Angel Amber

1200 Kelimeler
ANGEL Angel Amber, bu benim hikayem. Bildiğiniz üzere lise hayatım boktandı. Neyse ki hayatımda beni her zaman mutlu eden insanlar vardı. Annem, Max, Max’in babası Liam, Nancy ve Jack. Ama hayatımın geri kalanı o kadar da boktan değildi. Üniversite’yi kazandığımda ailem ve arkadaşlarım benimle mutlu oldular. Ben, Nancy ile aynı üniversiteyi burslu olarak kazanmıştık. Jack ise bize bir saatlik uzakta ki bir üniversiteyi kazanmıştı. Benim bölümüm Moda Tasarımıydı. Hayatım boyunca hep kıyafet dikmek ve onu taşıyabilen insanlara giydirmek istemiştim. Küçük çocukken oyuncak bebeklerime giydiriyordum. Daha sonra kıyafetler çizmeye ve onları dikmeye başlamıştım. Üniversitemde bu bölümü okumak benim için çok değerliydi. Nancy ise hemşirelik kazanmıştı. Onu beyaz önlüklüle görmek paha biçilemezdi. Annemle birlikte onu o halde görünce göz yaşlarımızı tutamamıştık. Üniversitemiz ailemizin evlerinden 2 saat uzakta olduğu için öğrenci evlerinde kalıyorduk. Nancy odası ve benim odam aynı katta olduğu için onu her gün görebiliyordum. Durmadan ders çalışan inek bir oda arkadaşım vardı. Sohbetlerimiz kısa ve öz olduğu için onunla arkadaş olamamıştık. Odam ufak, iki yatak, iki dolap ve çalışma masalarından oluşmaktaydı. Burada ne kadar zaman geçirdiğimi düşündüğümde kendime inanamıyorum. Mükemmel olmasa da güzel bir üniversite hayatım olmuştu. Üniversiteye gitmeden önceki yaz tam 10 kilo vermiştim. Bunu Nancy’nin ve ailemin yardımıyla yapmıştım. Yaşadığım domates olayından sonra kilolarımdan nefret etmeye başlamıştım. Bu yüzden kendi kafama göre diyet yaptım ama diyetim çok düzensizdi. Duygusal açlık çok hissettiğim içi akşamları kendimi dolabın başında buluyordum. O yüzden kilo vermek yerine daha da kilo almıştım. Mezun olduktan sonra annem durumuna müdahale etmek istedi ve beni bir diyetisyene götürdü. İşte o andan sonra gerçekten acılı günlerim oldu. Bazı testlerden sonra doktor vitaminlerimin düşük olduğunu söyledi. Vitaminim eksik olduğu için vitamin desteği aldım. Daha sonra bana diyet listesi verdi. Annem her gün o listeye göre yemek hazırladı. Spor işini de Nancy üstelendi. O ben ve Jack uzun yürüyüşler yaptık. Sonunda 10 Kilo verdiğimde artık 40 bedene düşmüştüm. Kilo verdikten sonra kendimi daha özgüvenli hissetmeye başlamıştım. Ta ki üniversitemde ki sınıfıma girene kadar. Kızların hepsi 34 bedendi bir tanesi yok denecek kadar zayıftı. Benim 40 bedenlik vücuduma bakıp bazıları olumsuz anlamında kafasını çevirdi. Mankenlik dersine değil stilistlik dersindeyiz kızlar sakin! Herkesi bedenine göre yargılamam hoş değildi belki ama bunu daha çok onlar bana yapmıştı. Üniversite yıllarımda bir kez sevgilim oldu. Benim üst sınıfımdan biriydi Adı Luke. Gerçekten ışık saçan biriydi. Sarı saçlı, kahveden gözlü uzun zayıf biriydi. Sınıftaki herkesle arkadaştı. Sosyal biriydi. Nasıl beni beğendiğini bir süre anlamadım. Ta ki benimle yatmak isteyene kadar. Ben reddettiğimde onun herkesin için de beni aldattığını gördüğüm. Dersliğin kapısında gözümün içine baka baka başka bir kızın suratına yapıştı ve onu vantuz gibi emdi. Orada durup onu izledim. Bir adım dahi atamıyordum. Sonra biri gelip bana omuz atınca buzum çözüldü ve onları görmezden gelerek sınıfıma girdim. Beni aldattığı kişi ise sınıfımızın sürtüğüydü. Tebrikler kendisine yakışanı bulmuştu. Sınıfta oturup hemen Nancy olan biteni anlattım. Ders sonu beni almaya geldi. Benim dağıtmam ve onu unutmam için gece hazırlandık ve kulübe gittik. Kaç shot attığımı bilmiyorum. O kadar abartmıştım ki uyandığımda nerede olduğumu bilmiyordum. Sonunda kendime geldim ve bir tuvalette kafamı kusmuğuma dayayıp uyuduğumu fark ettim. İğrennçç! Ondan sonra kendimi zar zor toparladım ve yurda geçtim. Dün gece Nancy beni çılgınlar gibi aramış ama bulamayınca yurda dönmüştü. Zaten onun da kafası bir milyon olduğu için ona kızmadım. Diğer günü toparlanmak için ayırdım. Telefonumu dün gece dışarı çıkmadan önce koyduğum yersen aldım. Gitmeden önce saklamıştım. Çünkü manyak kafam Luke armamalıydı. O günden sonra üzüntüden dolayı sahada kilo verdim. Mezun olduğumda 1.65’lik boyumla 55 kiloydum ve 36 bedendim. 95 kilo ile başladığım serüvenimde sonunda bu hale gelebilmiştim. Belki kiloya çok takıntılı olduğumu düşünebilirsin ama yaşadıklarım kilolarımdan daha da ağırdı. Bu arada Luke bana geri dönmek için okulun önünde diz çöküp yalvarmıştı. Ama ihanetin bedeli ağır olur. Asla kabul etmedim. Mezun olduktan kısa bir süre sonra merkezde çalışmaya başladım. Nancy de iş bulmuştu. Birlikte aynı evde yaşamaya karar verdik. Evimiz küçüktü ama bize yetiyordu. Ana kapıdan girdiğinde salon ve mutfağın olduğu kısma geliyordun. Büyük kahverengi bir koltuk sırtı dönük şekilde kapıya bakıyordu. Sağ taraftaki minik mutfakta tam karşıda cam vardı. Salon ise sol tarafta kalıyordu. Sol taraftaki duvarda bir tv ve konsol vardı. Bir tane de turuncu renkli berjer koltuğun karşısında salonun büyük camının önündeydi. Mutfağa yakın tarafta da büyük krem renkli bir koltuk daha vardı onun arkasında ise mutfak ve salonu ayıran yemek masası yer alıyordu. İki oda da sol tarafta küçük bir hol gibi duran yerden geçince hemen karşılıklı şekilde duruyordu. Nancy ile burayı gördüğümüz an sevdik ve hemen tutmaya karar verdik. Buradan iş yerim yakındı. İki yıl boyunca ufak bir giyim atölyesinde hem çizim yapıp hemde dikiş yaptım. Daha sonra giyim markasının lansmanının olduğu gece ünlü sunucu Kathrine Yard tarafından keşfedildim. Bir süre onun yanında gündüz kuşağa programında giyeceği kıyafetlerinin stilisti oldum. Altı ay sonra Kathrine kilo almaya başladı. Çünkü kocasından boşanıyordu. Bu durum aranızdaki ilişkiyi çok etkiledi çünkü Kathrine kendine uymayan kıyafetleri giymek istiyordu. Bende ona uygun kıyafetleri giymesini istiyordum. Altı ayın sonunda bugün gerçekten ama gerçekten işime gitmek istemiyordum. Yatakta uzanıp tavana bakarken telefonum ikinci defa çaldı. Telefonu elime aldım ve Kathrine’nin asistanı arıyordu. Telefonu duvara fırlatıp kırmak istiyordum. Eminim olması imkansız şeyleri isteyecek biz çıkmaz bir döngüye girerken herkes bizi izleyecekti. Harika gene harika bir güne Günaydın! Telefonu açıp kulağıma koydum. Asistanı ‘Angel acilen gelmen lazım. Kathrine kıyafetine sığamadığı için çıldırmış durumda’ dedi. Arkadan Kathrine’nin sesini duydum. ‘Lanet olsun’ diye bağırıyordu. Gerçekten güne harika bir başlangıç. ‘Ona sakin olmasını söyle geliyorum’ dedim ve ayağa kalktım. Üzerime bol bir sweatshirt ve altıma da pantolon giydim. Kıyafet tasarlıyor olsam bile kendi kıyafetlerimi hep bu tarz giymeyi seviyordum. Sade ve geniş. Nancy güzel giyinmem konusunda bana ısrar etse de vücudumu belli eden şeylerden her zaman kaçınıyordum. Travma işte! Mutfaktan kendime sert bir kahve doldururken gözlerime gözlüğümü taktım. Bir yudum kahvemden aldım ve bardağı tezgaha koydum. Saçlarımı tepemde toplarken kapının tıkırtısını duydum. Nancy dün gece nöbetteydi. Kendisi ruh gibi içeri adım attığında ona gülmeden kendime edemedim. Giydiği önlüğü kir içindeydi. Saçları topuz halindeydi. Topuzundan tüm saçlar dağılmıştı. Bana ‘günaydın ve iyi geceler ’ dedi sesinde ruh yoktu. Önümden geçip salonun büyük koltuğuna yığıldı. ‘Kalk yerine yat’ dedim. Ama o çoktan horlamaya başlamıştı. Üzerine odasından bir battaniye getirdim ve serdim. Uyanınca burada yattığına pişman olacaktı ama ben söylemiştim. Nancy üniversitenin ilk yılında Jack ile çıktılar. Zaten birbirlerinden hoşlandıklarını biliyordum. Sadece ikisi de arkadaşlık sınırında oldukları için asla itiraf edememişlerdi. Bir gün son sınıfta Nancy’e ilgi duyan bir çocuk onunla beraber olmak istedi. Bunu Jack duyduğunda çılgına döndü. O zaman sanırım sınırlarını aştılar ve sevgili oldular. Ama ilişkileri kısa sürdü. Bir gün Nancy aniden Jack’ten ayrıldı. Kimse sebebini bilmiyordu. Jack bile bilmiyordu. Yıllar sonra birbirlerini unuttuklarını söyleselerde öyle olduğunu sanmıyordum. Nancy hayatına kimseyi sokmamıştı. Jack ise sadece günü birlik ilişki yaşamıştı. Nancy ve Jack’in ayrılması beni de Jackten biraz uzak tutmuştu. Telefonda görüşüyordum ama mezuniyetimizden sonra yüz yüze görüşememiştik. Jack üniversitedeyken Ethan ile aynı sınıftaydı. İkisi de işletme bölümünü kazanmıştı. Sanırım orada arkadaşlıkları ilerledi. Mezun olmadan önce öğrendiğime göre Ethan büyük bir ajans tarafından keşfedilmişti. Daha sonra oyuncu oldu. Şu anda çok popüler bir oyuncu ve herkes ona hayran. Ben mi? Sanırım hala kör olmadığıma göre böyle bir seksilik karşısında hala ona hayranım. Ne kadar onu izlerken lise hayatım mahvolmuş olsa da onun hatası olmadığını biliyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE