Sabah olduğunda yatakta dönüp durdum ve dün olanları bir kez daha düşünmeye başladım.
~
"Babamızın adı Yates. Annemizin adı Wendy. Ve ben, bende Jess senin gerçek ismin de Jade. Anlamakta zorluk çektiğini biliyorum. Ama bu böyle kardeşim."
"Ama... ama... ama ben vampirsem nasıl bu yaşıma kadar kan içmeden durabiliyorum?"
"Şöyle kardeşim ki bizim bir cadı teyzemiz var. Kolundaki ize bak bu iz kana ihtiyaç duymaman için yapıldı ve diğer güçlerini kullanmaman için. Bunu cadı teyzemiz yaptı."
"Şey ımm ben... Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyorum. Ölecek gibiyim-"
"Zaten yaşayan bir ölüyüz."
"Peki şey ben ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Hiç bilmiyorum. Bu aşırı tuhaf ve saçma yani mantığım asla kabul etmek istemiyor ama gördüklerim de oldukça gerçekçi. Ahh beynim!"
"Jade biliyorum yaşadıkların zor ve berbat..."
"Benim bir ismim var tamam mı? Eftelya. Bu dediklerin de palavra." Dedim ve yürümeye başladım. Aniden önümde belirdiğinde eline ayna almış olduğunu gördüm. Bana gösterdi.
"Hımm. Biz kızdığımızda gözlerimiz kırmızı olur. Buraya gelirken de teyzeme uğrayıp söylediğim için muhtemelen sana yaptığı büyüyü kaldırıyordur. Al aynayı ve gözlerine bak."
Kızmak mı? Niye kızacakmışım?!
"Annesiz, babasız olmak nasıl bir duygu?"
Kapadım gözlerimi ve tekrar açtım.
"Hayatında neyin ne olduğunu bilememek nasıl bir duygu? Ölü olmak? Asla sevilmeyecek olman. Ailemizi insanların öldürdüğü gerçeği? Sende intikamı hissediyor musun? O duygu ha?"
"Kes sesini." Dedim kırmızı olmuş gözlerime bakarak.
"Noldu gerçekler zoruna mı gitti KARDEŞİM?!"
"Kes sesini! "Diye kükredim ve devam ettim.
"İnsanların bir suçu yok tamam mı kaç sene geçmiş ardından! Neyin intikamından bahsediyorsun sen ha? Ne intikamı." Dedim aynı anda ona vurup ittirerek.
Vay güçlendim mi lan ben?
Ve bir an da kahkaha attı.
"Ordan bakılınca caniye mi benziyorum." Dedi kahkaha atarak." Sadece öğrenmen için yaptım." Dedi tekrar kahkahalarıyla beraber.
"Salak. "Dedim yavaş yavaş eski halime dönerken.
"Akışına bırak tamam mı ? Sürekli düşünüp kafanı yorma. Bakarız bir çaresine."
"Jess annem güzel miydi?"
"Çok güzeldi. Upuzun kahverengi saçları bembeyaz bir suratı vardı. Masmavi gözleriyse denizi andırıyordu. Çok güzeldi kıskanılacak derecede bir güzelliği vardı. Ve bizi de çok seviyordu. Seni de çok seviyordu. Seni bana emanet etti. Sen benim canımdansın."
"Çok fazla mı dram oldu?" Dedim gülmeye çalışarak o da gülmeye başladı.
Gülerken gözleri kısılıyordu, saçları dalgalıydı. Mavi gözleri vardı. Çok güzeldi. Kusursuz gibiydi, gibi de değil kusursuzun ta kendisiydi. Anneme çekmişiz ikimizde. Neden böyle ki? Böyle olmak zorunda mıydı? Tüm vampirler mutsuz mu olacaktı? Peki şimdi ne yapacağım. Ailem bildiğim kişilere nasıl davranacağım daha doğrusu nasıl davranmam gerekiyordu?
"Sabah 8 de gel buraya. Burada benim evim var seni oraya götüreceğim. Seni de bir vampir gibi yapmamız lazım çok iş var çoook sana her şeyi öğretmem lazım. (Bir kere bana baktıktan sonra) "Sanırım sana baya bir şey öğretmem lazım." Dedi ve önüne döndü
~
Saat'e baktım 07.26'yı gösteriyordu. Yataktan kalkıp dolabıma doğru gittim ve elime siyah dar paça pantolonumla beyaz tişörtümü alıp giyindim. Saçlarımı tarayıp düzleştirdikten sonra hafif makyaj yaptım ve hazırdım.
İşim bittikten sonra tekrar saate baktım. 07.48
Odadan çıktığımda annemi gördüm, daha doğrusu annem bildiğim kadını! Beni görünce
"Hayırdır kızım nereye sabah sabah?"
"Dışarı" Dedim. Benim gerçek annem değildi o. Zaten hep Baha'yı daha çok sevdi annem. Babam da öyle. Beni umursayan yok üveyim ya ben. Bu aileden değilim.
"İyi misin kızım"
Başımı salladım ve ekmeğe saralle sürüp dışarı çıktım. Yiyerek yürüyordum. Dün ki yere gittim. Kimseyi göremeyince etrafa bakınmaya başladım. Jess birden önüme çıkınca sadece bakmakla yetindim. Kolumdan tutup sürüklemeye başladı. Adeta uçuruyordu. 5-6 km sonra durdu ve ormanın içinden el izi ile bir kapıyı açıp içeri girdi beni de içeri alıp kapıyı kapadı.
Vay beee....Burası da neydi böyle? Acayip büyük bir yer. Dışarıdan böyle bir yer gözükmüyordu. Harikaydı. Sanırım antrenmanları burada yapacağız çok geniş bir alanı vardı zaten. Işıklarla kaplıydı ve koşmak için ayrı bir bölüm dövüşmek için ayrı, zihin kontrolü için ayrı bir yeri vardı.
"Nasıl? Beğendin mi? Teşekkürlerini teyzeme ilet" Dedi gülerek.
Bende yok sayılacak kadar bir gülümseme koydum suratıma.
Çantamı kenara bıraktıktan sonra saçımı topuz yapıp koşma yerinin önünde durduk. Jess ellerini beline koyup bana dudağını kıvırarak bakıyordu.
"Evet bakalım ne kadar hızlısın?"
"Imm şey ben.."
"Ama bir dakika" Dedi ve yanımdan ayrılıp bi yere girdi sonra yanında bir kişiyle geri geldi.
"Ooo Jade kızım." Dedi ve sarıldı büyücü kıyafetli güzel bir kadın.
"Ben Emily, senin teyzen" Dedi elini uzatarak.
Bende gülümseyip elini sıktım ve sarıldım. Sonra ona bakmamı söyleyip ellerimi tuttu ve gözlerini kapatıp tuhaf sesler çıkarmaya başladı. En sonunda işi bitmiş olmalı ki
"Tamamdır" dedi parmağını şaklatıp.
"Imm teyze ne yaptın?" Dedim resmen Jess' nin varlığını unutmuş gibiydik. O da bizi izliyordu.
"Bak yavrum. Dün güçlerin için olan büyünün yarısını kaldırmıştım şimdi de tamamı kalkmış oldu." Dedikten sonra yanağımdan makas aldı ve görüşürüz deyip gitti.
"Tamamdır" dedi Jess ve eski yerine geçip konuşmaya başladı. "3 dediğimde olabildiğince hızlı koşmaya bak tamam mı?"
"Imm şey ben tamam."
-...1......
Nefes al yapacağına inanıyorum. Eftelya. Güçlü kızsın sen. Yaparsın.
-......2.......
Yapabilirim.
-.....3......
Dediğinde son sürat ilerlemeye başladım. Acayip hızlı koşuyordum. Bu harikaydı artık köpeklerden kaçabilecektim. Yaşasın herkesten daha hızlı olacağım herkesten, herkesten. Burada vampir olduğumuzdan söz ediyoruz kız köpekten kaçabileceğim diyor. Sen karışma iç ses sevincimi yaşıyorum.... diye düşüncelere dalmışken birinin beni duvara fırlatmasıyla düşüncelerimden çıktım.
"Ne yapıyorsun sen be?! Kafayı mı yedin Jess"
"Kaçıncı turu attığının farkında değil misin? Ah tanrım sandığımdan daha hızlı."
Dediğinde zafer kazanmış gibi sırıttım. Dinlenmek adına koltuk gibi bir şeye oturduk. Sonra Jess yanımdan ayrıldı ve 2sn de yanıma geldi.
"Al bakalım."
Vişne suyumu hayır hayır. Iyk bu kan. Öhğ ölüyorum.
"İç bakalım" Dedi gözleri parlayarak
"Ciddi olamazsın."
"Hayır çok ciddiyim" Dedi gözlerini büyüterek.
Elime alıp kokladım. Fena kokmuyordu aslında. Jess e baktığımda kafasını sallayıp iç işareti yapıyordu. Salak bu kız ya. Gözlerimi kapattım ve bir yudum sonra.... Sonrasında ise bitirmişim.
"Nasılmış canım tadı?"
"Hiç fena değil hatta harika."
"Tabii canım." Dedi ve güldü
"Bir şey söyleyeceğim." Söyle dercesine kafamı salladım.
"Biz tüm insanların düşüncelerini okuyabiliyoruz. Teyzem de sana güçlerini verdiğine göre sende artık herkesin düşüncesini okuyabilirsin kardeşim."
"Oha bu harika bir şey." Dedim küçük bir çocuk gibi heyecanlanarak.
"Ne kadar güzel değil mi?"
"Ne?"
"Evrendeki en güçlü vampirler biziz. En güçlü vampir olmayı bırak, tek vampir biziz."
"Haklısın."
"Diğer vampirler olsaydı bize itaat ederlerdi."
Neden dercesine bakıl attığımda devam etti.
"Çünkü dediğim gibi biz alkanız. Alkanlara kimse karşı gelemez karşı gelenler küle dönüşür."
Hmm gibi mırıltılar çıkardım. Ben neymişim beh.
"Hadi bakalım bu kadar yeter" dedi ve dövüş yapılan yere gittik.
Başla dercesine elini havalı bir şekil yaptığından ayağımla bi tekme atmaya çalıştım ki çalışmaz olaydım. Bacağımdan tutup duvara savurdu. Of be sırtım gitti.
"Hadi ama Jade."
"Ben, eftelya!" Dedim üstüne basa basa ve üstüne doğru atılıp yüzüne yumruğu geçirdim bu hareketimle yeri boyladı.
"Hah eftelya mı?" Dedi gülerek beni kızdırmaya çalışıyordu. Daha iyi dövüşeyim diye biliyordum ve başarıyordu. Ne yapayım gazla çalışıyordum sanırım.
"Eee jade" dedi ve üzerime gelmeye başladı.
"Yalanlar içinde büyümek nasıl bir duygu." Dedi yumruğunu tam karnıma geçirecekken tuttum ve arkasına doğru getirip iterken aynı anda çenesine yumruğumu geçirdim
"Aşağılanmak nasıl bir duygu" Dedi çenesini tutarken.
"Bilmiyorum hiç anlatmadın. Anlat da öğreneyim." Dedim sırıtarak üstüme gelip bu sefer tekme attığında arka duvara kadar uçup bir şeyleri devirdim.
"Aptalın tekisin kızım. Bu hayatta vampirlere yer yok yaşayan bir ölüyken mutlu olmayı beklediğini söyleme bana, ailen bildiğin kişiler bile yalancılar" Dedi bağırarak.
Üstüne doğru yavaş ama sert adımlarla giderken "Eftelya şey durman gerekiyor." Dedi, gözlerindeki saf korkuyu gördüm ama durmayacaktım. Nasıl gözüktüğüm umurumda değildi.
"Eftelya" derken elimi havaya kaldırıp ona doğru tuttum ve aynı anda elimi hareket ettirdiğimde yukarı çıktı.
"Eftelya" diye bağırmaya başladı. "Özür dilerim Lanet olsun" Dedi
Yaptığım şeye ve sinirle Jess'e bakıyordum. Adeta çırpınıyordu. Elimi kendime çektim ve oda aynı sıra yukardan gelirken ileri doğru fırlattım ve bıraktım duvarı boylayıp yere düşmüştü.
Ahh başım acıyordu, ne yaptım ben böyle...
"Jess diye bağırdım" ve yanına koştum. Yanına vardığında ise
"İyi misin? Ben şey özür dilerim kendimi kaybettim kontrolü kaybettim" Dedim yaşlar içinde olan gözlerimle ona bakarken
"Önemli değil" dedi gülümsemeye çalışarak
Endişeyle ona bakıyordum ayağa kalktı ve beni de kolumdan tutup bi yere götürdü. Burada çok fazla kan torbası vardı. Kendisi bir tane içince tamamen iyileşmişti ağzımın açık olduğuna bahse girerdim.
"Vay canına.. O şey de neydi öyle? Ne yaptın sen bana? İlk günden bu fazla olmadı mı?" Dedi ilk hayran sonra ise şaşıran bir suratla baktı, ben ise mahcup bir şekilde gülümsedim.
"Canımı çok yaktın kardeşim bu kadarını beklemiyordum. Hep şaşırtıyorsun beni Jade."
"Eftelya" diyerek düzelttim.
Gözlerini devirip kan torbası attı bende pipet takıp içtim.
"Eve gideceğiz şimdi. 1 kimse vampir olduğumuzu öğrenmemeli. 2 kana susarsan insan kanı içme alışırsan kötü olur. Hayvan kanı içmeyi dene. Fazla kana susayacağını sanmıyorum. 3 kimseye güvenme, en yakın arkadaşına bile anlatma." Diyerekten beni uyardı.
"Tamam Jess hadi gidelim" Dedim ve çantamı alıp çıktık.
"Seninle beraber bir tatile gitsek diyorum nasıl olur?"
"Annemler nasıl izin verecek ki?"
"İkna yeteneğim sayesinde." Dedi masumca gülümseyerek.
"O da ne?"
"İstemedikleri bir şeyi yaptırabilirim hem de onlar seve seve isteyecekler."
"Oha bu harika bir şey bende de var mı?"
"Iıı maalesef ki yok." Dediğinde üzgünce başımı salladım. Neyse bir şeyden de eksik kalayım canım.
Nihayet eve varabildiğimizde kapıyı annem açtı. İçerisi tıklım tıklım doluydu.
"Anne sana bir şey söylememiz lazım." Dediğimde başını salladı.
"Ne oldu?"
"Biz Eftelya ile gerçek bir tatile gideceğiz." Dedi annemi etkisi altına alırken. "İzin veriyorsunuz değil mi?" Dediğinde annem başı dönmüş bir şekilde bize baktı ve ağır ağır başını salladı.
"Teşekkür ederiz anne ben seni ararım." Deyip yanağını öptüm tam eve giriyorken Jess kolumu tuttu.
"Nereye?"
"Ee eşyalarımı toplayacağım."
"Saçmalama kızım yenilerini alırız."
"Nereden geliyor bu değirmenin suyu?" Deyip güldüğümde omuz silkti.
"Ne sen sor ne ben söyleyeyim, neyse şimdi gidiyorum akşama gelirim arkadaşlarınla vedalaş."
"Tamam görüşürüz canım."