Yaptığım şeyi sonradan fark ederek hızla ellerimi çektim. "Pardon !" ——————— Arabadan indim ve soğuk rüzgarın suratıma çarpmasına müsade ettim. "Eylül !" Binanın dış kapısından bana doğru koşan Eylüle baktım. Yanıma yaklaştığında kollarımı sardım ona. "Çok korktum." Dedi kısık sesi ile. Ondan ayrıldım ve Uraza dönmek için Uraza baktım. Benim arabam ve arkasında bir araba daha vardı. Benim arabamda olan kişi indi, anahtarı ve çantamı Uraza verdi. Daha sonrasında bizim geldiğimiz arabaya adımlayıp içeri girdi. Uzun boylu kumral oldukça yakışıklı birisiydi. Çok tarz bir görüntüsü vardı. Uraz çantamı ve arabanın anahtarını uzattı. Aldım ve koluma astım çantamı. "Dikkatli ol." dedi ve benim cevap vermemi beklemeden arabasına bindi. Kaşlarım çatılırken Nevra ile birlikte binaya girdim. "Onunla nereden tanışıyorsun ?" Dedi binanın içerisine girdiğimizde. Asansörün önünde durduk ve derin bir nefes alıp içeri girdim. Geniş bir asansördü ama beni germeye yetiyordu. Ama merdivenleri kullanamazsın çünkü 12. Katta oturuyorlardı. Asansörün durması ile kollarımı Nevraya sardım. "Düştük ! Asansör düştü !" Dizlerimin üzerine düşecektim ki Nevranın bağırmasına kulak kabarttım. "Eylül geldik hadi !" Gözlerimi araladım ve etrafa baktım. Açık olan asanör kapısından hızla çıktım. Etrafıma bakarak elimi kalbime koydum ve derin derin nefes almaya başladım. "Kalbim çıkacak resmen korkudan." Gülümsedi ve eve doğru yürüdü. "Korkudan değildir o." Kaşlarımı çattım ve peşinden gittim. Neyi ima ediyordu ? Anahtar ile kapıyı açtı ve içeriye girdik. "Oturuyorsun ve bana hesap veriyorsun." Kaşlarımı havaya kaldırdım. "Ne hesabı ?" Kafasını salladı olumsuz anlamda ve koltuğa oturdu. Sabaha kadar sorgu var hazır ol Eylül. Karşısına oturdum. "O adama karşı bir şeyler hissetmiyorsun değil mi ?" Kafamı koltuğun başına yasladım. "Neden ?" Derin bir nefes aldı ve yüzüme bakmaya devam etti. "Çünkü sana göre birisi değil." Kaşlarımı çattım. Nevra tanıyor muydu ? İçimde ki meraka yenik düşerek sordum. "Sen tanıyor musun ?" Kafasını salladı olumlu anlamda. "Çok bir bilgim yok. Dergilerden gördüğüm kadarı ile. Çok ünlü bir iş adamı ve çok tekin işler yaptığı da söylenemez." İçimde ki meraklı Eylül tırnaklarını yemeye başlamıştı bile heyecandan. "Sen nerden tanıyorsun anlat." Olanları kısa bir özet şeklinde anlattım. "Şu an sana hayatının aşkını buldun demeyi çok isterdim ama bu tamamen saçmalık. O adamdan uzak duracaksın." Elimi havaya kaldırdım. "Birdahaki karşılaşacağımızı sanmıyorum zaten." Bu cümleyi kurarken içimde bir burukluk olmadı değildi tabi. Orta sehpaya uzandı ve üzerinde ki dergiyi aldı. Sayfalarını karıştırdı ve bir yerde durup kaşlarını çattı. Daha sonra yüzüme baktı ve dergiyi önüme koydu. "İsabet olur." Dergiyi elime aldım ve gözlerimi kısarak okumaya başladım. "Ünlü mafya, sahalara geri döndü !" Dergide ki fotoğrafa baktım. Bizim orada olduğumuz gece. Esmer olan kızla oldukça samimi fotoğrafları vardı. İçimin eziliyor gibi olması normal miydi ? Karnımın ağrıması. Nevra haklıydı. Salak salak hayaller kurmaman gerekiyor Eylül. ——————— Kızlarla birlikte güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra okula doğru yol almıştık. Dün eve geldiğimde Beliz uyuyordu. O yüzden konulara pek hakim değildi. Arabayı park ettim ve okula doğru yürümeye başladık. "Bugün dışarı da bir şeyler mi yapsak ?" Ses Belize aitti. "Sen sevdin bu gece hayatını." Nevra kolunu attı Belize doğru. "Fena sardı beni ya." Merdivenleri çıkmaya başladım. "Biz senin kusmuğunu temizlemekle vakit geçirdiğimiz için hiç sarmıyor açıkçası." Olumsuz mırıltılarını duydum. "Bence hafta sonu bir meyhane yapabiliriz." Gözlerim fal taşı gibi açıldı. İyice kafayı yemişlerdi. Nevra güldü ve koluma girdi. "Efkar severiz." —————— Dersten çıkalı yarım saat olmuştu. Bahçede bir masaya oturmuş kahvemi yudumluyordum. Kızların dersinin bitmesini bekliyordum. Aklıma dün gece gelmişti. Daha doğrusu dergide gördüklerim gelmişti. Urazın bir mafya olduğunu öğrenmiştim. Çok korkmama sebep olmamıştı çünkü dedemden biliyordum bu tarz şeyleri. Ama o kızla olan fotoğrafı mıh gibi kazınmıştı aklıma. Sevgilisiydi belliki. "Çok derindesin." Duyduğum ses ile düşüncelerimden arındım ve kafamı salladım tedirginlikle. Gerçek miydi bu ? Karşımda oturuyordu. "Hı ?" Diye çıktı ağzımdan kelimeler bir anda. Karşıma oturdu ve bacağını dizinin üzerine atarak arkasına yasladı. Çevredeki masaların bize doğru baktığını görebiliyordum. "Burada mı okuyorsun ?" Dedim kaşlarımı kaldırıp ona bakarken. Gülümseyerek kafasını olumsuz anlamda salladı. "Okul yaşımı geçeli çok oldu." Arkama yaslandım. "E neden buradasın ?" Tek kaşını kaldırdı ve oturuşunu gevşetti. "Burnunu her şeye sokma ufaklık." Ufaklık.. Beni gerçekten küçük bir kız gibi görüyordu ve yaptığı tek şey bana acımaktı. Nevranın söyledikleri yankılandı kafamda. Aklıma dergide ki görseller gelince oturduğum yerden kalktım. "Güzel." Yanından geçip gidecektim ki bileğimde oldukça sert bir el hissettim. Olduğum yerde kalırken Urazın kokusunu dibimde hissediyordum. "Elini çeker misin ?" Dedim sinirli tutmaya çalıştığım sesim ile. Bu yakınlaşma ruhumu rahatsız ediyordu. Etrafta ki gözleri iyice üzerimize toplamıştık. "Cık." Dedi olumsuz olduğunu belli eden ses ile. Kafamı ona çemkirmek için çevirecektim ki bu kadar yakınımda olduğunu tahmin etmiyordum. Gözlerim o kaybolduğum kehribarlardaydı. Gözleri dudağıma kaydı. Ben ise kehribarlarından çekemiyordum. Gülümsedi ve bileğimde ki elinin geçirdiğini hissettim. "Şimdi gidebilirsin." Dedi ve kolunu merdivenlere doğru uzattı. Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım. "Neydi bu ?" Omuzlarını kaldırıp indirdi. "Kendine sor." Parmağımı göğsüne bastırdım. "Benden uzak dur." Kafasını olumlu anlamda salladı dalga geçer gibi. "Emredersin." Sinirle arkamı döndüm ve merdivenleri tırmandım. Beliz okulun kapısından çıkıyordu. "Şirine." Gülümsemeye çalışarak yanına gittim. "Nevra çıkmadı mı daha ?" Kafasını olumsuz anlamda salladı. "Yok onun daha yarım saati var." Kafamı olumlu anlamda salladım. "Hadi gel bir kahve alıp oturalım. Hem onu beklerken konuşmuş oluruz." Kafamı az önce kalktığım yere doğru çevirdim. Uraz orda görünmüyordu. "Yok ! Biz başka şeyler yapalım. Ben sabahtan beri oturuyorum. Otur otur belim çatladı." Omuzlarını silkti. "Olur." Dedi. Ve bahçede yürümeye başladık. Urazın tavrı, hareketleri gözlerimin önünden gitmiyordu. ———————— Okuldan çıktıktan sonra kozları bıraktım ve oradan eve geçtim. Biraz daha sakin duruyordu ortalık. Babam etrafta gözükmüyordu. "Eylül." Mutfaktan çıkan abime baktım. Elinde ki kahve bardağından bir yudum aldı. "Gelsene." Yanına doğru adımladım. Mutfağa geçip bana da bir kahve yapmıştı. Bahçe kapısından dışarı çıktık ve ileride ki puflara geçtik. "Sorumsuzca olduğunun farkındayım. Ama yıllardır oradayım Eylül. Kendi rızam olmadan. Cehennemdem bir farkı yok." Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Damla sen geldiğin için çok mutlu oldu." Kahvesini kenara koydu. "Sen olmadın mı ?" Elim ile saçlarımı geri attım. "Ben hissetmemeyi tercih ediyorum. Mutlu olmak için güzel bir sebep ama halim yok." "Sana yaptıklarını biliyorum." Korkulu gözlerimi ona çevirdim. "Buraya bu yüzden geldim. Kontrolden çıktığının farkındayım. Oradan kurtulmam lazımdı Eylül. Orası bir hapishane. Ve ben özgürlüğüme kavuşmak için dönüyorum." Kafamı olumsuz anlamda salladım ve arkamızda kalan eve baktım. "Burası da benim cehennemim. Ama bir türlü özgürlüğüme kavuşamıyorum." ———————————— Çalan alarm ile gözlerimi araladım. Yataktan doğruldum ve birkaç saniye odanın içerisinde gözlerimi gezdirdim. Daha sonra kalkıp banyoya adımladım paytak adımlarım ile. Kolumu kaldıracak halim yoktu.. Güzel bir duş aldım ve dişlerimi fırçalayarak banyodan çıktım. Dolabımdan kot pantolon ve düz siyah tişört çıkarttım. Siyah tişörtümü içime soktum ve birkaç kolye taktım boynuma. Saçlarımı kurutup ayna da ki kendime baktım. Yüzümde ki hala geçmeyen morluklara kaydı gözlerim. Oturdum ve ufak bir makyaj yaptım solgun yüzüme. Şimdi daha iyi gözüküyordum. Ayağa kalktım ve bel çantamı aldım. Yatağımın üstünde duran telefonumu da elime aldım. Arkamı dönecektim ki komidinin üzerinde ki kol saatine kaydı gözüm. Urazın bahsettiği saatti. Elime aldım ve saate baktım uzun süre. Omuzlarımı düşürerek yatağa oturdum saati bırakmadan. Garip hissediyordum kendimi. Bir anda nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde hayatıma girmişti. Ailemi görmüştü. Bana yardım etmişti. Hayatımda ilk defa birisi bana yardım etmişti. Neden yardım ettiğini bilmiyordum ama iyi geliyordu. Bunun ona özel olup olmadığını da bilmiyordum. Saçlarımı arkaya attım ve solumda duran boy aynasında ki kendime kaydı gözlerim. Umutlanmak yok Eylül. Senin birisini sevmek gibi bir lüksün yok. Birisinden hoşlanmamazdım bile. Uraz yanında ki esmer kızı görmüştüm. Kafamı olumsuz anlamda salladım ve saati çantama koyup odadan çıktım. Birdahaki görmeyecektim onu, görsem bile görmemezlikten gelecektim. Söz veriyorum kendime. Damlanın odasına adımladım ve kapısına vurup içeri girdim. Yatağında uzanmış bilgisayarından film izliyordu. Yanına doğru adımladım. Suratı biraz solgun gözüküyordu. Yanına oturdum. "Kahvaltı yaptın mı ?" Kafasını olumlu anlamda salladı. Gülümsedim ve yanağından öptüm. "Diyorum ki bugün okulu eksem de birlikte bir şeyler yapsak ? Ne dersin ?" Kafasını olumsuz anlamda salladı. Derin bir nefes aldım. Yanağına uzun bir öpücük bıraktım ve ayağa kalktım. "O zaman akşam film izleriz olur mu ?" Yanıt vermemeyi tercih ettim. Peki.. Odadan çıktım ve merdivenleri indim. Oldukça sessizdi. Mutfaktan çıkan Elmas teyzeye baktım. "Günaydın prensesim." Gülümsedim ve yanağından öptüm. "Günaydın Elmas teyze." Gözlerim etraftaydı hala. "Selim bey dışarı çıktı. Abiniz de az önce çıktılar." Kafamı olumlu anlamda salladım. "Sen iyi misin kuzum ?" Gözlerime bakıyordu. Gülümsedim. "İyiyim. Okula geçeyim ben." Kafasını salladı. Derin bir nefes aldım, arabanın anahtarını ve deri ceketimi alıp evden çıktım. Deri ceketimi giydim ve içeride kalan saçlarımı arkaya attım. Kafamı ileriye çevirdiğim de arabasına yaslanmış bana bakan bir çift kehribar ile kesişti gözlerim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE