Kahvaltıya yaptıktan sonra mekandan çıkıp eve doğru sürdüm arabayı.
Apartman girişinde ki kadınlar elaya tuhaf tuhaf baktılar.
Bende eve geçtiğimde annem ve teyzem mutfaktaydı.
Annem beni görünce küs bir tavırla yanıma yaklaşıp yüzümü avuçların arasına aldı.
"Yavrum kahvaltıyı berbaber yaparız dedim ama sen çoktan yapmışsın "
Çıkmadan erva yengeme mesaj atmıştım.
"Berber çay içeriz" dedi teyzem.
Annemin yanakalarımdaki ellerini alıp avuç içlerini öptüm.
"Şu Eğitimi bir geçeyim söz veriyorum bol bol zaman geçireceğiz."
Sımsıkı sarıldı bana bende ona.
Ailecek hep beraber çay içtik sohbet ettik.
.
Babam bana bakarak
"Senin bu eğitim çok uzun sürerse oğlum düğün işi nasıl olacak "
"10 günlük izin oluyor "
Annem panikle babama döndü
"Düğünün acelesi yok gitsin belki yükselirse mesleğinde fikri değişir " annem hala benim ela dan vazgeçeceğimi düşünüyor
"Çok yükselsem de elaya olan duygularım aynı kalacağına eminim" dedim.
Annem asıl bir suratla kalkıp mutfağa geçti arkasında teyzem on dakika sonra geldiklerinde .
Annem babamın yanımdaki koltuğa oturarak
"O zman düğünü geciktirmeyelim" dedi. Teyzem sanırım konuşmuştu annemle.
" Ama elanın bir şartı var okuluna devam etmek istiyor bende kabul ettim en büyük hakkı".
Annem babama dönüp alt dudağını ıssırdı.
"Millet ne der gelin kısmı okur mu?"
"Millet kısmı beni ilgilendirmez eğer Mardin'de elalemin ne diyeceğini umursuyorsanız bende Kars'ta okumasına izin veririm"
Babam hemen lafa girdi.
"Oğlum olurmu öyle şey okusun en büyük hakkı o kadar emek vermiş kızım" dedi.
Eladan bir yaş küçük olan kız kardeşim asya "Beni okutmadınız anne kız kısmı okurmu diye " gözleri doldu.
"Kızım senin derslerinde iyi değildi" baştan savar gibi.
"Gelin bakın Mardin'e gitmeden yapalım düğünümüzü hayırlı işler uzatılmaya gelmez "
annem babama dönerek
" Hazırlıklar yetişmez bey "
"Yetişir yetişir " dedi babam gülerek.
"Sen bacınla bir olursan herşeyin üstesinden gelirsiniz " dedi.
Teyzeme dikerek gözlerini teyzem de hafif gülümseyerek başını salladı.
"Yetişir abla sen merak etme"
.
"Çağırın sevdayı kaynı Aliyi konuşalım, Oğlum sende izin için ara " Kafamı aşağı yukarı sallayıp oturduğum koltuktan kalkıp odama geçtim.
Acaba bu kadar hızlı olmasını kabul edecek miydi ela.
Hem karargahı arayıp durumu bildirdim komutanıma.
Çok sevinerek 15 günlük izin yazdı onu ve arkadaşlarımı da davet edecektim bana büyük kolaylık sağlamıştı Batur komutanım.
Aile büyükleri konuşmak için toplanmış bende yanlarındaydım
Eladan mesaj
"Neden bu kadar acele ediyorsun annemi düğün tarihi konuşmak için çağırmışsınız"
"Hemen sana kavuşmak istiyorum"
"Kavuşalım belanı sikeceğim " ilk defa ağzında bu küfrü duymuştum.
"Bitanem isterdim herşey gönlünce olsun ama benimde dönmem lazım belki eğitim uzun sürebilir"
"Düğün falan istemiyorum " dedi
cevap yazmadım çünkü düğün ailemin en keskin çizgisiydi.
Tekrardan salona geçip koltuğa oturdum
Annem Sevda teyzeye dönerek
"Ela gelinimizde gelseydi keşke " Sevda teyze hiç bozuntuya vermeden
"Çağıralım gelsin Aybars" dedi.
Hemen yerimden kalkıp "Alıp geliyorum " dedim.
Hemen apartmanda çıkıp elanın bulunduğu sokağa doğru sürdüm arabamı
Asansörle daireye çıktığımda Zile bastım ama ela açmadı aradım açmadı.
Kapıya vurduğum iki tekme ile açtım.
Ela ellerini böğrüne bağlayıp sinirle bana baktı.
Üzerinde pembe tonlarında bornozo ile.
"çüşşşş" dedi.
"Kızım içerdeydin de niye açmıyorsun kapıyı"
"Bekleseydin biraz duştaydım sen her zaman açamadığın kapıyı kırıyormusun"
Güzelliği gözlerimi almış kaymak gibi beyaz teni bedenimde karıncalanma etkisi yaratmıştı.
"İçinde sen olduğun bütün kapıları kırmak değil sökerim.Hazırlan amcamlara gidiyoruz seni bekliyorlar"
"Gelmiyorum hiçbir yere " hafif ıslak saçlarını kulağının arkasına atıp kaşlarını çattı.
"Zorlama kızım beni"
"Zorlansanda gitmiyorum bi yere "
Yatak odasının kapısına bakıp bana baktı ne yapamaya çalıştığını anlamadım koşarak yatak odasına gittiğinde fark etmiştim gelmemek için kendisini odaya kitleyecekti.
Adımlarım ondan hızlıydı ama üstünde havlu varken çok yaklaşmak istemedim kapıyı kitledi.
"Şimdi de götür hadi"
"Üzerini giyin bekliyorum seni" dedim ama kapının altındaki gölgesi hareket etmediğini gösteriyordu.
"Yoksa ben girersem içeri kendim giydirip götürürüm"
"Kapının arkasında çıkmayacağım nasıl kırmayı düşünüyorsun" dedi alaycı tavrı ile.
Biraz bekledikten sonra.
Diğer kapıdaki anahtarlarla uğraştım kapıyı açtığım esnada ela itsede benim kadar güçlü değildi.
kolundan tutup kendime çektim üzerindeki havlusu düşmüştü üzerinde kırmızı külot ve sütyeni vardı.
Yanakları kızarmış al al olmuştu.
Onu öyle görünce tuhaf olmuş erkekliğim şahlanmıştı.
gözleri gözlerimde
"Hazırlan bekliyorum" kollarını nazikçe bıraktım hemen yerdeki havlusunu üzerine geçirdi.
Bende salona geçip beklemeye başladım.
Kusursuz teni ve dolgun göğüsleri aklıma geliyor ve erkekliğim bir türlü inmek bilmedi.
Eve ilk gittiğimde duş almak olacaktı.
Ela diz kapağın biraz üstünde ip askıları olan bir elbise giymişti normalde böyle giymez ama aniden nişanlanmamızı kabul edemediği için herşeyi ters yapıp soğutmak istiyordu beni kendinden eminim.
"Çıkalım"
"Çok güzel olmuşsun yavrum sen hep böyle giyin ama evimizde "
"Dışarda da giyeceğim alış" kolundan çekip yumuşak dudaklarına yaklaştırdım dudaklarımı.
"Sabrımı zorlama " dedim yumuşak ses tonu ile.
Kolumdan kurtulup saçını Savurup kapıya doğru adımladı.
"Seni daha çok zorlayacağım " dedi.
Kapıyı kitleyip asansöre bindik.
Apartmanda çıkarken teyzenin biri yanımıza yaklaşıp
"Kızım sen ne güzel kızsın maşallah "dedi elayı baştan aşağı süzüp.
"Birine benzettiniz sanırım" dedi.
"Sen Sevda'nın kızı değilmisin seni hepimiz çok iyi tanırız çocukluğun elimizde geçti buda yavuklun mu pekte yakışıkl-" dedi.
Ela bana bakarak
"Görüşürüz teyzecim" diyerek lafı ağzından bıraktı
Arabanın kapısını açıp devam ettim yola .
"Senin yüzünde adım çıktı " öfkeyle esti gürledi ama cevap vermedim.
Sadece kafamı salladım aşağıya yukarıya doğru anlamında.Düğğn tarihini belirleyen kadar daha fazla sinilendirmek istemiyordum.
Eve geldiğimizde indi arabadan amcamların bulunduğu daireye doğru yürüyüp beşinci kata çıktık asansörle.
Kapıyı erva yengem açmıştı.
Ela ile sarıldıktan sonra içeriye girdik.
.
Annemin gözü direkmen elanın elbisesine kaydı, onu baştan aşağıya süzdü.
Hiç memnun olmadı ama elanın umrunda bile olmadı.
Bu kızın bu tavırları ve güçlü duruşu beni ona daha çok bağlıyordu.
Sevda anne ters ters baktı elaya.
Babam söze girdi
"Gençler karar verdik bugün on Nisan ayın14 üne burda kına 15 inede düğün Mardinde"
Ela "Hemen bu hafta mı?"
"Evet gelin hanım " dedi annem ona sert bakış atarak.
Bana dönüp baktığında göz kırptım sakin ol bakışı atarak.
Erva sultan hemen elayı mutfağa çağırdı.
Ela da elindeki telefonu alıp geçti mutfağa bende bi kaç dakika sonra arkalarında gittim.
Mutfağa gireceğim esnada ela erva yengeme "Tamam yenge hoşlanıyordum ama bu kadar seri ve hızlı olması başımı bulandırdı hem sadece hoşlanıyordum".
"Aslan gibi oğlan yakışıklı desen yakışıklı para desen var kibarlık sana Nirvana daha ne istiyorsun" dedi gülerek.
Ela oflayarak tezgaha doğru adımlayıp su içti. Yanına yaklaşıp
"Banada doldursana su yavrum" dedim.
Bardağı doldurup elime sert şekilde tutturdu.
"Al" elime tutturduğu bardaktan sonra dirseğini karnıma geçirdi sonra masaya doğru adımladı. Azda olsa kıvranmıştım karın boşluğuma geldiği için.
Erva yengem çıkmıştı mutfakta masaya oturan elaya dönerek
"Bakalım ilk günde de bu kadar aslan kesilecek misin " dedim.
Yanakları kızardı bakışlarını kaçırdı.
14 Nisan. Kına günü
Bütün alışveriş yapılmış hazırlıklar tamamdı.
Akşama kına vardı ve ben elayı kuaföre götürmüştüm.
Bana trip atsada gönlünü almasını biliyordum.
Kına çekimi için onu kuaförde alacaktım.
Kuaför salonuna girdiğim esnada karşımda gördüm onu, beni bekliyordu o kadar güzel olmuştu ki kırmızı abiyesi omuzlarına kadar açık olan kalın askılı prenses model kırmızılar içinde ben burdayım diyordu.
Onu öyle görünce kıskanmadı değilim. Ama. kına sadece baganalar arasında olacağı içinde rahatlamıştım.
.
Çekimden sonra salona girdik ilk dansımızı yaptık ve pasta kesme halay falan derken kına yakılma sırası gelmişti sevda anne ve elanın ablası elif elaya sarıldılar.
Ela "Güldalım kızım " parçasını duyunca daha çok ağladı beş kişilik aileden sadece üç kişi kalmıştı. Böyle günde de en çok ihtiyaçı olan babası yoktu yanında. Belkide en çok ona ağladı.