SENİN OLMAYACAĞIM +18

1711 Kelimeler
Aradan iki ay geçmişti. Hakkâri’de Baran ve Havin’in hayatı yavaş yavaş düzene girmişti. Ev artık daha sıcak bir yer olmuştu. Havin sabahları erkenden kalkıyor, evi toparlıyor, yemek yapıyordu. Baran ise görevden geldiğinde onu mutfakta gülümserken buluyordu. İkisi de mutluydu. Baran’ın annesi de hâlâ onlarla kalıyordu. Başlarda Havin’e mesafeli davranıyordu. Ama zaman geçtikçe Havin’in iyi kalbini görmeye başlamıştı. Havin ona saygıyla davranıyor, çayını getiriyor, halini hatırını soruyordu. Bir gün kadın mutfakta Havin’e baktı. “Yemek güzel olmuş.” Havin şaşırdı. Çünkü kayınvalidesi ilk defa ona böyle bir şey söylüyordu. Havin gülümsedi. “Afiyet olsun.” Kadın bir şey demedi ama artık sesi eskisi kadar sert değildi. Görev Haberi Bir akşam Baran eve geldiğinde yüzü biraz ciddiydi. Havin hemen fark etti. “Baran… bir şey mi oldu?” Baran derin bir nefes aldı. “Yarın göreve gidiyorum.” Havin’in yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu. “Görev mi?” Baran başını salladı. “Evet.” “Bir operasyon var.” Havin’in kalbi sıkıştı. “Tehlikeli mi?” Baran kısa bir süre sustu. Sonra dürüstçe söyledi. “Biraz.” Havin’in gözleri doldu. Ama kendini toparladı. Baran’a baktı. “Sen çok güçlü bir askersin.” Baran şaşırdı. Havin devam etti. “Ben sana güveniyorum.” Gözlerinden yaş süzüldü ama gülümsedi. “Allah seni korur.” Baran ona yaklaştı. “Havin…” Havin bir anda Baran’a sarıldı. “Dikkatli ol.” Baran da onu sıkıca sardı. “Olacağım.” Ertesi Gün Sabah erkenden askerî araçlar hazırdı. Baran üniformasını giymişti. Havin kapının önünde duruyordu. Gözleri doluydu ama güçlü görünmeye çalışıyordu. Baran ona yaklaştı. “Hadi üzülme.” Havin başını salladı. “Üzülmüyorum.” Ama gözyaşları yanağından akıyordu. Baran elini uzatıp gözyaşını sildi. “Ben döneceğim.” Havin fısıldadı: “Ben seni bekleyeceğim.” Baran onun alnından öptü. “Allah’a emanet ol.” Havin de cevap verdi: “Sen de.” Baran araca bindi. Araç yavaşça uzaklaştı. Havin arkasından bakıyordu. Kalbi sıkışıyordu. Ama yine de içinden dua etti: “Allah’ım… onu koru.” Ve o gün… Havin için zor bir bekleyiş başladı. Baran’ın aracı uzaklaştıkça Havin’in gözleri doldu. Hakkâri’nin serin sabahında kapının önünde tek başına kalmıştı. Bir süre olduğu yerde durdu. Sonra gözyaşlarını tutamadı. Sessizce ağlamaya başladı. Tam o sırada arkasından bir ses geldi. Baran’ın annesi yavaşça yanına gelmişti. “Niye ağlıyorsun kızım?” Havin hemen gözlerini sildi. “Yok… bir şey yok.” Kadın iç çekti. Sonra ilk defa yumuşak bir sesle konuştu. “Korkma.” Havin şaşkınlıkla ona baktı. Kadın devam etti: “Baran güçlüdür.” “Allah’ın izniyle ona bir şey olmaz.” Havin’in gözleri tekrar doldu. Kadın birkaç saniye sustu. Sonra beklenmedik bir şey yaptı. Havin’e sarıldı. Havin şaşkın kaldı. Kadın yavaşça konuştu. “Beni affet.” Havin donup kalmıştı. Kadın devam etti: “Ben sana kötü şeyler söyledim.” “Çünkü seni tanımıyordum.” Sonra Havin’in yüzüne baktı. “Şimdi anlıyorum…” “Sen çok iyi bir insansın.” Havin’in gözlerinden yaşlar aktı. “Anne…” Kadın başını salladı. “Affeder misin beni?” Havin hiç düşünmeden ona sarıldı. “Affettim.” İkisi de bir süre sarılı kaldılar. O an evin içindeki soğukluk tamamen kaybolmuş gibiydi. Başka bir yerde, ağır demir kapılar açılıyordu. Bir adam dışarı çıktı. Azad. Gözleri karanlık bir öfkeyle doluydu. İçinden tek bir isim geçiyordu. “Havin…” Onu görmek istiyordu. Öğleden Sonra Havin askeriyenin yakınında askerlere yemek götürmek için dışarı çıkmıştı. Elinde yemek kapları vardı. Tam yürürken bir anda karşısında biri durdu. Havin başını kaldırdı. Bir anda rengi soldu. Azad. Havin geri çekildi. “K… ne işin var senin burada?” Azad alaycı bir gülümsemeyle baktı. “Seni özledim.” Havin’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp koşmaya başladı. Azad arkasından baktı ama takip etmedi. Sadece gülümsedi. “Kaç…” Ev Havin nefes nefese eve girdi. Kapıyı hızla kapatıp kilitledi. Baran’ın annesi şaşkınlıkla baktı. “Ne oldu?” Havin titriyordu. “Y… yok…” “Dışarıda köpek gördüm…” Ama sesi çok korkmuştu. Kadın hemen fark etti. “Gerçekten mi?” Havin başını salladı ama elleri titriyordu. Askeriyede O sırada Baran’ın en yakın arkadaşı Yavuz diğer askerlerle konuşuyordu. Yavuz gülümseyerek dedi: “Komutan Baran çok şanslı.” Yanındaki asker sordu: “Niye?” Yavuz gülümsedi. “Çünkü Havin gibi bir eşi var.” Başka bir asker başını salladı. “Doğru.” Yavuz devam etti: “Gerçekten çok iyi biri.” Evde Havin odasına girmişti. Kapıyı kapatmıştı. Ellerini yüzüne kapattı. Kalbi hâlâ çok hızlı atıyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. “Allah’ım…” Fısıldadı. “Baran burada değil…” “Ben ne yapacağım?” Çünkü biliyordu… Azad geri dönmüştü. Ve bu… yeni bir tehlikenin başlangıcıydı. Sabah güneşi doğmuştu. Hakkâri’de evin içi sessizdi. Havin yavaşça gözlerini açtı. Baran görevdeydi. Ama en azından evde Ayşe teyze vardı. Havin yatağından kalktı. Salona baktı. Kimse yoktu. Mutfak da boştu. Havin seslendi: “Ayşe teyze?” Cevap gelmedi. Biraz daha yüksek sesle: “Ayşe teyze!” Sonra endişelenmeye başladı. “Anne?” Evin içinde dolaştı ama kimse yoktu. Kalbi hızlandı. Tam o sırada telefonu çaldı. Havin hemen telefonu açtı. “Alo?” Telefondaki ses soğuktu. Azad. Havin’in rengi soldu. Azad alaycı bir şekilde konuştu. “Ayşe teyzeni mi arıyorsun?” Havin titreyen bir sesle sordu: “Ne yaptın ona?!” Azad güldü. “Şu anda benim elimde.” Havin’in gözleri doldu. “Bırak onu!” “O sana hiçbir şey yapmadı!” Azad’ın sesi sertleşti. “Eğer Ayşe teyzeni istiyorsan…” “Konum attım.” “Oraya geleceksin.” Havin korkuyla sordu: “Ya gelmezsem?” Azad soğuk bir şekilde cevap verdi. “O zaman bu kadın ölür.” Havin hemen bağırdı: “Hayır!” Sonra titreyerek söyledi: “Tamam… geleceğim.” Buluşma Bir süre sonra Havin verilen konuma gitti. Issız bir yerdi. Kalbi çok hızlı atıyordu. Etrafına bakındı. Sonra bir şey gördü. Yerde biri vardı. Ayşe teyze. Eli ve yüzü bağlanmıştı. Havin hemen koştu. “Anne!” Dizlerinin üzerine çöktü. Bağlarını çözmeye başladı. Ayşe teyze inliyordu. “Havin…” Tam o sırada arkadan bir ses geldi. “Demek geldin.” Havin dondu kaldı. Yavaşça arkasını döndü. Azad. Havin korkuyla geri çekildi. “Ne istiyorsun?” Azad ona yaklaştı. “Ya benimle gelirsin…” Sonra Ayşe teyzeye baktı. “Ya da bu kadını öldürürüm.” Havin’in kalbi sıkıştı. “Yapma…” “Ne olur yapma…” Havin gözyaşları içinde konuştu. “Ben seni istemiyorum.” “Ben Baran’ın karısıyım.” Azad sinirle bağırdı. “Hayır!” “Sen benim olacaksın!” Havin başını salladı. “Hayır…” Azad sert bir şekilde konuştu. “Ya benimle gelirsin…” “Ya da bu kadın ölür.” Havin gözlerini kapattı. Sonra yavaşça söyledi: “Tamam…” Ayşe teyze hemen bağırdı: “Gitme!” “Yapma kızım!” Ama Havin başını salladı. “Size bir şey olmasın…” Azad gülümsedi. “Akıllı kız.” Havin son kez Ayşe teyzeye baktı. Sonra Azad’ın yanında yürümeye başladı. Ev Ayşe teyze bağları çözüldükten sonra hemen eve koştu. Elleri titriyordu. Hemen Baran’ı aradı. Telefon açıldı. “Anne?” Kadın ağlıyordu. “Oğlum…” Baran endişelendi. “Anne ne oldu?” Kadın titreyerek söyledi: “Havin…” “Kaçırıldı.” Baran bir anda dondu kaldı. “Ne diyorsun sen?!” Kadın ağlayarak konuştu. “Bir adam geldi…” “Beni kaçırdı…” “Sonra Havin’i aldı götürdü…” Baran’ın yüzü karardı. Kalbi öfkeyle doldu. Çünkü artık emindi. Azad geri dönmüştü. Ve bu sefer… Havin’i gerçekten kaçırmıştı. Dağların arasında operasyon devam ediyordu. Hakkâri’nin sarp arazilerinde askerler dikkatle ilerliyordu. Baran timinin en önündeydi. Gözleri keskin, yüzü ciddi. Operasyon saatler sürdü. Sonunda Baran görevini başarıyla tamamladı. Yanındaki askerlerden biri gülümsedi. “Komutanım operasyon temiz.” Baran başını salladı. “Güzel iş çıkardınız.” Ama aklı başka bir yerdeydi. Havin. Cebinden telefonunu çıkardı. Onu aradı. Telefon çalıyordu. Ama Havin açmadı. Baran kaşlarını çattı. “Garip…” Bir daha aradı. Yine açılmadı. Yanındaki asker sordu: “Bir şey mi oldu komutanım?” Baran başını salladı. “Yok.” Sonra kendi kendine mırıldandı: “Belki işi vardır.” “Zaten akşama evde olurum.” Telefonu cebine koydu. Tam o sırada telefonu yeniden çaldı. Arayan annesiydi. Baran telefonu açtı. “Alo anne?” Karşıdan ağlayan bir ses geldi. “Oğlum…” Baran hemen gerildi. “Anne ne oldu?” Kadın ağlıyordu. “Havin…” Baran’ın kalbi sıkıştı. “Havin’e ne oldu?!” Kadın titreyerek konuştu. “Oğlum…” “Havin kaçırıldı.” Baran dondu kaldı. Bir an hiçbir şey söyleyemedi. Sonra sesi sertleşti. “Kim yaptı bunu?” Kadın ağlayarak söyledi. “Azad…” Baran’ın yüzü bir anda değişti. Gözleri karardı. Eli yumruk oldu. “Azad…” Dişlerini sıktı. Öfkeyle fısıldadı: “Seni öldüreceğim Azad.” Yanındaki askerler Baran’a baktı. Yavuz yaklaşarak sordu: “Komutanım ne oldu?” Baran derin bir nefes aldı. Ama gözlerinde öfke vardı. “Azad…” “Havin’i kaçırmış.” Yavuz’un yüzü de sertleşti. “Ne?!” Baran hemen emri verdi. “Hemen hazırlanıyoruz.” Yavuz sordu: “Nereye komutanım?” Baran’ın sesi soğuktu. “Havin’i almaya.” Sonra gökyüzüne baktı. İçinden tek bir şey geçiyordu: “Havin…” “Dayan.” Çünkü artık… Baran’ın öfkesi başlamıştı. Azad, Havin’i arabaya bindirip uzak bir köye götürdü. Hakkâri’nin dağlarının arasında, kimsenin kolay kolay gelmeyeceği eski bir evdi. Kapıyı sertçe açtı. Havin’i içeri itti. Havin yere düştü. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Titreyerek ayağa kalktı. “Azad… yalvarırım…” “Seni kimseye şikâyet etmem.” “Bırak beni gideyim.” Azad sinirli gözlerle ona baktı. “Sus.” Sonra bağırdı: “Sen sadece benimsin!” Havin başını salladı. “Hayır!” Gözyaşları içinde bağırdı: “Ben Baran’ın karısıyım!” Azad’ın yüzü bir anda karardı. Öfkeyle Havin’e yaklaştı. “Sus dedim sana!” Ve Havin’e tokat attı. Havin yere düştü. Yanaktan akan yaşları yere damladı. Azad sert bir sesle konuştu. “Baran yok burada.” “Burada sadece ben varım.” Havin yerdeyken bir şey fark etti. Yerde bir silah vardı. Kimse fark etmeden uzandı. Silahı eline aldı. Azad bunu görünce bir anda durdu. “Ne yapıyorsun sen?” Havin ayağa kalktı. Ellerinin titrediği belliydi. Silahı kaldırdı. Azad alaycı bir şekilde güldü. “Yapamazsın.” “Bana ateş edemezsin.” Havin gözlerinden yaşlar akarken konuştu. “Sana yapamam…” Sonra silahı kendine çevirdi. Azad şaşırdı. “Havin ne yapıyorsun?!” Havin’in sesi titriyordu. “Ama kendime yaparım.” “Ben senin olmayacağım.” Azad bir adım attı. “Saçmalama!” Ama Havin gözlerini kapattı. Ve… Tetiği çekti. Evde bir silah sesi yankılandı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE