Dosya 17-C Ve Mektup

1440 Kelimeler

Kasabanın sabahı sessizdi. Dağ yamaçlarından inen rüzgâr, tek katlı taş evlerin saçaklarında kısa bir uğultu bırakıyor, sonra çekiliyordu. İçimdeki hava da öyle yapıyordu; giriyor, bir süre kalıp hiçbir şeyi yerinden oynatmadan çıkıyordu. Küller görünmüyordu artık, ama kokusu duvarların derininde duruyordu. Mutfak masasında iki fincan vardı. Biri boş, biri yarım. Buhar çoktan dağılmıştı. Pencereyi araladım; ıslak toprağın kokusu, kesik kesik gelen horoz sesi, uzaktan geçen tek traktörün uğultusu. Dünya küçük, gündem büyük olunca insanın nabzı nereye ayarlanacağını şaşırıyordu. Koridordan küçük adımlar geldi. Arda, yastıktan kalkmış yüzüyle kapıda belirdi. “Bugün okula geç kalır mıyım?” “Kalmazsın.” “Bahçeye fidan dikeceğiz.” “Toprağı sev.” “Toprak bizi de sever mi?” “Sever.” Çanta

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE