Barış 4. Görev

2994 Kelimeler
"Çabuk kalkın o koltuktan....." Zehranın bağırması ile egemenle birlikte ayağa kalktık. Ona baktığımızda ağlıyordu. İlk defa onu ağlarken görüyordum. Ben olduğum yerde kalırken leyla teyze yanına gitmişti ve ona sarılmıştı egemende önce oturduğumuz ikili koltuğa ardından zehraya baktı. Birşeyler hatırlamış gibi oldu, hemen Zehranın yanına gitti yanına oturudu. Ben hala neden ağladığını anlamamıştım tek anladığım onun bu hali bende dayak yemiş etkisi yaratıyordu. En son kendimi toparlayıp yanına gittim. "Ne oldu neye üzüldün bilmiyorum. Tek bildiğim seni üzmek için birşey yapmadığım. Bilmeden yaptığım hata için Özür dilerim." Zehra dizlerinin arasından başını kaldırıp bana baktı. Yeşil gözleri göz yaşları nedeniyle daha bir koyulaşmıştı. "Özür dilemene gerek yok. Sen bilmiyordun halada bilmiyorsun.." Gözlerinden yaşlar akmaya devam edince elleriyle gözlerini sildi ve ayağa kalktı. Ardından o iki kişilik koltuğun yanına gitti. Kenarından tutup sürüklemeye başladı. Ben yardım etmek için hareketlenince egemen kolumdan tuttup durdurdu. Zehra koltuğu kendi odasına getirdi. İçeri girdiğinde bizde kapıdan içeri bakıyorduk. Zehra önce pencerenin önündeki yatağı ortaya gelecek şekilde ittirdi koltuğu da pencerenin önüne getirip yerleştirdi. Ardından koltuğa oturup ağlamaya başladı. Onu biraz yalnız bırakmak için biz mutfağa gitmiştik. Ben yemek masasına oturduktan sonra egemen ve leyla teyzede oturunca sordum. "Banada anlatacaksınız ne olduğunu. Zehra neden böyle oldu?" Egemen annesine sen anlat dercesine baktı. Leyla teyze bakışlarının sebebini anlamış olacak ki bana dönüp anlatmaya başladı. "Bundan 35 yıl önce Zehranın babası kemal görevi nedeniyle buraya geldi bizde ali amcanla yeni evlenmiştik. Birgün kemale zehra nın annesi nazandan telefon geldi. Biz sonradan öğrendik tabi arayanın nazan olduğunu. Kemal memleketi mersine gitmiş 1 hafta sonrada nazanla birlikte geri dönmüştü. Öğrendik ki babası nazanı başkasıyla evlendirecekmiş nazanda kemali arayıp kaçırmasını istemiş. Kemal bu yüzden mersine gitmiş ve ailelerin rızası olmadan evlenmişler. Evlendiklerini duyan aileler evlatlıktan redetmiş onlarda görev yeri burda olduğu için buraya gelmişlerdi. Bir süre kemalin kaldığı lojmanda kaldılar ama nazan zehraya hamile kalınca kemal ayrı ev tutmak istedi. O eve aldıkları ilk koltukta bu koltuktu. Ne zaman misafir olsak yada onlarda toplanılsa kemalle nazan ikisi hep bu koltukta otururdu. Zehra doğduğunda bu koltukta fotoğraflarını çekmiştim. Zehra çocukken de kimseyi bu koltuğa oturtmazdı. Hatta egemenle az kavga etmediler bu koltuk için. Zehra ne kadar engelledikçe egemen o kadar oturmak için fırsat kollardı. Hey gidi günler hey. Babası şehit olduktan 1 yıl sonrada annesi vefat etti. Onları kaybettikten sonra evdeki tüm eşyaları bir yoksul aileye vermişti ben bu koltuğuda verdiğini sanıyordum. Demekki anılardan dolayı kıyıp vermemiş. " Demek bu yüzden ağlamıştı geçmiş yüzünden. Anılarına saygısızlık ettiğimizi düşünmüştü. Bilsem böyle birşey yapmazdım. Bu kadar hassas bu kadar yaraları olduğunu bilmiyordum. Ailesini kaybetmek kolay olmasa gerek. Aslında yaralarımız benziyor o ailesini kaybetmiş öyle kimsesiz kalmıştı, ben se bir yetimhanenin önüne bırakılarak kimsesiz kalmıştım. Yani onu en iyi anlayacak kişilerden biriydim. Leyla teyze fotoğraflardan bahsedince Bahsettiği fotoğrafı karargahtaki odasında gördüğümü hatırladım. Sahidende üçü o koltulta oturmuş güzel bir poz vermişlerdi. Klasik bir pozdu ama çok şıktı. O hiç eskimeyecek pozlardandı. Madem o zaman bile oturulmasını istemediğini söylemişti neden egemen oturmamızı istemişti ki? Aklımdaki sorunun cevabını almak için egemene sordum; " Egemen madem biliyordun kırılacağını bile bile neden oturduk biz?" "Aslında oturduğumuzda ben de hatırlamıyordum. Zehra sadece ailesine ağlar onu başka hiçbir şey ağlatmaz o ağlayınca hatırladım. Unutmayıp hatırlasaydım asla yapmazdım." dedi mahçup ve üzgün bir şekilde. Egemen konuşurken içeri zehra girdi hiç birşey olmamış gibi davranıyordu. Gözlerine baktığımda gözlerini kaçırdı dolaptan bardak çıkarıp bir bardak su içti. Ardından bize döndü. " Şimdi az önceki olanları unutun sadece bir anlık boşluğuma geldi. Şimdi kalan işimizi bitirelim." diyip mutfaktan ayrıldı. Bizde peşinden salona gittik. Yanına geldiğimizde "Şimdi bu L koltuğu pencereden tarafa diğer L koltuğuda koridordan tarafa koyalım. Karşı duvara televizyonu monte ederiz. Şu halıyı ortaya atarız üzerinede sehpayı koyarız. Diğer kutularda ki malzemeleride sonra hallederriz. " İkimizde kendimizi suçlu hissettiğimizden cevap vermek yerine egemenle birlikte tamam dercesine başımızı sallamıştık. Egemenle koltukları yerleştiririrken Zehra da koltukların üzerine sardığı kumaşı kaldırdı. Her iki koltukta siyahtı leyla teyzede ortadaki boşluğa beyaz renkte halıyı serdi ve ortasına kenarları metal üstü cam olan büyük sehpayı yerleştirdi. Egemenle birlikte televizyonuda monte ettikten sonra salonun büyük bölümünü tamamlanmıştık. Geriye sadece 5 kutu kalmıştı. İlk kutudan perdeler çıkmıştı. Egemenle birlikte tüm odaların perdelerini astık. Geriye kalan perdeler yedek olduğu için zehra onları çalışma odasındaki tekli bazanın altına koydu. Diğer kutudan fotoğraf çerçeveleri ve aldığı ödüller çıktı zehra onları daha sonra hallederim diyip koliyi alıp odasına götürdü. Diğer 2 büyük tahta sandıkda ise saksıda çiçekler çıktı ve bazıları zarar görmüştü. Zehra onlarla tek tek ilgilendiği sırada bizden tahta sandıkları balkona çıkarmamızı istedi. Egemenle 2 çiçek sandığını balkona çıkardığımız da zehrada az önce sandıklardan çıkan saksı çiçeklerini balkona getirdi ve yere koydu. Önce bizim getirdiğimiz sandıkları ters çevirip yanyana koydu ve getirdiği çiçekleri üzerine yerleştirdi. Leyla teyzede son kolideki 3 tane pufları getirip balkona bıraktı. "Şimdilik böyle kalsınlar ben buraya uygun birşeyler aldıktan sonra düzenlerim burayı" "Tamam kızım nasıl istersen öyle olsun." Zehra Leyla teyzeye gülümseyip bize döndü. "Ee hadi içeri geçin hepimiz yorulduk bir yorgunluk kahvesi yapayım da içelim."-dedi "İyi olur kızım"- "valla iyi olur o kadar çalıştık hak ettik."-egemen Hep birlikte içeri girdik biz koltuklara oturduğumuzda zehrada mutfağa geçti 5 dk sonra elinde kahvelere geri döndü elindeki kahveleri önce leyla teyzeye sonra egemene daha sonra bana uzattı bende alınca tepsiyi orta sehpaya bırakıp kahvesini aldı. Ben leyla teyzenin yanına oturmasını beklerken benim yanıma oturdu. Kahvelerimizi içip bitirdiğimiz de zehra boşları toplayıp mutfağa gitti 5 dk sonra yanımıza geldi. "Benim biraz işim var sizde yorgunsunuz siz eve gidin bende işimi bitirip eve gelirim. Ha bu arada leyloş sultan yemekle falan uğraşma ben çarşıdaki fırıncıya sipariş verdim akşam 8 de eve getirecekler." "Ne gerek vardı kızım. Ben birşeyler hazırlardım." "Olmaz öyle şey benim için sabahtan beri uğraşıyorsunuz ben bir yemek siparişi vermişim çok mu?" "Tamam kızım o zaman biz kalkalım evde görüşürüz." Egemenle leyla teyze ayaklandı koridora geldiklerinde egemen bana dönüp "Sen gelmiyormusun?" "Zehra senin için sorun olmazsa ben seninle durayım işin bitince birlikte dönelim." Zehra bana bakıp bir süre öyle kaldı. Ardından egemene dönüp "Peki sorun yok sen sultanım la git bende barışla dönerim." "Tamam evde görüşürüz." Onlar gittiğinde zehra beni ardında bırakıp odasına gitti. Bir süre salonda bekledim gelmeyince odasına gidip kapıyı çaldım. İçeriden sen gelmeyince birşey oldu sanıp içeri girdim. İçerde zehra namazını kılıyordu. Bende rahatsız etmemek için odadan çıktım. 5 dk kadar oldumu bilmem kapı açılıp zehra çıktı "Birşey mi oldu?"dedi. "İçeride sıkıldım sana yardım etmek için gelmiştim. Kapıyı çaldım ama ses gelmeyince sana birşey oldu sandım o yüzden içeri girdim kusura bakma." "Sorun değil bende balkon için internetten alınacaklara bakıyordum. . Birde kolidekileri yerleştirmek için rafa ihtiyacım var. Namaz vakti gelincede kılayım istedim öyle oldu yani. " "Allah kabul etsin inşallah. EEE Ne yaptın seçebildinmi bari?" "Evet hallettim istersen beraber almaya gidelim." "Sipariş verdin sanıyordum." "Hayır burdaki mobilyacıların İnternet adresinden baktım. Beğendiklerimi sordum ellerinde mevcutmuş." "Tamam o zaman çıkalım." Zehra ile evden çıktık arabaya binip dediği mağazalara gittik. Zehra magaza sahibi ile görüşüp 4 çalışanla depoya gitti. Zehra geri döndüğünde "Hadi arabaya onlar bizi takip edeceler." Birlikte geldiğimiz yolu geri dönerken zehra bir ayakkabı mağazasının önünde durdu. Mağazaya girdi ve 10 15 dk sonra ellerinde poşetle geri döndü. Tekrar arabayı çalıştırıp yola çıktığımızda yola bakmaya devap ederek konuştu. "Daha önce ihtiyacım olmadığı için hiç terlik almamıştım ama artık siz olduğunuza göre alayım dedim." Şaşırmıştım ona bakıp "Banada mı aldın?" Bana bakıp gülümsedi tekrar yola baktığında cevapladı. "Evet hatta en sevdiğin renkten aldım lacivert." "En sevdigim rengin lacivert olduğunu nerden biliyorsun?" "Biliyorum çünkü her giydiğin kombinde muhakkak bir lacivert parça var." Sevdiğim renge dikkat etmesi ve banada terlik alması beni mutlu etmişti. "Dikkat etmen ve banada terlik alman beni çok mutlu etti. Beni mutlu ettiğin için teşekkür ederim. " Bana döndü gülümsedi tekrar yola baktığında "Önemli değil. Böyle küçük şeylerle mutlu olabiliyorsan ne mutlu sana. " "Yetimhanede bize Böyle küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettiler." "Güzel şeyler öğretmişler ama en büyük başarı senin bunları öğrenip benimsemiş olman. O yüzden kendinle gurur duymalısın." "Böyle düşünmen beni mutlu etti." "Böyle biri olmanda beni mutlu etti." Konuşmamız bittiğinde Zehranın evine gelinceye kadar bi daha konuşmamıştık. Zehranın evine geldiğimizde çalışanlarla birlikte yukarı çıktık. Zehra kapıyı açtığında mağaza çalışanlarına galoş verdi banada aldığı terliği uzattı. Gülümseyerek elinden terliği alıp giydim içeri girdigimizde çalışanlar balkona masa ve sandalyeleri taşıdı. Sonra saksılar için saksı rafın balkona sabitlediler. Bir tanede divan almıştı onuda balkon duvarına yerleştirdikten sonra minderleri getirdiler minderleri divanın üzerine yerleştirip üzerine yastıkları koydular. Son işlerde bitince balkonun işi bitmişti. Balkondan çıkıp salona geçtiğimizde diğer iki çalışan Zehranın televizyonun olduğu duvarın sağında soluna ve solunda gösterdiği yerlerine rafları sabitliyorlardı. Buraya toplamda 6 tane raf sabitlenmişti. Çalışanların işleri bitince evden ayrıldılar. Onlar ayrılır ayrılmaz "Barış sen mutffaktan sarı bezi al rafları sil bende odaya götürdüğüm kolileri getireyim." "Tamam" Mutfaktan bezi alıp rafları sildim zehrada sildigim yerlere çerçeveleri yerleştirdi. Ödüllerini koymadığını görünce "Neden onlarıda koymuyorsun?" "Onları hiçbir zaman açığa koymadım. Hep kolide kaldılar." "Neden ki? O kadar başarıp almışsın kutuda kalması içinmi kazandın onları." "Kazanmak için uğraşmadım. Koliye gelince onları gösterip benimle gurur duyacak kimsem yok o yüzden kolide kalıyorlar." "Ben varım ben seninle grur duyuyorum. Hatta Leyla teyze egemen ali amcada seninle gurur duyuyorlar. " "Teşekkür ederim. Biliyorum ama ben yinede bunları kolide tutacağım." "Israr etmeyeceğim sen nasıl istersen öyle olsun." "Anlayışın için teşekkür ederim." Ona gülümsedim oda bana gülümsedi. Yerleştirme İşimiz bittiğinde zehraya sarıldım. Bu ani sarılmam onu şaşırtmıştı. "Özür dilerim zehra benim yüzümden bugün ağladın. Gerçekten senin için önemini bilmiyordum. Bilseydim anılarına saygısızlık etmezdim." Dediklerimden sonra başını çevirip bana baktı gözleri dolmuştu ardında sarılmama karşılık verdi. Bana sarılmasına sevinmiştim bende onu daha sıkı sarıp sarmaladım. Biraz öyle kaldıktan sonra "Biliyorum bilseydin yapmazdın. Bende oturmanıza kızmadım aslında sadece o koltukta onlardan başkası otururken görmek istemediğim içindi. Hem şuan yanımdasın ve benim yaralarımı sarıp sarmalıyorsun bu benim için çok önemli" "Sen izin verdiğin müddetçe tüm yaralarını sarıp sarmalarım yeterki yanında olmama izin ver." Sözlerim bittiğinde başını çevirip bana uzun uzun baktı. Artık sözlerle değil gözlerimizle konuşuyorduk. Bir süre sonra zehra kendini geri çekip "Hadi eve gidelim." "Peki gidelim." Zehra ödüllerinin olduğu koliyi alıp çalışma odasına götürdü. Ardında alacaklarını alıp evden çıktık. Binadan da çıkıp arabaya geçtiğimizde yaramaz bir çocuk edasıyla elinden anahtarı aldım. Benim bu halime güldü o gülünce bende güldüm. Arabayı bu sefer ben kullanıyordum eve doğru sürdüğümde aklıma benimde araba almam gerektiği düştü. İlk fırsatta bir araba almayı not ettim. Eve geldiğimizde arabayı park ettim. bahçede ali amcayla karşılaştık. "Yerleştin mi kızım?" "Yerleştim ali amca görevden sonra geçerim eve artık." "İyi kızım hayırlı olsun inşallah görevden sonra bizi de evinde bir ağrılarsın artık." dedi gülerek. Ali amcanın gülümsemesi ile zehrada gülümsedi "Tabi ağırlarım ali amcam zaten bende öyle düşünüyordum." "Tamam bakalım kızım." Zehra ile konuşması bitince bana döndü "Sen nasılsın oğlum?" "Teşekkür ederim ali amca iyiyim siz nasılsınız?" "Sağol oğlum bende iyiyim hadi leyla teyzenizi daha fazla merakta bırakmadan içeri girelim." Ali amca içeri girdiğinde zehrada girmek üzereyken kapıda koluntan tuttup durdurdum bana baktığında "Görev mi gideceksin?" "Evet yarın sabah gideceğim." "Gece bunun için mi gitmek durumunda kaldın.?" "Evet sana gerekçeleri açıklayamam sadece şunu söyleyebilirim ki uzun bir görev olacak." "Peki dönüş tarihin bellimi?" "Planımıza uyarsak 1 Ay uyamazsak uzar." "Sabah kaçta gideceksiniz? " "7 de karargahtan çıkacağız bende 5 gibi evden çıkarım. Neden sordun ki?" "O saatte senin için uyanık olacağım olurda uyursam beni görmeden gitme." "Benim için mi? Neyse peki nasıl istersen öyle olsun. Şimdi içeri girelim herkez bizi bekliyor." "Tamam girelim." İçeri girdiğimizde bizi ilk gören leyla teyze oldu bizi görmesiylede gülümsedi ardından elindekileri masaya koyup bize döndü "Hadi elinizi yüzünüzü yıkayında gelin yemekler hazır siz gelene kadar egemenle masayı kurmuş oluruz." "Tamam sultanım üzerimi değiştirip geliyorum."-zehra "Ben de hemen gelirim leyla teyze" "Tamam kuzularım bekliyorum sizi ama çok bekletmeyin yoksa kızarım ona göre ." Yüzünde sahte kızgınlıkla bize parmağını salladı. Onun bu haline gülüp birlikte yukarı çıktık. Zehra odasına girince bende odama girdim hızlı bir duş alıp beyaz tişört ve kot pantolan giydim saçlarımıda kurutup odadan çıktığımda. Zehra da odasından çıkıyordu. Üzerinde uzun turkuaz bir gömlekle kot pantolon vardı başında ise yazma vardı. Onu ilk defa yazma ile görüyordum. Beni görünce gülümsedi bende yanına gelip yüzüne baktım. Nasıl böyle güzel ve tatlı olabiliyordu. "yazma yakışmış." "Teşekkür ederim başım ağrıyor bu yüzden yazma kullandım." "Geçmiş olsun bir rahatsızlığın mı var?" "Hayır yok sadece şalımı sürekli sıkı yapmamdan ötürü ağrıyor. Onun dışında bir şeyim yok çok şükür." "Tekrardan geçmiş olsun. Yemekten sonra sana ilaç vereyim." "İyi olur. Teşekkür ederim. " Birlikte aşağıya indiğimizde leyla teyze masayı hazırlamıştı. Bizi gördüklerinde masaya oturmaya başladılar bizde yerimize geçtiğimizde zehra tepsideki patlıcan kebabını sırayla hepimize servis etti. Kendinede koyduktan sonra hep birlikte yemeye başladık. Yemeklerimiz bittiğinde ben ilaç için odama çıktım ilacı alıp tekrar aşağıya indigimde zehra hepimize kahve yapmıştı. Herkez salondaki yerlerini alınca zehra kahvelerini verdi. Benimde kahvemi verdiktten sonra benim sağımdaki tekli koltuğa oturdu. Kahvesine uzadığında "Zehra al önce ilacını iç sonra kahveni içersin ." Zehra ilacı alıp içtiği sırada "Noldu kızım neyin var." "Başım ağrıyor leyla sultan Barışta o yüzden ilaç verdi." "Geçmiş olsun kızım. Dikkat et kendine."-leyla teyze "Ederim sultanım" "Ee kızım sonra anlatırım dediğin şeyleri bir anlatıver kimin için o oda kim çiziyor resimleri kim dikiş makinesini kulanıyor.?"-leyla teyze Bu sorunun cevabını bende merak ediyordum o yüzden tüm dikkatimi zehraya verdim. Benim gibi diğerleri de zehraya bakınca zehra mecbur kalıp cevap verdi. "O oda kimsenin değil oradakiler benim. Anneannemlerin yanına gittiğim ilk zamanlar kimseyi tanımadığım için evde sıkılıyordum. Bende o yaz tatili boş geçirmemek için halk eğitimin kurslarına yazıldım. Önce anneannemin isteği ile kuran kursuna gittim. Kurs bir ay sürmüştü zaten. Kalan aylarımıda resim kursu ve dikiş kursunda geçirdim. O zamamdan bu zamana her boş zamanlarımda bazen yağlı boya yapıyorum bazende birşeyler dikiyorum." Zehranın söyledikleri bitince hepimiz şaşkınlıkla ona bakıyorduk. İlk konuşanlar leyla teyze ve ali amca oldu. " Maşallah kızım Allahım nazarlardan korusun inşallah. "-leyla teyze " Maşallah kızım elinden de birşey kaçmıyor. "-ali amca dedi gülerek Zehra utanmış olacak ki yine elleriyle oynuyordu. Egemen onun bu utanmış halini görünce biraz daha utandırmak için " Ooo Bizim biricik hanımda da ne marifetler varmış da haberimiz yokmuş. Onu alan yaşadı valla. " dedi gülerek. Zehra egemenin onunla uğraştığını görünce " Ege beni daha da utandırmasan olmaz mı?"diyerek çıkıştı. Egemen de gülerek cevapladı. "Olmaz hem ben olanı söylüyorum ve bunda da utanılacak birşey yok." Zehra daha fazla utanmamak için "Tamam her neyse ben odama çekiliyorum yarın göreve gideceğim." Leyla teyze zehraya bakıp "Ne kadar sürecek bellimi?"dedi Egemende cevabı merak etmiş olacak ki zehrayla uğraşmayı bırakıp zehraya odaklanmıştı "Sultanım belirlenen süre 1 ay plana uyarsak 1 ay sonra burdayım. " "Ya planın dışında olaylar gerçekleşirse?"-"egemen "Öyle bir şey olursa olaylara göre yeni plan oluştururuz ona göre de süre uzar." "Anladım dikkat et kendine."-egemen "Olur ederim doktor bey. Eğer izin verirseniz odama çıkıyorum." "Tamam izin veriyorum."-egemen Zehra gülüp merdivenlere yönelmişti yukarı çıktığında. Leyla teyze "Ali şu kızı neden uzaklara gönderiyorsun buralardaki sorunlara baksa yada karargahta kalsa.olmaz mı?" "Leyla ben kimseye ayrıcalık yapmam ayrıca zehra profesyonel ve ben durdurmak istesemde zehra istemez. Bunu bir daha duymamış olayım." Ardından ayaklanarak oda yukarı çıktı. Onun çıkmasıyla bende odama geçtim. Yataga uzandığım da elime telefonu alıp sabah 4 de alarm kurdum. Ardından hemen uyumak için 15 dk hareket etmeme taktiğini kullanarak gözlerimi kapattım. ____ Sabah alarm çaldığında hemen kalkıp banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkayıp banyodan çıktım. Dolaptan üzerime ceket alıp odadan sessizce çıktım. Zehranın odasının kapısına geldiğimde kapıyı çaldım ama müsaade beklemeden içeriye girdim. Yatağın yanına yaklaşıp oturdum. Uyurken bile başını örtüyordu, tabi böyle uyursa başı ağrırdı. Bir süre daha sessizce izlemeyi sürdürdüm. Saate baktığımda 5 geliyordu onun yanında gerçekten zaman hızlı geçiyordu. Zehranın alarmı çalmadan onu uyandırmak için seslendim. Sesimi duymayınca elimle omzunu tutup sarsmaya niyetlenmiştim ki zehra kolumdan tutup beni yataga ters bir şekilde yatırdı. Kendimi kurtarmaya çalıştım ama beni öyle bir tutmuştu ki hareket edemiyordum. Elinden kurtulamayacağımı anlayınca "Zehra benim barış sadece seni uyandırmaya geldim." Zehra kolumu bıraktığında hemen oturur vaziyete geçtim. Sol elimle sağ kolumu ovarken zehra yataktan kalkmıştı. "Bu saatte sessiz bir şekilde gelirsen olacağı buydu. Çok ağrıdımı?" "Sadece seni biraz daha görmek istemiştim. Böyle olacağını bilseydim bağıra bağıra gelirdim." "Dalga geçmeyi bırak. Neyse şimdi sen odadan çık ben hazırlanayım 10 dk sonra bahçede görüşürüz." "Tamam sen hazırlan gel aşağıdayım." Odadan çıkıp bahçeye indim. Dediği gibi 10 dk sonra hazır bir şekilde yanıma geldi. "Benimle ne konuşacaktın."dedi Hemen zehraya sarıldım o güzel kokusundan derin bir nefes aldım. "Seninle konuşmak istiyorum istiyorum ama böyle izin verirsen." Zehra cevap vermek yerine kollarıyla beni kendinden uzaklaştırdı. Aramızda 5 adımlık mesafe koyunca sorusunu yineledi. "Benimle ne konuşacaktın." Ben de araya koyduğu mesafeyi azaltmak için ona üç adım attım "Zehra daha önce hiç böyle hissetmedim. İlk defa bir beklediğim oluyor ve o kişi çok tehlikeli bir yere gidiyor. Korkuyorum sana birşey olmasından." "Korkma korkarsan gerçekleşir hem olacak olan olur ve kimse önüne geçemez." "Sana birşey olmasın kendine çok dikkat et benim için." "Peki olabildiğince dikkat ederim." diyip biraz durduktan sonra ekledi "Eğer gelirsem ve geldiğimde seni bulursam sana istedigin cevabı vereceğim." dedi Doğru anlayıp anlamadığımı kesinleştirmek için "Zehra istediğim cevap derken neyi kast ediyorsun?" "Bana benden hoşlandığını söylemiştin ya bende bana zaman ver demiştim. İşte onun cevabı. Orda geçireceğim zamanda düşünmüş olurum geldiğimde de cevap veririm." "Ben yanlış anlamışım bana olumlu cevap vereceğini sanmıştım." "Daha düşünmedim düşüneceğimi ve geldiğimde cevabımı vereceğimi söylüyorum." "Anladım peki öyle olsun " Bir süre birbirimize baktıktan sonra "Barış senden birşey isteyeceğim ama önce bana köpeklerden korkup korkmadığını söyle." "Nerden çıktı bu?" "Sen söyle sonra isteğimi söyleyeceğim" "Köpeklerden korkmam şimdi söyle benden ne istiyorsun." "Bir hafta sonra ankaradan köpeklerim gelecek. Köpeklerim için geçici olarak senin bahçeni istiyorum çünkü benim bahçem yok senin evinin de bahçesi köpek kulübesi için uygun. Ben gelene kadar bahçeni kullabilrmiyim?" "Ama kulübe yok ki bahçede hem bu köpeklerin cinsi ne?" "Köpeklerimin cinsi alman kurdu ve sibirya kurdu. Merak etme ikiside eğitimli köpeklerdir. Sağlık taraması da yeni yapıldı. Kulübeye gelirsek köpekleri getirecek olan arkadaşım onların kulübesi ve bakım malzemesini de getirecek. Ayrıca köpeklere arkadaşım bakacak sadece evinin bahçesini kullanmak istiyorum. " "Tabiki kullanabilirsin bende bakarım hem." Zehranın yüzünde gülümseme ile bana sarıldı. Bana sarılmasını beklemiyordum. Şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra bende sarıldım. Ardından geri çekilmesine izin verdim. Anahtarını çıkarıp arabasına yöneldi arabaya binip çalıştırdığında pencereden "Sende dikkatli ol." "Senin için kendime dikkat edeceğim." El sallayıp bahçeden arabasını çıkarıp gitti. ......
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE