Gözlerimi pencerenin ardına, aydınlığa diktim. Aynı korkunçlukla bir şeyin daha farkına varıyordum. O asla bunu bilmeyecekti, aramızda asla duygusal bir şey olamayacaktı. Onun gözünde ben bir erkektim, küçük bir çocuk gibi olan; iyi savaşan, akıllı, haylaz, arada saçı karıştırılması gereken bir erkek! Kız olsaydım da bir şey fark etmezdi aslında. O seçimini yapması gerektiği gibi yapmıştı. Ona sarkıntı olan, ona aşık olan onlarca kız arasından başını bedeninden ayırmak istediğim güzeller güzeli Feronia’yı seçmişti. Ben bir kız olsam da benim gibi kaba, saygısız, oturmayı ve giyinmeyi bilmeyen bir kızla ne işi olurdu ki Alec’in. Yine onu seçecekti. Hayatımdan kimse ayrılmamıştı. Herkes bedenen hayattaydı; gülüyor, eğleniyordu. Alec’te hayattaydı. Ama ben aynı acıyı tekrar yaşıyordum. Kabi

