Karşımdaki adam, bana hiç bu kadar yabancı gelmemişti. Korkuyordum. Şimdi karşımda Gökhan değil, bahsettiği kişi, Efe Bozkurt duruyordu. Her şey gözler önündeydi, kimliğini, rozetini görüyordum ancak inanmakta güçlük çekiyordum. "Gök- Sen... Sen neden bahsediyorsun?" Bir elini omzumun üzerinden duvara yasladığında, kendimi daha da kısılmış hissettim. Başımın arkasını duvara yaslayıp, sertçe yutkunarak gözlerimi kocaman açtım. "Gökhan Bozkaya değil," dedi tekrar, "Efe Bozkurt." Başımı usulca iki yana salladım ancak şaşkınlıktan dilim tutulmuştu, bir şey diyemedim. Şimdi kendimi, polisin eline düşmüş bir suçlu gibi hissediyordum. "Ef... Efe?" "Kimliğimi değiştirmem gerekiyordu Esra, sen hesapta yoktun. Ben görevimi tamamladım ve sana geldim... Evet, seni kandırdım ama bu benim işim

