CİWAN Öptükçe öpesi geliyordu insanın bu güzel dudakları. Yumuşak, ılık, baştan çıkarıcıydı… Dudaklarımız birbirine her temas ettiğinde, içimde bir şeyler eriyor, mantığım giderek bulanıklaşıyordu. Kopamıyordum ondan. Tenimizin her sürtünmesi, her kıpırtısı bir başka yangını tutuşturuyordu içimde. Belki de kopmak istemiyordum. Bu anı… bu büyülü, baştan çıkarıcı ânı, asla bitirmek istemiyordum. Ama gerçekler, istekler kadar romantik değildi. Aklımın bir köşesi hâlâ uyanıktı. “Sarhoş,” diyordu. “Berfu iyi değil. Şu an ne yaptığını bilmiyor. Yarın ne olduğunu hatırlamayabilir bile.” Ve belki… belki de beni suçlayabilir. Ya da en kötüsü, hiçbir şey hissetmemiş gibi davranabilir. İçimden bir ses bağırıyordu: "Dur!" Ama Berfu öyle değildi… O elleriyle bana tutunduğunda, bacaklarını belim

