Mezuniyet

2008 Kelimeler
Maraldan. Boğaziçi Üniversitesi kampüsü en kalabalık günlerinden birini daha yaşıyordu.. Üzerinde cübbe başında kapı ile ailelerinin yanında mutluluk pozu verenleri kenardan izlemek düşmüştü benim nasibime yıllardır olduğu gibi.. Hocaların yönlendirmesi ile aileler salona alınırken bizlerde salonun arka tarafına geçtik. Az sonra isimlerimiz teker teker okunacak ve diplomalarımızı alacaktık.. Anne babalar çocuklarınım ismi okundukça gururla ayağa kalkıp alkışlayacaklar dı belki mutluluktan ağlayanlar bile olacaktı.. Bir ben yanlızdım ilk defa olmasa da kimsesizliğimin canımı en çok yaktığı anlardan birini yaşıyordum.. En mutlu olmam gereken gündü oysa.. Sahneye çıkan hoca ile salondaki uğultu azaldı.. Kısa bir konuşmanın ardından teker teker ismi okunan sahneye çıkıp diplomasını alırken her isimle salonun farklı yerinden alkış ve ıslık sesleri yükseliyordu... Tüm sınıf diplomasını aldıktan sonra bölüm başkanımız en son ismi anons etti... Ve şimdi hem bölüm hemde ana bilim dalı birincimiz MARAL KAYA derin bir nefes alıp hızla çıktığım sahnede hocamın elinden aldığım diplomaya bakıp burukça gülümsedim... Olmuştu işte başarmıştım.. Yaşadığım tüm zorluklara rağmen başarmıştım.. Türkiye dördüncülüğü ile girdiğim Boğaziçi Üniversitesi Mimarlık fakültesinden birincilikle mezun olmuştum... Ben kim miyim.. Adım Maral hayata gözlerini bir yetimhane nin soğuk duvarları arasında beş sıfır yenik başlayan kimsesiz bir kız çocuğu... Çocukluğumun geçtiği İzmir'deki yetimhanenin bahçesine her girenin gözlerinde sevgi kırıntıları arayan.. Ama sadece merhamet, acıma bazende tiksinti dolu bakışlara maruz kalan yüzlerce çocuktan sadece biriyim... Bayramlarda ve özel günlerde gelen ziyaretçilerden sevgi dilenmekle geçti çocukluğum. Başımı okşayan her elin sahibine minnetle baktım hep ama çoğunun gözünde gördüğüm sahte samimiyet her defasında sert bir tokat olup çarptı suratıma. Çocuktum oysa farkım yoktu diğerlerinden. Sonra aynı samimiyetsizlik okulda gösterdi kendini. Aileler çocuklarını hep uzak tuttu ben ve benim gibilerden. Liseye başlayana kadar hep ötekileştirilen oldum akıllıydım diğer arkadaşlarımdan çokta başarılı, birde bunun çekememezliği bindi omuzlarıma sanki yüküm azmış gibi. Sınıfa her girdiğimde ayakkabımdan montuma üzerindeki formaya varana kadar hangimizin eskisini giyiyorsun diye çok defa aşağılandım. Ötelendikçe kendimi adı yalnızlık olan bir zırhın içine kapattım. Kimseye selam vermeyen soğuk ruhsuz bir kız olup çıktım sonunda. Yurttaki arkadaşlarımla bile eskisi gibi değildim artık. Adım Soğuk nevale diye anılmaya başlandı zamanla... Kimse sormadı bana sen ne yaşadın seni kimler bu hale getirdi diye. Kolay lokmaydık bazıları için. Nasıl olsa peşimize düşecek neden yaptın? diye hesap soracak kimsemiz yoktu. Çok arkadaşımı kaybettim bilinmezlikte. Birlikte büyüdüğüm karanlık gecelerde ağlarken birbirimize sarılıp teselli ettiğimiz çok can heba oldu kendine insan diyenlerin hevesleri uğruna... Kalındı benim duvarlarım bu yüzden dişimle tırnağıml a kazıya kazıya geldim ben bu yaşıma.. Daha üniversitede kalacağım yurt belli değilken yaşın doldu artık burada yerin yok dediler içinde üç parça kıyafet olan valizimi elime verirken. Sokaklar ev sahipliği yaptı bana günlerce. Sonra bindiğim otobüs hayalini kurduğum yere getirdi beni Boğaziçi üniversitesi.. Bir yurt hayatı daha başladı ama bu kez diğerinden çok farklı.. İlk günden belli oldu kim kiminle arkadaş olacak.. Zaten benim için sorun yoktu yanlızdım her türlü.. Aynı odada çıkan yemeği beğenmediği için söylenen de var anne babasından ayrıldığı için ağlayanda.. Yurt kaydımı yaptırmak için geldiğimde yaşadıklarımı bilseler ağlarlar mıydı? acaba... Müdürün odasına girip yurt kaydı için geldiğini söylediğimde önce yüzüme sonra üzerime bakıp ardından önündeki bilgisayardan bilgilerini kontrol etti.. "Depozitoyu ödememişsin akşama kadar yatırmazsan giriş yapamayacağın gibi yerine yedek öğrenci gelecek.." dedi.. Ben bilmiyordum ki.. Miktar aslında cüzi bir şey ama benim çantamda bir avuç bozuk para var. "Benim o kadar param yok ki..." dedim.. "Elimizden bir şey gelmez.." diyen kadın kapıyı gösterdi... Buraya kadarmış işte tüm hayallerim elimde balon gibi dönerken yurdun karşısındaki kaldırıma oturdum.. Boğaziçi üniversitesi'ni kazanmıştım ama başımı sokacak bir çatı bile bulamamıştım. İçimde yıllardır biriken ne varsa dökmek istercesine içim çıkana kadar ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu elimden... Ne kadar ağladım bilmiyorum muzuma dokunan elle sıçradım.. Korkuyla başımı kaldırdığımda orta yaşlarda merak ve korkuyla bana bakan çok güzel bir kadın gördüm.. "İyi misin kızım.." dedi.. Şiir gibiydi sesi. Bilmiyorum..." diye bildim hıökırıklarımın arasında.. "Anlatmak istermisin belki yardımcı olabilirim" dedi bu kez.. "Olamazsınız.." dedim omuzlarımı silkip. "Sen anlat önce tabi istersen!.." dedi.. Kaybedecek neyim vardı ki anlattım olanları ayak üstü nereden geldiğini bilmediğim kadına.. İlgiyle dinledi hiç bir şey sormadı. "İşte böyle dedim tüm hayalleri elinde patlayan birine ne yapabilirsiniz ki?.." dedim.. Oturduğu yerden kalkan kadın elini bana uzatıp. "Çok şey yapabilirim gel benimle.." dedi.. İşte şimdi korktum tanımadığın birine hayatını anlatırsan olacağı bu diyen iç sesim korkumu daha da artırırken.. "Korkma! sana yardım edeceğim.." dedi.. "Karşılığında ne istiyorsunuz?.." dedim.. "Hiç birşey sadece kimseye boyun eğmeden okulunu bitir ayaklarının üzerinde sapa sağlam dur yeter.." dedi.. "Kimsiniz siz bana neden yardım edeceksiniz? ".dedim sinirle.. "Adım Huriye benim güzel kız seninle yaşıt bir kızım var onun kaydı için geldik buraya emekli öğretmenim ve okumak isteyen birine yardım etmek istiyorum.." dedi.. "Nasıl ya?.." dedim.. "Hadi kalk şu işleri halledelim de konuşuruz.." dedi beni çekiştirerek yurt binasına doğru götürürken... Kayıt işlerimi halletti.. Kızı ile aynı yurttaymışız oda Bilgisayar mühendisliğini kazanmış.. Hilal ve ailesi hayatıma dokunan güzellik oldular.. Ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde benim gibi kaç tane öğrenci vardı acaba.. Kampüse girdiğimde aklıma ilk gelen bu oldu.. Etrafta kendi arabasıyla gelende var kırılan tırnağı için yas Tutan'da.. Tedirginliklersınıfın kapısını açtığımda bana dönen gözler biraz daha verilmemesi neden oldu.. "Bu sınıfta ders var abla temizliğini sonra yaparsın..." diyen çocukla ilk şokunu yaşadım.. "Ne temizliği pardon.." dediğimde.. "Sınıfı dersten sonra temizle diyorum.." dedi.. "Sınıfı bilmem ama seni şu camdan sikkelerin çekil önümden.." dediğim çocuk kocama gözlerle bana bakarken yükselen kahkaha sesleri dört yılın nasıl geçeceğinin özeti gibiydi.. Tam ağzını açıp bir şeyler söyleyecekti ki sınıfa giren hoca. önce bize kısa bir bakış attı ardından "herkes yerine." dedi.. "Seninle sonra görüşeceğiz.." deyip yerine giden çocuktan sonra bende arka sıralarda bir yere oturdum.. Sanki uzaydan gelmişim gibi tüm gözler benim üzerimdeydi... Hoca önce kendini tanıtıp ardından sınıfın ortasına bir bomba bıraktı.. "Arkadaşlar her sene olduğu gibi bu senede sınavda derece yapan bir çok öğrenci Üniversitemizi tercih etti ve Türkiye dördüncüsü Maral KAYA bu sınıfta kendisi aramızda mı acaba?.." Herkes birbirine bakarken mecburen elimi kaldırıp "buradayım hocam.." dedim.. Tüm gözler yeniden bana dönerken bir uğultu daha başladı.. "Tebrik ederim Maral umarım sınavdaki başarının devamı gelir.." diyen hocaya gülümsemeye çalıştım sadece.. İlk günden hedef tahtası olmuştum ya aferin bana.. Günlerce fakülte kantininde konuşulan mevzuu oldum. Temizlikçi gibi gezen dereceli öğrenci.. Beni zorlayan ülkenin sayılı zenginlerinden birinin oğluymuş.. Ana baba varken konuşmak kolay dı tabi. Bende isterdim tek derdimin kırılan saç telimin olmasını ama yapacak bir şey yoktyıkadım kulaklarımı, sadece derslerime odaklandım O zorbaladı ben çalıştım.. Sonra kimsesiz olduğumu öğrendiler bu kez de buradan vurmak istediler asıldılar, saçma sapan tekliflerle geldiler umursamadım ben umursamadıkça daha da saldırganlaştılar.. O kadar ki ikinci sınıfta okulu bırakmayı bile düşündüm.. Ama bir yeminim vardı başaracağım sırf kendim içinde değil gözümün önünde kayıp giden ben gibiler için.. Zor oldu hatta çok zor oldu ama başardım... Haset ve kıskançlık dolu bakışlar arasında Sahneye çıkarken daha yeni başlıyorsun dedi içimden bir ses.. Kürsüdeki hoca diplomamı verirken duygularını dinlemek isteriz dedi.. Kime ne söyleyecektim.. Yanlızdım ben.. Önce mikrofona sonra karşımdaki kalabalığa baktım.. Burada ne konuşulur bilmiyorum.. Teşekkür edeceğim bir ailem de yok üstelik.. Ama daha ilk gün den bu güne kadar çalışma azmimi körükleyen tüm okul arkadaşlarıma teşekkür ederim deyip indim sahneden.. Tören sonrası hocalardan bir arkadaşının şirketinden gelen teklifi iletti bana.. Ardından başka biri kartını uzatıp sizinle çalışmak isteriz dedi... Bir kağıt parçası nelere kadirdi.. Zor geçti dört yılım sadece derslerime çalışmak zorunda kalmadım ihtiyaçlarım içinde para kazanmak zorundaydım.. Garsonluk yaptığım cafede kendi kendime şarkı mırıldanırken beni duyan iş arkadaşım yüzünden sesinin güzelliği ortaya çıkınca patron hafta sonları şarkı söylememi ve daha çok kazanıp daha rahat edeceğimi söyledi.. Hiç bir kötülüğünü görmedim baba adamdı ama kısa süre sonra okulda duyuldu.. Ne yapayım başka çerem yoktu.. Dedim ya umursamadım hiç kimseyi.. uzun ve meşakkatli bir yol var önümde gelecekteki günlerin ne getireceğini bilememek ayrı bir korku salıyor insanın yüreğine böyle işte benim hayatım yurttan yurda savrulan bir kere bile anne baba sıcaklığını görmeyen sevgiye aç ama sevmek en büyük korkusu olan bir Maraldım hayat denen canavarın karşısında boyun etmemek için kuşandığı zırhın içinde gerçekten sevilmek isteyen küçük bir kız çocuğunu saklayan... Hilal dört yıl boyunca beni hiç yanlız bırakmayan yegane arkadaşım.. Her tatilde beni zorla yanında sürükleyip azda olsa aile sıcaklığını tanımama vesile olan can dostum oldu zamanla Huriye teyze ve Ahmet amca kendi kızlarından ayırmadılar beni. Emekli olup Nevşehir'e yerleştikten sonra küçük bir otel işletmeye başlamışlar temiz ve nezih bir yer.. Yazları yanlarında çalıştım. Sesimin güzelliği bana her yerde iş buluyordu aslında ama işte o ama karıştırıyor ortalığı.. Hiç olmadığım kadar mutlu oluyordum yanlarında Cafeteryada keyifle şarkılar söylüyorum çoğu zaman.. Mezuniyetten sonra Hilal ile birlikte yaşamaya başladık küçük bir eviniz ve artık işimiz vardı.. Ben hocamın tavsiye ettiği şirkette işe başladım Hilalde büyük bir firmanın bilişim departmanına girdi hayatımın hiç olmadığı kadar güzel gitti bir dönem başladı nihayet.. Üstelik yaptığım çizimle çok beğeniliyordu.. Ta ki o güne kadar... Bir projeyi yetiştirmek için sabaha kadar şirkette kaldım sabah daha önce hiç görmediğim patron ve oğlu gelecek ve ben ilk sunumumu yapacaktım.. Altı gibi tamamladım çizimi ama gözlerim bitmişti.. gözlerimi dinlendirmek için kapattım sadece.. "Bu nasıl işyeri böyle.." duyduğum sesle gözlerimi açtım karşımda orta yaşın biraz üzerinde biri var.. Adam bana dikkatle bakıp "sabahlara kadar gece kulüplerinden çıkmazsanız sonunuz böyle masa başında uyumak olur tabi.." dedi öfkeyle.. "Pardon siz kimsiniz de benimle bu şekilde konuşuyorsunuz.." dediğim adam hocamın arkadaşı olan yüksek mimarmış.. Bende şans olsa zaten anne baba ile büyürdüm... "Nasıl konuşacakmışım bugün önemli bir toplantı var ve siz burada iş saatinde uyuyorsunuz gençsiniz anlıyorum ama sabahlara kadar gezerseniz olacağı bu bize sizin gibi yatan değil iş yapacak personel lazım.." dedi.. "Sabahlara kadar gezdiğimiz de nerden çıkardınız onu anlamadım ama gezsem de sizi ilgilendirmez.." dedim.. "İşe yansırsa ilgilendirir... bence siz hiç buralarda kendinizi uykusuz bırakmayın gidin şarkınızı söyleyin akşama kadar da evde uyursunuz.." diyen adamla şok oldum.. "Hocan gelecek vaadediyor diye seni tavsiye etti ama buradan hiç öyle görünmüyor diyen adam kusura bakma ama seninle çalışamayız.." dedi.. Susmak zorunda kaldım bu kadar itham sırf şarkı söylediğim için miydi yani... "Tamam.." diyebildim sadece tamam... Ama gitmeden önce teslim etmem gereken bir proje vardı... Mimar arkadaşlardan ikisini toplantı odasına çağırıp masaya serdiğim çizimler üzerindeki detayları anlatıp çıkacaktım ki odaya giren adam "Sen hala burada mısın.." dedi.. Gidiyorum merak etmeyin deyip arkadaşlara kendinize iyi bakın dedim.. Bitmişti. işte burada işim.. Odadan çıkarken çarpıştığım bedenle bir iki adım geriledim karşımda karakaş karagöz genç bir adam var.. "Pardon.." deyip sağ tarafa kaydım önüme geçti.. sola adım attım yine önüme geçti aynı şey bir kaç kez daha tekrarlanınca "Çekil be önümden.." diye itekleyip kendimi koridora attım.. Abi insan doğuştan şanslı olmalı sonradan mümkün değil.. Odaya girip çantamı aldığım gibi çıktım Ak-Er inşaattan... Sonraki günlerim iş aramakla geçti.. Büyük hedeflerim yok benim kiramı ihtiyaçlarımı karşılayayım yeter ama nereye başvurduysam geri çevrildi.. Sebep Ak Er inşaatın hakkımda verdiği olumsuz rapor... Neden olumsuz rapor verdiler onuda anlamıyordum.. Çünkü işten ayrıldığım günü akşamı arayıp tekrar çağırdılar beni ama ben bana o kadar hakaret eden adamla tekrar çalışmam deyip kapatmıştım telefonu.. Tam bir ay boyunca iş aradım.. Hep aynı cümle ayrıldığınız yer hakkınızda olumsuz diyor sizinle çalışamayız.. Ya ben okyanusu geçtim ama bir kaşık suda boğulmak üzereyim.. En sonunda dayandım kapılarına.. Ayhan bey.. Evet evet Ayhan beydi beni kovan derdi neymiş öğrenmek için... Adam beni bu kez güler yüzle karşıladı.. Hoşgelmişim "Hiç te hoş gelmedim Ayhan bey sizin derdiniz ney benimle.." dedim lafı evirip çevirmeden... "O sabah çok sinirli geldim işe.. Sizi uyurken görünce daha da sinirlendim.. Üstelik daha önce şarkı söylediğiniz mekanda bir iki defa bılunmuştum hafızam çok iyidir hemen hatırladım.." dedi.. Eee dedim elimi belime koyup.. "Bende ciddiyetsiz biri olduğunuzu düşünüp o sinirle size patladım.." dedi.. "Hayır siz bana hakaret ettiniz.." dedim.. "Özür dilerim ben o gece sabaha kadar proje üzerinde çalıştığınızı bilmiyordum ve projeniz çok beğenildi.." dedi Hayırlı olsun ne diyeyim.. "Ayhan bey her şeye okey ama beni o gün kovdunuz akşama arayıp çağırdınız... Siz olsanız kovulduğunu yere gider misiniz.." dedim.. "Gitmezdim.." dedi.. "Lan o zaman ne istiyorsun benden de tüm başvurularımda karşıma çıkıyorsunuz.." diye bağırdım.. "Sizinle çalışmak.." dedi.. "Bak bir kere söyleyeceğim... Evet türkü barlarda şarkı söyledim çünkü mecburdum bitirmem gereken bir okulum vardı.. Ve biraz daha iş bulamazsam tekrar şarkı söylemek zorunda kalacağım çünkü benim arkamda bir ailem yok yeter ya.." deyip odaya girdiğim gibi çıktım ama geçen gün çarpıştığım çocukla yine burun buruna geldim...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE