Erna tüm gün başucunda beklemişti. Dağhan akşama doğru kendini daha iyi hissediyordu ve bir duş alıp evin içinde sersem sersem dolaşacak kadar toparlanmıştı fakat kız yine de gözünü üstünden ayırmamıştı. Bir sonraki sabaha çok daha iyi uyanmasına rağmen bir gün daha evde kalıp dinlenmeye karar verdi. Evet, o sahiden de işkolik biriydi ama bu hâldeyken çalışmanın verimli olamayacağını düşündüğü için kendini zorlamaktan hoşlanmazdı. Erna da bu kararını onaylamıştı. Hatta işe gitmeyi düşünseydi Doğuhan’ı arayacağını söyleyerek ona kaşlarını çatmıştı. Onu kızgın görmek her yönüyle eğlenceliydi. Ufacık burnu kırışıp kaşları çatılıyordu. Ayrıca yüzüne eğreti duyan öfke ifadesiyle asla istediği etkiyi meydana getiremiyordu. Dağhan onun öfkesine yalnızca gülümseyerek karşılık vermek istiyordu.

