17.BÖLÜM

945 Kelimeler
Ervanın herşeyi öğrenmesinin üzerinden neredeyse 2 hafta geçmişti annem hergün arıyordu ervayı toparlamam için ama benim artık o kızın yüzüne bakmaya ne yüzüm ne de sabrım vardı 2 gün iyisek 5 gün kavga halindeydik sabah gözümü tekrar telefonun sesiyle açtım "Yağız hemen eve gel ve dağıttığın kadını topla" "O kendi kendini toplar anne benim gelmeme gerek yok" "Yaptığın yanlıştan haberin yok sanırım kız odadan çıkmıyor birşey yemiyor içmiyor kendine gel bu kadın burada kaldıkça daha kötü olacak" "Kapat anne kapat geliyorum" üstümü giyinip hızla çıktım evden annemin evine vardığımda hızla arabadan inip eve girdim yemek masasında annem yaren ablam ve damla vardı damla hariç herkes biraz gergin ve üzgün gibiydi yaklaştığımda annem oturmamı söyleyip lafa girdi "Sen ne yaptığının farkında mısın yukarıda hamile bir kadın var ve o kadın eriyor kendine gel artık senden hamile diye o kızı esir edemezsin yemiyor içmiyor konuşmuyor kimseyle o odadan çıkmıyor kendi kendine bi yaşam kurmuş sürüp gidiyor sebebi olacaksın hem çocuğunun hem kadının gönder o kadını evine normal hayatını yaşasın çocuğunu görmek istersen saklamaz " "Anne siz karışmayın " "Neyine karışmayalım yağız ben bu kadarına katlanamam" "Odasında mı?" ayağa kalkarak sorduğum soruya annem sadece başını sallamakla yetindi yavaş adımlarla yukarı kata çıkıp odaya girdigimde erva duş almış üzerinde bornoz vardı ve arkası dönüktü bana sinirle yanına yaklaşıp "Sen ne yapmaya çalışıyorsun " diyerek kendime çevirdiğimde erva korkmuş ben dehşete kapılmıştım bu o kadın olamazdı ilk günkü kadın değildi çökmüştü resmen yüzü çökmüş zayıflamış gözleri çok boş bakıyordu bana hayat enerjisi yaşama sevinci bitmişti sanki anne olacak hamile bir kadın değilde sevdiği biri olmuş o da onunla ölmüş gibiydi gözlerinde tek bir duygu kırıntısı bile yoktu bomboş bakıyordu "Sana ne oldu böyle " dediğimde omuz silkerek giyinme odasına geçti üzerine idareten bi pijama takımı giyerek cıktı odadan yanımdan geçerken ağrısı varmış gibi yüzünü buruşturuyor yürümekte zorluk çekiyordu bi yandan da aksıyordu bu hâline dayanamayarak kucağıma alıp yatağa götürdüm yatağa yatırdığımda bana sırtını döndü "Erva" ses yok "Erva" gene ses yok "Erva cevap ver lütfen " "Efendim yağız " "Erva ne senin bu halin yemek yemiyormusun uyumuyor musun sen?" "Neden sordun" "Neyi neden sordun erva bu hal ne hamilesin sen hamile benim essekligim yüzünden hem kendine hem bebegimize zarar verme lütfen " Gözleri dolu çenesi titriyordu ama güçlü görünmek için ağlamıyordu "Iyiyim ben" "Sen iyi değilsin erva sen hiç ıyi değilsin senden özür dilemeye yüzüm kalmadı ama lütfen dikkat et kendine ve bebegimize güçlü bir kadınsın sen " "Ben artık dayanamıyorum yağız yıkılmak uzereyim halim kalmadı güçlü olmak istemiyorum 19 yasima kadar güçlü olmaya calistim ama artik olamıyorum ben düşmek üzereyim elimden tutan yok dayanamıyorum ben " "Tamam güzelim tamam sakin ol güçlü olma sen senin güçlü olmana gerek yok ben senin arkandayım bana yaslan düşeceğin zaman ben tutarım seni yıkılmana izin vermem ben senin dök içini bana atma içine artık ben varım yanındayım" "Sen yoksun yağız sen olmadın olmayacaksın " "Sana söz veriyorum son nefesime kadar hep yanında olacam" "Bebeğimi alacakmisin benden" "Saçmalama sen onun annesisin nasıl ayırırım sizi" "Almayacakmisin bebeğimi benden" "Hayır almayacam" dediğimde erva omuzuma yaslanarak ağlamaya başladı sesimi çıkarmadan başını omuzumdan alıp göğsüme yasladım ve içini dökmesine izin verdim uzun süre ağladıktan sonra ağlaması hıçkırıklara dönmeye başlamıştı ağlamasının bittiğini anladığımda ervayı kaldırıp gözlerinin içine baktım "Biliyorum bana hem kızgın hem kırgınsın ama lütfen şu anda bir kenara bırak ve bu gün seninle ilgilenmeme izin ver kötü görünüyorsun" Kızarmış gözleriyle usulca başını salladı "Ağlaman bittiyse önemli islerimiz var" "Ne onlar " "Önce saçlarını kurutalım hasta olma" diyip ellerini tutarak ayağa kaldırdım ve banyoya geçip saçlarını kurutmaya başladım saçlarını kurutma işi bitince banyodan çıkıp tekrar giyinme odasına götürdüm üzerindeki pijamanın üstü saçlarından ıslandığı için önce onu çıkardım daha sonra altını karşımda sadece siyah çamaşırlar la duruyordu bu durum gerçekten benim için çok zordu erkeklik hormonlarım devreye girmiş ereksiyon olmuştum bile bu kadında birşey vardı dokunmadan sadece görerek beni yükselten dolapta pijama ararken hepsinin saten sortlu olduğunu görünce tek çarenin bunlardan birinin olduğunu anlayarak siyah yanları yırtmaçlı ve dantel bir saten şortlu takım çıkararak şortunu elime alarak ervanın önünde diz çöktüm bacağının tekini geçirirken ayrılan bacakları pürüzsüz vajinası ve bacakları beni gerçekten zorluyordu her iki bacağını da geçirdikten sonra çekip çıplak karnına bir öpücük bıraktım bu kadına minnet duymam gerekirken ben eziyet ediyordum yanlıştı yaptığım farkına varmıştım aleynanın intikamını memduhun canını yakmak için kullanmam yanlıştı çünkü en suçsuz gunahsızımız oydu ayağa kalkarak göğüs kısmı tamamen dantel olan üstü de geçirdim kollarından ve üzerini düzelttim elim göğüslerine çarpınca gene kanımda bi karıncalanma olmaya başladı ama yapmamalıydım onu bi sürtük gibi görmemeliydim sadece isim düştüğünde ıyi davranıp diğer zamanlarda yüzüne bakmayan karaktersizlerden olmamalıydım. Üzerini tamamen giyindikten sonra ervayı yatağa bırakarak odadan çıktım tatiananın yanına gidip kahvaltı tepsisi ve ilaçlarını hazırlamasını söyleyerek tekrar ervanın yanına geçip yatağa oturdum kahvaltı tepsisi geldikten sonra tepsiyi sehpaya bırakıp yatağa oturdum ve ervayı da kucağıma oturttuktan sonra kahvaltısını ettirmeye başladım "Tepside tek birşey kalmayacak herşey bitecek" "Yiyebilirmiyim ki?" "Yemek zorundasın çok çökmüşsün ve zayıflamışsın bebeğimiz ve kendin için " dedikten sonra tepsideki herşeyden yedirmeye başladım tepsideki herşey bittikten sonra tüm sütünü bitirtip ilaçlarını icirttim "Yerin rahat mi?" "Anlamadım" kucağımı işaret ederek "Yerin diyorum rahat mi?" "Ha pardon kalkıyım ben" diyip haraketlendiğinde kendime bastırarak oturttum tekrar içten inlemesi ve sıcaklığı dayanmamı gerçekten zorlaştırıyordu "Erva " dediğimde derin nefes alarak "Efendim yağız " "Hadi biraz da uyu sen" diyip başını göğsüme yaslayarak tekrar eski pozisyonu aldırdım sürtünmesi nefesinin boynuma vurması dudaklarının değmesi dayanacak hal kalmamıştı acilen banyoya gitmem gerekiyordu tam kalkmak için haraketlendiğimde erva kendini bana bastırarak sürtüp "Ahhh yağız " dedi içten inleyerek ve bu benim sabır bardağımı taşıran son damlaydı ellerimi bacaklarına sürtmeye başladığımda erva da kendini bana sürtüyor ve inliyordu Kendimi toparladıktan sonra ervayı yavaş bir biçimde yatağa bırakarak "Uyu güzelim uyu" diyerek banyoya yöneldim.....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE