2. Bölüm ( Kırmızı Dudak )

1390 Kelimeler
Mehir'den... Ormanda koşarken akşam üzeri gördüğüm işletme ile duraksar gibi oldum. Ama hemen toplayıp oraya doğru koştum. Işıklar yanıyordu. Belki yardım bulabilirdim. İşletmenin içine girip " Yardım edin. " dedim. O sırada bana dönen bakışlar ile adımlarım önce yavaşladı sonra durdu. Gözüm ilk Ömer'e çarparken dudağım titredi. Biri yanıma gelip sarıldığında gözlerimi Ömer'den çektim. Bana sarılan babama sıkıca sarıldım. Bir süre sonra ondan ayrıldığımda abim yanıma geldi. Beni kendine çekip sarılırken dudaklarımı büzdüm. Benden ayrılıp yüzümü avuçladı. " Abim kim yaptı sana bunu? " diye sordu beni süzerek. Muhtemelen üstümdeki kandan bahsediyordu. Öcü gibi göründüğüme emindim. Gözlerim iyice dolarken " Ben birilerini öldürdüm. " dedim. Bununla yerinde duraksayan Ömer hızla bana gelip abimi geri çekti. Beni kollarının arasına alırken burnumu çektim. Ömer'e bakıp " Ormanın içinde. 10 dakikalık bir koşma mesafesi. Arkamdan adam göndermişlerdi. Geliyordur adamlar. " diye mırıldandım. Tek gözümden bir damla yaş süzülürken Ömer kollarını iyice bana sardı. " Sorun yok güzelim. Ben buradayım. Bundan sonra sana bir şey olmayacak. " dedi. Kafamla hafifçe onayladım. Babama döndüğümde bana bakıyordu. Gözlerimdeki ıslaklığı görrü görmez adamlarına dönüp " Cahit siz burada kalın. Diğerleri benimle gelsin. " dedi ve hızla dışarı adımladı. Abim yanımıza gelip saçımı okşadı sonra gülümseyip " Orayı yakıp yıkacağım güzelim. " dedi. Arkasını dönüp giderken kolundan tuttum. " Benim gibi zorla tutulan biri vardı. Yaşıtım biri. Ona zarar gelmesin abi. Masumlar olabilir orada. " dediğimde hafifçe tebessüm etti. " Dikkat ederim abicim. " dedi ve dışarı çıktı. Ömer'e sarılı bir şekilde kaldıktan sonra etrafa baktım. Cahit abi Ömer'in adamıydı. Ve şu an o ve ekibi işletmedeki bir sürü kişiye silah doğrultmuştu. " Ömerr? " diye mırıldandım sorar bir sesle. Ne oluyordu burada? Ömer anlıma bir öpücük kondurup " Onlar da bu işin içinde hayatım. " dedi sonra tebessüm edip " Sen bana sarıl. Sarıl ki ateş edebileyim. " dediğinde kafamı sallayarak onayladım onu. Ömer'e sıkıca sarılırken kafamı göğsüne gömdüm. Aynanda birden fazla silah sesi gelirken aradan da Öner'in " Nişanlıma kalkan eli affetmem. " dediğini duydum. Bir süre sonra silah sesi kesilirken yavaşça Ömer'in bedeninden uzaklaşmaya çalıştım. Ama Ömer izin vermedi. " Gel ay ışığım. Çıkalım buradan. " dedi ve beni dışarı doğru ilerletmeye başladı. İşletmeden biraz ileriye giderken adamlar da etrafımızı sarmıştı. Ömer bana bakıp " Korkuyor musun hayatım? " diye sordu. Bu sorusuyla kafamı iki yana sallayıp " Korkmuyorum. " diye mırıldandım. Bunun üstüne Ömer beni sıkıca sarmaladı. Bir kaç dakika öyle kaldıktan sonra Ömer yüzümü elleri arasına aldı. Dudağıma küçük bir öpücük kondurup geri çekildi. " Sen burada adamlarla bekle güzelim. Ben birazdan gelirim. " diyip benden ayrıldı. Daha iki adım atmadan hızla gidip kolunu tuttum. Kafasını bana çeviren Ömer ile dudaklarımı titrettim. " Korkuyorum. Gitme! " diye mırıldandım. Bu halimle Ömer kafasını hafifçe eğdi. Bana yaklaşıp yeniden yüzümü elleri arasına aldı. " Demin korkmuyorum diyordun güzelim. " dedi. Bu dediği ile ona sokuldum. Kafamı kaldırıp gözlerinin içine bakarak gülümsedim. " Çünkü o zaman senin kollarındaydım. Mesela şu anda da hiç korkmuyorum. " dediğimde güldü. Cahit abiye dönüp " Cahit git şunlara söyle. Adamlardan canlı ele geçirebildiklerini canlı ele geçirsinler. Benim elimden geçmeden ölmelerini istemem. " dedi. Bununla gülümsedim. Demekki yanımda kalacaktı Mete'den... Dikkatli adımlarla Mehir'in tarif ettiği yere açıklarken ilerde etrafa bakarak gelen 5'li ile gülümsedim. Yanımdaki Timur'a dönüp " Etraflarını sarın ve seslerini kesin. " dedim. Bu dediğim ile Timur güldü. Adamlara etrafını sardırırken birisi " NOLUYOR LA... " diye bağırırken silahımı ona doğrultup ateş ettim. Adam yere yığılırken üstten bir bakış attım. Timur'a dönüp " Şunların sesini düzgün kes Timur. Yoksa ben nefeslerini keserim. " dedim sakince. Timur onaylarken babam yanımıza geldi. " Onları depoya götürmek üzere arabalara götürün. Kızımı takip edecek cesaretleri varsa benimle yüzleşmeye cesaretleri de vardır. " dedi. Babamın söylediği ile Timur bana döndü. Kafamla onayladım onu. " Yanına 6 kişi al. Diğerleri de bizimle gelsin. " dedim. Hepimiz dikkatli adımlarla ilerlerken biraz ileride bir ev gördük. Işıkları açıktı. Etrafta arabalar ve adamlar vardı. Bununla kaşlarımı çattım. Babama dönüp " Nasıl alalım? " diye sordum. Babam sırıttı. " Almayalım. Bombalayalım. " dedi. Babam iyi bir kimyagerdi. Böyle şeylerden ayrı zevk alıyordu adam. Bu ifadesine güldüm. " İçerde masumların olduğunu söyledi Mehir. Onun gibi genç bir kadın varmış. " dedim. Babam öfledi. " Bu kızın merhameti bazenleri sıkıyor. Kime benzedi anlamıyorum ki? " dedi. Bununla yüzümde acı bir tebessüm oldu. Mehir annemin kopyasıydı. Birebir aynısıydı. Ben anneme bir tek yeşil gözlerimle benziyordum. Mehir ise direkt oydu. Büyüdükçe daha fazla benziyordu ona. Merhameti de aynı oydu. Annem sokakta bir üzgün bir çocuk ya da yaralı bir hayvan görse direkt yardıma koşacak birisiydi. " Annem. " dedim babamın sorusuna yanıt olarak. Bununla babamda duraksadı. Sonra benim gibi acı bir gülümseme takınıp " İyiki benzemiş. " dedi sadece. Bununla gülümsedim. Hemen sonra kendimi toplayıp " Etraflarını saralım. Sessizce dışardakileri öldürelim. İçerdekileri de beklemeden hallederiz. " dedim. Bununla beni onayladı. Kemal abiye dönüp " Kemal abi babamla bana da kulaklık ver. Haberleşelim. " dedim. Bununla beni onayladı. Kemal abi babamın adamıydı. Kemal abinin verdiği kulaklığı kulağıma takıp etkinleştirdim. " Gideli... " derken sözümü Cahit böldü. Kafamı çevirip ona baktım. " Efendim Ömer Bey adamları ele geçirebildiğiniz kadar canlı ele geçirmenizi ve adamların kendisinin elinden de geçmesini istediğini söyledi. " dediğinde göz devirdim. " Peki Öner Beyciğimiz neden buraya teşrif etmedi Cahit. " dedim sakinlikle. Babam ise bana bakıp " Sen niye Ömer ile bu kadar uğraşıyorsun Mete? Sanane. " dedi. Babama şaşkınlıkla dönüp " Arkadaşım diyip evime soktum baba. Adam gitti kız kardeşimi aldı. Sen niye asıl bu kadar rahatsın. Heyyy. Kızını alan Üsküdar'ı geçti. " dedim. Sonra " Ayrıca biz onunla öyle anlaşıyoruz. " diye ekledim. Babam ise bana bir şey demeyip Kemal abiye döndü. Bununla bende Cahit'e döndüm. Ve cevap beklediğimi belli ettim. Kim bilir kız kardeşimle ne yapıyordur şimdi? Tek başına bıraktım bende. Salaklık bende. Al kardeşini yanına. Cahit " Mehir Hanım, Ömer Bey'den gitmemesini istedi efendim. Ömer Bey, Mehir Hanımın isteği üzerine onun yanında kaldı. " dedi. Onu onayladım. Yapmıştır benim salak kardeşim. Ben yokum ya. Hemen değerlendirelim bu boşluğu demiştir. Mehir'den... Ormanın içinden silah sesleri gelmesi ile elimdeki silahı sıktım. Hepimiz hazırda bekliyorduk. Ömer'in uzun konuşmalarından sorma iki insanı öldürdüğüm gerçeğini atlatmıştım. Bu gerçeğe bebekliğimden beri vakıf olsam da sarsılmıştım. Ömer koluyla beni hafifçe arkasına çekti. Onunda elinde silah vardı. " Hep seninle yan yana çatışmaya girmek istemişimdir bebeğim. " dediğinde bakışlarım Ömer'e döndü. Bana olan güzel bakışları ile gülümseyip parmak ucuna kalkarak dudaklarını öptüm. Hareketim ile Ömer bana doğru eğilirken ben geri çekildim. Ömer kaşlarını çatarak bana baktı. " Yok öyle öpüp bırakmak. " dedi ve beni belimden tutup gerimdeki duvara yasladı. Gölgede kalacak şekilde duvara yaslanıyorduk. Daha doğrusu ben duvara o bana yaslanıyordu. Cilveyle gülüp " Ömerr! " dedim. O da aynı şekilde gülüp dibime girerek " Mehirr! " dedi. Bu haline gülümsedim. Gözlerim adamlara kayarken hiçbirinin buraya bakmadığını gördüm. Gözlerim Ömer'e çevirirken dudağımın üstüne kapanan dudaklar ile gözlerim büyüdü. Bir kaç saniye sonra ona karşılık vermeye başladım. Mete'den... Adamların bazılarını öldürmüş bazılarını vanlı almıştık. Kemal abiye dönüp " Kemal abi temizlersiniz siz bu gece burayı. " dedim. O beni onaylarken bir kaç adamı görevlendirmişti. Babam ile yan yana arabaların yanına döndük. İlerdeki gördüğüm şey ile boynumu kıtlattım. " Siktim oğlum seni. " diyip seri adımlar atmaya başladım. Duvarda öpüşen Ömer ve Mehir'e ulaşmadan babam tarafından tutuldum. Ona şaşkınlıkla dönüp " Ne? Şunlara bak. Gözümün önünde bir de. " dedim kıskançlıkla. Babam bu halime gülüp " Görmezden gel. " dedi ve direkt arabasına ilerledi. Çenemi oynattım. Dudağımı ısırıp onlara doğru ilerledim. Ne yapayım? Arabam oradaydı. Benim gelmem ile Mehir'den ayrıldı Ömer ve bana döndü. Bana dönmesiyle yalancı bir tebessüm ettim. " Yakışmış. Açmış seni. " dedim. Ömer bana anlamazca baktı. " Ne diyorsun oğlum? " diye sordu. O sırada Mehir'de toparlanıp gelmişti. Ömer'in yüzüne baktığında gülmemek için kafasını eğdi. Salak kız. Tahmin etmiyor muydu bunu? " Ruj diyorum. Dudağındaki kırmızı ruj seni açmış. " dedim dudaklarına bakarak. Ömer anlık duraksarken " Dalga mı geçiyorsun? " diye sordu. Sorusuyla kahkaha attım. " Evet. Dalga geçiyorum. Ama rujunla dalga geçiyorum. " dedim ve arabayı gösterdim. Sokak lambasının altındaki arabaya doğru ilerledi. Ömer arabanın aynasından kendine bakarken Mehir'de açık açık gülmeye başlamıştı. Ömer'e bakarken Mehir'in omzuna kolumu attım. " Ben kardeşimi alıp gidiyorum. Görüşürüz kırmızı dudaklım. " diyip kahkaha attım. Arabaya önce Mehir'i bindirip hemen arkasından ben bindim. Kapı kapanmadan kafamı dışarı çıkarıp Ömer'e baktım. " Ömercim bundan sonra kendi kendini öpersin bebeğim. " dedim alayla ve kapıyı kapattım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE