~8.Bölüm~

1095 Kelimeler
Okula gitmek için hazırlanmayı bitirdiğimde aynı anda Umutla odalarımızdan çıktık. Umutun bakışları kısaydı. Sertti. Neden mi? Ah! Çünkü yine büyük bir pot kırmıştım. Eğer kapısını dinlemeseydim yine azar yemeyecektim. Dün düşüpte o fotoğrafa dikkat kesildiğimde genç, güzel ve kapalı bir kadın görmüştüm. Ee tabi fotoğrafı incelemekle kalmayıp birde tüm odayı alıcı gözlerle süzdükçe süzmüştüm. Umut her zamankinden daha çok sinirlenmişti. Beni kapı dışarı edip bir güzelde azarlamıştı. "O kadın kimdi?"diye sorduğumda daha bir sinirlenmiş haddimi bir güzel bildirerek sorduğuma bin pişman etmişti. "Annen sana başkalarının işine burnunu sokma demedi mi!"diye de laf sokmuştu. Tıpkı iç sesim gibi konuşmuştu! Hayır. Annem niye böyle bir şey söyleme gereksinimi duysun ki, değil mi ama? "Umut bekle! Özür dilerim." Arkasından bağırmam bir işe yaramamıştı. Kapıyı çarpıp gitti. Bende hemen feracemi üzerime geçirip peşinden çıktım ancak o, süper model arabasıyla çoktan yola çıkmıştı bile. Yine her şeyi mahfetmiştim. Üstelik aramız daha yeni düzelmişti. Ah Mucize ah! Ama çok merak ediyorum. O fotoğraftaki kadın kimdi? Neden benim kocamın gizli odasının baş köşesinde duruyor? Acaba eskiden sevdiği falan mıydı? Ay çok merak ediyorum! İçim içimi yiyiyor valla. Bu düşünceler arasında bende hemen arabama binip okulun yolunu tuttum. Okula vardığımda tam yakaladım diyorum, tam arkasından binaya giriyorum diyorum yolumu, bir anda nereden çıktığını anlayamadığım Ece kesti. Hadi buyrun? "Ouuh! Sen Umutun kuzeniydin değil mi? Adın neydi tatlım?" İç geçirip "Mucize."dedim. "Mucize mi?"deyip yüzünü buruşturdu. "Böyle isim mi olur? Neyse bende Ece."deyip elini uzattı. Elini sıkıp "Her şeyden isim olabilir. Yeter ki anlamı güzel, kişiliğine yakışsın Ececiğim."dedim ters ters. Bu kızdan başından beri hiç hoşlanmamıştım. Evet güzel, hoş kızdı ama bir o kadarda itici bir düşünce yapısı vardı. İnşaALLAH zamanla yanılırım. "Mucize söyler misin? Neden Umutu ziyarete geldin?" Bu daha çok 'Sen kim oluyorsunda Umutu ziyarete geliyorsun!' manası katıyordu sesinden ama neyse! "İnsan kuzenini ziyarete gelemez mi? Sence yaptığım yanlış mı?" "Yo, hayır. Ne bileyim? Seni o kızlardan sandım." "Hangi kızlardan?" "Boşver. Neyse benim gitmem gerek. Sana iyi dersler."dedi pis sırıtışıyla uzaklaşırken. Aklıma kötü zanlar koyup gitti işte. Ah Umut! Nasıl bir geçmişin var senin? Nasıl bir sır küpüsün anlamıyorum ki! İnsan bu kadar gizemli olabilir mi yahu? Ama ben senin kilidini çözmeyi bilirim İnşaALLAH. Allah'ın izniyle... Yanaklarımı şişirip kol saatime baktım. Derse daha vardı. Sümeyyeyi arayıp nerede olduklarını sordum, hep yaptığım gibi. Kafeteryadalarmış. Zaten Umutuda kaybettim. Bari onların yanına gideyim. Gittim. Gittim ama bunların nesi vardı böyle? Hiç konuşmuyorlardı ve sürekli bıyık altından sırıtıyorlardı. Allah Allah! Bugün herkes neyin kafasını yaşıyordu? Onlar konuşmayınca bende gidip bir su alayım dedim. Fena boğazım kurumuştu. Suyumun parasını ödeyip kantinciye teşekkür ederken arkamdan bir ses duydum. "Galiba çoktan unutulmuşuz..." Güney? Hışımla dönüp ona baktım. "Güney?" *** Masada hiçbirimiz konuşamıyorduk. Ben daha beterdim. Kafamı kaldıramıyordum. Kaldırsam Güneyin bakışlarına yakalanıyordum. Sümeyye kulağıma eğilip fısıldadı. "Kızım bu Güney ne yapmış kendine? Eskisinden daha bir yakışıklı, daha bir havalı olmuş sanki değil mi?"deyince bacağını çimçikledim. Beni kışkırtmak için yapıyordu. Sümeyye "Ayh!"diye hafif bir inilti çıkartınca masadakiler kıkırdadı. Ona gözlerimi belertip susmasını işaret ettim. Zaten çok utanıyordum. "Ee neler yapıyorsun Güney anlatsana?"diye havayı dağıtmaya çalıştı Savaş. Güney her zamanki gibi bana bakarak konuştu. "Ne olsun be kardeşim? Bildiğiniz gibi işte."deyip Savaşın omuzuna dokundu. "Hepinizi çok özledim."deyip bana doğru sırıttı. "Bazıları seni özlemesede sen özle yüreğim. Özlemek sevgidendir, demiş bir şair."deyip dirseklerini masaya dayadı. Bizimkiler bana bakarak hep bir ağızdan ooo çekerken Güney yine sırıttı. Ben ise utanmaktan başımı kaldıramıyordum. Ben evli bir kadınım. Güneyin duygularıyla oynayamam. Buna bir son vermeliydim. "Bı-ben... Benim gitmem gerekiyor. Dersim varda. Tekrar hoşgeldin Güney."deyip kalktım. "Sınıfımı veya bölümümü değiştirmedim Mucize."diye önüne bakarak konuştu. "Efendim?" "Diyorum ki aynı sınıftayız farkındaysan? O yüzden bende seninle geleyim." Ah! Ne salağım! *** "Nasıl geçti tatilin?" "Şey, normal işte. Bildiğin gibi." Umut'lu geçti. "Vefasızım diyorsun yani?" Evet. Onlar beni hep arayıp sormalarına rağmen ben hiç arayıp sormadım. Gerçekten vefasızım! "Güney ben..." "Bende diyorum ki hiçbir kızın peşinden bu kadar koşturmadım. Sağ ol. Arada çok yoruyorsun..." "Özür dilerim." "Özrünü istemiyorum. Kalbimi daha fazla incitme yeterli bana. Arada da kontrol et olur mu?" "Neyi?" "Kalbimi. Yerinde mi veya dökülmüş mü arada bir bak." "Güney biliyorsun. Ben hiçbir zaman sana Umut vermedim. Senin kendi iyiliğin için en iyisi aramıza mesafe koymak-" "Böyle bir şeyi aklından bile geçirme Mucize. Yeni gelmişken, kalbim seni daha yeni görüp canlanmışken beni tekrar öldürme ailem gibi!"deyip kırgın ve kızgın bakışlarla sınıfa girdiğimiz gibi ayrıldı. Yoluna Duygu çıksada önemsemeyip onu kenara itti ve soğuk sesiyle beraber uzaklaştı. Ah ne yapacağım ben? Zaten Güneyin yurt dışına çıkma sebebi ailesiydi. Nedenini bilmediğimiz bir şekilde zorla göndermişlerdi onu. Ailesiyle arası pek iyi değildi ve bunu sadece bize anlatırdı. İlk derse girmeyen Güney ikinci derse girmişti ancak Duygudan bir türlü kurtulamıyordu. Bende gülmekten duramıyordum. Güney bana 'Hiç komik değil, gülme Mucize' diye baksada Duygunun ona yaptığı cilveli hareketler herkesi gülmekten ödürürdü. Az önce ne kadar onu sinirlendirmiş ve kırmış olsamda Güney çabuk parlayıp çabuk sönen bir insandı. "Güneeey? Bak bugün senin için saçlarımın rengini değiştirdim. Beğendin mi?"deyip yamuk yumuk ağzıyla gri tonlarına boyattığı saçlarını gösterdi. Güney Duygunun yanından kalkıp benim arkama oturdu. Yanıma erkek oturmadığımı iyi biliyordu. "Üzgünüm Duygu ama ben Mucizeden başkasını beğenemiyorum. Bunu sana daha öncede söylemiştim." Benim yanaklarım utançtan kızarırken Duygu da sinirden kızarmıştı. Çok şükür ki hoca geldi de Güney susmuştu. İyi olmuş muydu? Tabiki hayır! Geçen seneden beri bana kafayı takan Ezgi hocaydı gelen. Ezgi hoca okulun en genç ve en güzel hocası oluyor. Güzelliğiyle Okulda ün salmış güya ama ben hiç öyle düşünmüyordum. Bir insan ün salsa kalbinin güzelliğinden ün salar. Gelip geçici güzelliğiyle değil! Bana kafayı takmasının sebebi ise Güneydi. Onunda Güneye ilgisi vardı. Her ne kadar bunu kendi ağzıyla söylemesede... ve okuldaki herkeste bunu biliyordu. E tabi Güney ona bakmayınca bana musallat oluyor. "Günaydın arkadaşlar." "Günaydın hocam."dedi sınıf hep bir ağızdan. Yerlerimize oturmuşken Ezgi hoca gözleriyle amfiyi taradı. İstediğini bulunca başladı yapmacık tavırlara. "Güney?" "Efendim hocam?" "Hoşgeldin. Duyduğuma göre yurt dışına çıkmışsın. Ah ah! Bende çok istiyorum gitmeyi. Şöyle bir paris gezisine hayatımın aşkıyla gitmek fena mı olurdu?" Güney gülerek "Öyle hocam öyle."dedi. Duygu sinir krizinden kudururken hepimiz gizli gizli kıkırdıyorduk. Güney bilerek hocayla böyle konuşuyordu. Herkes Güneyin açık sözlü ve komik olduğunu bilirdi. Ezgi hoca kendisini aşıp Güneyin sırasına oturunca beş karış olan eteği oldu sıfır karış. O an nasıl sinirlendim anlatamam! Bu kadın hiç utanmıyor muydu ya! Güney hariç tüm erkeklerin gözü düşecekti neredeyse! Peygamber Efendimiz (SAV) "Utanmayan dilediği şeyi yapsın."demiş. Ne kadar doğru demiş. "Ee Güneyciğim anlatsana. Buldun mu kendine göre birilerini?" Utanmadan herkesin gözünün önünde çocuğun içine düşecek resmen. Öğrencin o senin be! Bu iğrenç sahneye daha fazla dayanamayıp çantamı kaptığım gibi amfiden tam çıkmak üzereydim ki Güneyin sesiyle kapı eşiğinde donup kaldım. "Buldum hocam buldum. Öyle biriki hayatıma en güzel Mucizeyi kattı..."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE