5. Bölüm ( Mehir Fırtınası )

1171 Kelimeler
Mehir'den... Ömer kaşlarını çatarak " Yeraltına girmeyeceksin Mehir. Seni oraya sokmam. Senin elin pislenmeyecek. " dedi. Abim Ömer'i destekleyip " Sakın aklından bile geçirme Mehir. Oraya giremezsin. Pis işleri bize bırak. " dedi. Bu dediklerine göz devirdim. Süleyman babaya baktım. " Sen bir şey demeyecek misin Süleyman baba? " dediğimde güldü. " Valla kızım ben zevkle izlerim ve arkanda dururum. Gelinim mafya olup yargı dağıtıyor. Ne kadar harika bir hayal. " diyip iç çekti. Bununla kahkaha attım. " Bunu sana yaşatmak için her şeyi yapıcam. " dediğimde güldü. Diğerleri ise kötü kötü bakıyordu bize. Onlara bakıp omuz silktim. Davete odaklandım. ??? Davetten sonra ortadan kaybolan abim ve Ömer ofladım. Neredeydi bunlar?Babam ve Süleyman baba şirkete gitmişti. Aklıma gelen ile hızla üstümü değişip arabama bindim. Arkamdan gelen 2 arabayı umursamadan Güneş'in mekanına doğru sürmeye başladım. Depoya geldiğimde arkamı dönüp adamlara baktım. " Denek faresi olarak kullanılmak istemiyorsanız burada kalın. " diyerek deponun içine girdim. Köşedeki duvara gidip gözükmeyen duvarla bütünleşmiş düğmeye bastım. Hemen arkasından da geldiğimi haber veren düğmeye bastım. Açılan kapı ve karşıma çıkan asansör ile gülümsedim. Manyak filandı ama dahiydi bu kız. Asansöre binip aşağı indim. Asansörün kapısı açıldığında karşımda gülümseyerek duran Güneş ile gülümsedim. 1.65 boyuyla sarı saçları ve bal rengine yakın sarı gözleri ile gülümsüyordu bana. " Hoş geldin bebeğim. " diyip hızla bana sarıldı. Kollarımı aynı onun gibi ona sararken güldüm. " Annen gibiyim kız. Arada 15 cm olunca böyle oluyormuş. " diyerek her zamanki dalgamı geçtiğimde gülerek koluma vurdu. Güldüm bu haline. " Ee napıyorsun kız? Neler üstündesin? " dedim. Bu dediğim ile sırıttı. Yeni bir nükleer bomba türevi bir şen üstünde çalışıyorum. Bomba gibi paylıyor. Ama özel bir gaz yayıyor. Etrafı zehirliyor. O gaz varken ateş yakarsanda patlar. Her yer alev alır. " dedi. Gülümsedim onun bu haline. " Iris hâla seni istiyor mu? " diye sordum. Iris Beatrice Cybill adıyla silah üreten ünlü silah tüccarına çalışıyordu bundan önce. Ama sonra benim için ayrılıp yanıma gelmişti. Ve şimdi bizim için istediği şeyleri deniyordu. " İstiyor tabi. Arada haber yolluyor. Ama seni bırakmak istemiyorum Mehir. Zaten yıllarımızı kaybettik. " diye söylendi. Lise sona kadar aynı okullardaydık. O, ben ve Cansu. Sonra o ona gelen bu fırsatı değerlendirip Iris'in yanına girmiş ve bir sürü bilim adamıyla aynı yerde çalışmıştı 4 yıl. Ama Cansu'nun gidişi geri gelmişti. Cansu ise o arada abimle aşık olup nişanlanmışlardı. Ama sonra bir sebepten ikisi yolunu ayırmıştı. Ve Cansu'ya bir daha ulaşamamıştım. " Cansu gitti. Tek ailem şu an sensin. Ve seni bırakmayı düşünmüyorum. " dedi Güneş. Bu dediği ile gülümsedim hafifçe. Yetimhanelere büyümüştü benimle karşılaşıncaya kadar. Zekası sayesinde benim okuduğum ortaokula %100 burslu olarak gelmişti. Bizde orada tanışmıştık. Babam onun vekâletini almıştı. Şu an kayıtlarda soy adı Hükümdardı. İç çekerek ona sarıldım. " Gel içeri geçelim. " diye mırıldandım. Birlikte içeri geçtik. Dağınıklığının arasında bize alan açıp oturmamızı sağladı. Gülümseyerek otururken " Hâla dağınık olduğuna inanmakta zorluk çekiyorum. Onca yıl sonra onca bilim insanının arasımda dağınıklığına devam etmiş olman... " diyip sustum. Kabullenemiyordum bunu yıllardır. " Hatta daha da dağınık olmuş olman inanılır gibi değil. " diye tamamladım. Güneş kıkırdarken bana baktı. " Salaksın ama benim salağımsın. " dedi. " Oradakilerde çok söylenirdi dağınıklığıma. " diye devam etti. " Haklılar. " diye mırıldandım. Kesinlikle haklılardı. Ayağımı hafifçe kenara ittirmem ile yuvarlanan ağzı kapalı deney tüpü ile öfledim. " Havaya uçacağız senin yüzünden. " diye söylendim. Güneş hızla deney tüpünü yerden kaldırırken " Düşmüş. Ben koymadım oraya. " diyerek kendini savunmaya geçti. Dediğine göz devirip " Aynen. Düştü ve kırılmadı. " diye söylendim. ??? Dişlerimi sıkarken 9. defa Ömer'i aradım. Açmıyordu. Abimi arıyordum. O da açmıyordu. Delirteceklerdi beni. Çalıp çalıp kapanıyordu telefon. Güneş dayanamamış olmalıki ayaklandı. " Gel şunların yerini bulayım. " diyerek bilgisiyar odasına ilerledi. Bu kadın bir efsaneydi. Ne ararsan var kadında. Hızlıca bilgisiyara abimin ve Ömer'in telefonları girip bir şeyler yapmaya başladı. Özür dilerim bilişim hocam. Sizi hiç dinlemediğim için bir bok anlamıyorum şu an. Bir süre sonra ortaya bir konum çıktığında Güneş derin bir nefes vererek geri yaslandı. " Ne kadar koruma yaptılarsa bulana kadar yoruldum. " dedi. Ona bakıp sarıldım kocaman. " Birtanesin. Ben şunları basmaya gidiyorum bebeğim. " dedim. Güneş gülüp " Git ve ağızlarına sıçmadan gözüme gözükme. " dedi gülerek. Hızlıca eşyalarımı alıp çıkışa adımladım. O sırada Güneş önüme geçip beni durdurdu. Elime bir silah ve 4 tane şarjör tutuşturdu. " Silah ve şarjörler özel. Silahın altındaki düğmeyi açıp üstündeki parçayı sökersen 5 saniyelik bir bomba olur. Bu şarjörleri koyarsan ise vücuda elektrik akımı veren bir silah. Kurşunlar normale göre daha küçük. Daha öldürme ihtimali düşük. Birisini omzunda vurursan vücuduna tüksek akımda elektrik gider. Ya bayılır ya da sersemler. Halledilmesi kolay olur. " dedi. Kocaman gülümsedim. Bu kadın cidden bir dahiydi. ??? Abimlerin olduğu depoya ilerlerken şarjörlerden ikisini kabanımın cebine koydum. Birini silaha takarken diğerini kabanımın iç cebine koymuştum. Dikkatli adımlarla depoya ilerledim. Peki benim akıllanmamam. Hâla korumaları kabul etmiyordum. Akıllanmaz arlanmaz bir insandım galiba. Yavaşça içeri girdim. Silahımı direkt karşıya doğrulturken zincirle tavana bağlı insalar ve onlarla oynayan Timur ile yüzümü buruşturdum. Başlamıştı bunun eğlencesi. Yanlarında olanları rahatlıkla izleyen Ömer ve abim ile göz devirdim. Ruh hastaları. Silahımı daha indiremeden Timur'un birden arkasını dönüp bana silah doğrultmasıyla olduğum yerde kalakaldım. " Timur benim. " dedim sakince. Abimler Timur'un hareketiyle direkt bana dönerken Timur silahını yavaşça indirdi. Abimlere doğru ilerlerken ellerindeki telefonlar ile duraksadım. " Siz bilerek mi açmıyorsunuz telefonlarımı? " diye sordum hafifçe kafamı sağa eğerken. Sikerdim ben bunları. Abim omuz silkip " Ne yapabilirim? Meşguldük. " dediğinde hızlıca Ömer ve abimin bacağını vurdum. İkisininde bedeni elektriklenirlen inleyerek yere düştüler. Timur tek kaşı kalmış bir şekilde beni izlerken abimlere yaklaştım. " O telefonlar ben aradığımda açık olacak. " dedim sakince. " Ben aradığımda ölmediğiniz sürece açılacak. " dedim bir adım daha atarak. " Şarjınız olmama gibi bir şansınız yok. Gerekirse ona göre kullanacaksınız telefonu. " diyerek bir adım daha attım. " İşiniz varsa 2 dakika da olsa bana açıp söyleyeceksiniz. " diye devam edip ayak uçlarına gittim. " Anlaşıldığını umarak eve geçiyorum. Acıktım da. " dedim. Sonra Timur'a döndüm. " Size saygım her geçen gün artıyor Mehir Hanım. " dediğinde sırıttım. Gözlerim bağlı adamlardan birine kaydı. Baba dokunmaya çalışanı görmem ile sırıttım. " Saluda a los demonios del infierno de mi parte. ( Cehennemdeki zebanilere benden selam söyle. ) " diyerek elimdeki silahı boynuna doğrulttum. Sıkarken Timur'un üstüne kan sıçramıştı. Hem kan kaybından hem elektrikten anlık bir çığlık çıksada birden kafası öne düşmüştü. Dudak büzdüm. " Daha fazla acı çekeceğine inanmıştım. " diye söylendim kendi kendime. O sırada Timur bana bakıp " Kesinlikle yeraltına girmelisiniz. " dediğin bakışlarım onu buldu. " Girerseniz size söz veriyorum sağ kolunuz olarak yanınızda olacağım. " dedi. Sırıttım. " Büyük bir zevkle seni sağ kolum yapacağım. " dedim ve deponun çıkışına doğru ilerledim. Timur'un arkamdan sırıttığına hissediyordum. " Açılmayan telefon göte girince açılırmış değil mi Mete ve Ömer? " dediğinde gülerek depodan çıktım. Yemin ederim çok kafa adamdı. • Mehir sizce yer altına girer mi? • Güneş hakkında ne düşünüyorsunuz? • Timur? ( Bayılıyorum aşk adam. ) • Bölüm nasıldı? • Ömer ve Mete? ( O telefon açılacak beyler. )
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE