Etki +21

2559 Kelimeler
Asya, viski bardağını dudaklarına götürürken, kulübün nabzını hissetti. Müzik, bass vuruşlarıyla vücudunu titretiyordu; dans pistindeki kalabalık, terli bedenler birbirine sürtünerek hareket ediyordu. Kırmızı elbisesi, tenine yapışıyor, her adımında kalçalarını vurguluyordu. Ama Korhan'ı aramak, iğne aramak gibiydi samanlıkta. Mesajda bir fotoğrafı bile yoktu; sadece isim ve yer. "Kolay olmayacak," diye mırıldandı kendi kendine, gözleri kalabalığı tararken. Mafya babaları mı? İş adamları mı? Hangisiydi? Birkaç adam, ona bakış attı şehvet dolu, davetkar ama Asya onları görmezden geldi. Bu gece, sadece bir hedefi vardı. Saatler geçti gibi geldi; viskiler birikiyordu, ama alkol zihnini bulandırmıyordu. Dans pistine yaklaştı, kalabalığın arasına karışarak gözlemledi. VIP bölümü, kulübün arkasında, yüksek bir platformdaydı; siyah perdeler ve korumalarla çevrili. İçeride, loş ışık altında gölgeler hareket ediyordu şişeler açılıyor, kahkahalar yükseliyordu. Asya, oraya bakarken bir an bir ses duydu: "Korhan! Buraya gel, adamım!" Bir adam, VIP bölümünün girişinde bağırıyordu, eliyle işaret ederek. Asya'nın kalbi hızlandı. Korhan. İsim, kulaklarında yankılandı. Gözlerini kıstı, sesin geldiği yöne baktı. VIP'nin önündeki bir grup adam arasında, uzun boylu, koyu saçlı bir adam dönmüştü. Yüzü, loş ışıkta net değildi, ama duruşu güçlüydü omuzları geniş, siyah gömleği kaslı bedenini sarıyordu. Korhan mıydı? Adam, seslenen kişiye gülümsedi, elindeki içkiyi kaldırdı ve VIP'ye doğru yürüdü. Asya, nefesini tuttu. Evet, o olmalıydı. Ama direkt yaklaşamazdı; korumalar, etrafı sarmıştı. Dikkatini çekmeliydi, onu baştan çıkarmalıydı. Görev buydu. Dans pistine adım attı, müzik ritmine bırakarak vücudunu hareket ettirdi. Kırmızı elbise, kalçalarını salladıkça dönüyor, dekoltesi her kıvrılışta göğüslerini vurguluyordu. Gözleri, VIP'ye sabitlenmişti; yavaşça oraya doğru yaklaşıyordu, kalabalığın arasında kaybolmadan. Birkaç adam, ona yaklaştı, ellerini beline koymaya çalıştı, ama Asya onları itti nazikçe, ama kararlı. Dansı, şehvetliydi kalçalarını sallıyor, kollarını havaya kaldırıyor, saçlarını savuruyordu. Ter, boynundan süzülüyor, elbisesini tenine yapıştırıyordu. Korhan'ı gördü; adam, VIP'nin kenarındaki bir koltukta oturmuş, bir kadınla konuşuyordu, ama gözleri dans pistine kaymıştı. Asya'ya mı bakıyordu? Kalbi hızlandı; dansını yoğunlaştırdı, vücudunu kıvrandırarak, göz temasını arayarak. Yavaşça VIP bölümünün önüne yaklaştı; müzik, kulaklarını dolduruyordu. Korumalar, onu fark etti iki iri yarı adam, kollarını açarak yolu kapattı. "Buraya kadar, hanımefendi," dedi biri, sesi sert. "VIP özel." Asya, durdu, nefes nefese. Gözleri, perde arasından Korhan'a kaydı. Adam, onu süzüyordu bakışları derin, ilgilenmiş. "Bırakın," diye seslendi Korhan, sesi kalın ve emredici. Korumalar, şaşırdı, ama itaat etti. Yol açıldı. O sırada Adamın yanındaki o kadın gitti. Asya, kalbi çarparak içeri adım attı. VIP, lüks kokuyordu deri koltuklar, pahalı şampanyalar, sigara dumanı. Korhan, ayağa kalkmadı, ama gözleri Asya'nın bedenini taradı elbisesinin dekoltesinden, kalçalarına kadar. Gülümsemesi tehlikeli derecede çekici. "Seni buraya ne getirdi? Dansın mı, yoksa ben mi?" Asya, yutkundu, ama rolüne girdi. Yaklaştı, kalçalarını sallayarak, elini uzattı. "Belki ikisi de," diye fısıldadı, sesi şehvet dolu. Ama zihninde, tabancası çantasında yanıyordu. Bu, sadece başlangıçtı; sırlar, tehlike ve belki de bir ihanet. Korhan'ın eli, önce Asya'yı yanına oturttu, beline değdi, sıcak ve sahipçı. Gece, yeni başlıyordu. Asya, Korhan’ın elinin belindeki sıcaklığına rağmen içindeki gerilimi bastırmaya çalıştı. Adamın dokunuşu, sahipçi ama soğuktu; gözleri, Asya’yı adeta soyuyordu, ama içinde bir mesafe vardı, sanki her hareketini tartıyordu. Korhan, koltuğuna yaslandı, bacaklarını açarak oturuyordu; siyah gömleğinin üst düğmeleri açık, göğsündeki kaslar gölgelerde belirginleşiyordu. VIP’nin loş ışıkları, yüzündeki keskin hatları vurguluyordu: yüksek elmacık kemikleri, hafif kirli sakalı, ve karanlık, delici gözler. Gülümsemesi, çekici ama tehlikeliydi; bir avcının gülümsemesi, avını izlerkenki sakinliğiyle. “İsim?” diye sordu Korhan, sesi derin ve emredici, ama ilgisiz bir tonda. Asya, bir an duraksadı, kalbi göğsünde çarpıyordu. Rolünü oynamalıydı, ama Korhan’ın bu soğuk aurası, onu hazırlıksız yakalamıştı. “Asya,” dedi, sesini yumuşak ve davetkâr tutarak. Koltuğun kenarına, ona yakın oturdu; kırmızı elbisesinin eteği, bacaklarını açığa çıkararak yukarı sıyrıldı. Korhan’ın gözleri, bir an bacaklarına kaydı, ama hemen yüzüne döndü, duygusuz bir ifadeyle. “Asya,” diye tekrarladı, ismi tartar gibi. “Peki, Asya. Buraya dans etmeye mi geldin, yoksa başka bir şey mi arıyorsun?” Asya, gülümsedi, dudaklarını hafifçe ısırarak. “Belki seni arıyorum,” dedi, sesi ipeksi, ama içinde bir titreme vardı. Korhan’ın yüzünde bir kıpırtı olmadı; sadece başını hafifçe eğdi, içkisinden bir yudum aldı. “Birçok kadın beni arar,” dedi, alaycı bir tonda. “Ama çoğu, neyle karşılaştığını bilmez.” Bu söz, Asya’nın midesine bir yumruk gibi indi. Tehdit miydi, yoksa sadece bir oyun mu? Zihninde, otel odasındaki ceset parladı kan, boş gözler. Ama geri adım atamazdı. Görev, buydu: Korhan’ı baştan çıkarmak, sırlarını almak. Ve bu gece, onu unutturmaz bir hale getirmeliydi. Asya, koltukta ona doğru kaydı, dizleri neredeyse Korhan’ın bacağına değiyordu. Elini, yavaşça adamın koluna koydu, parmakları kaslı pazısını okşadı. “Belki ben farklıyım,” diye fısıldadı, gözlerini Korhan’ın gözlerine kilitleyerek. Ama Korhan, elini çekmedi, sadece ona baktı soğuk, mesafeli, ama bir an için gözlerinde bir kıvılcım parladı. Asya, bunu yakaladı ve avantajını kullanmaya karar verdi. Ayağa kalktı, müzik değişmişti, daha yavaş, daha şehvetli bir ritme. “Dans edelim mi?” dedi, elini uzatarak. Korhan, bir kaşını kaldırdı, ama elini tuttu. Dokunuşu, sert ve kararlıydı; Asya’yı kendine çekti, VIP’nin küçük dans alanına doğru. Dans, bir güç oyunu gibiydi. Korhan, Asya’yı yönlendiriyordu; elleri belinde, ama mesafeyi koruyordu. Asya, vücudunu ona yasladı, kalçalarını ritme uydurarak yavaşça salladı. Elbisesi, her hareketinde tenini daha çok açığa çıkarıyordu; göğüsleri, Korhan’ın göğsüne sürtünüyordu. Ama adam, hâlâ soğuktu tepkisiz değil, ama tamamen teslim de değildi. Asya, dişlerini sıkarak daha ileri gitti; bir elini Korhan’ın boynuna doladı, parmakları ensesindeki kısa saçlara değdi. “Beni hissetmiyor musun?” diye fısıldadı, dudakları Korhan’ın kulağına yakın. Adamın nefesi, bir an hızlandı, ama yüzü hâlâ taş gibiydi. “Sen cüretkârsın,” dedi Korhan, sesi alçak ama tehditkâr. Asya’yı kendine daha sıkı çekti, elleri kalçalarına indi, sertçe kavradı. Asya, bir an gerildi adamın gücü, kontrolü ele alış biçimi, onu hem korkutuyor hem de tuhaf bir şekilde çekiyordu. Ama bu bir işti, bir tuzak. Kalbini susturdu, rolüne odaklandı. Dans ederken, vücudunu tamamen bıraktı; kalçaları, Korhan’ın kasıklarına sürtünüyordu, her hareketinde onu kışkırtmaya çalışıyordu. Korhan’ın elleri, daha sıkı kavradı, ama hâlâ o soğuk mesafeyi koruyordu. “Ne kadar ileri gidebilirsin, Asya?” diye sordu, sesi alaycı ama merak dolu. Asya, bu soruyu bir davet olarak aldı. Dans pistinden çekti Korhan’ı, VIP’nin daha kuytu bir köşesine, perdelerin gölgesine. Kimse onları izlemiyordu artık; korumalar, girişte bekliyordu. Asya, Korhan’ı duvara yasladı, cesaretini toplayarak. Elleri, gömleğinin düğmelerine gitti, birini açtı, sonra diğerini. Korhan, hareketsiz duruyordu, ama gözleri Asya’yı delip geçiyordu. “Beni unutmanı istemiyorum,” dedi Asya, sesi titrek ama kararlı. Dudaklarını, Korhan’ın boynuna bastırdı, yavaşça öptü, teninin tuzlu tadını hissetti. Korhan’ın nefesi, bir an kesildi; eli, Asya’nın çenesini yakaladı, yüzünü kendine çevirdi. “Unutmak mı?” dedi, gülümseyerek. “Sen daha hiçbir şey görmedin.” Aniden, rolleri tersine çevirdi; Asya’yı duvara yasladı, bedenini ona bastırdı. Elleri, Asya’nın kalçalarından göğüslerine kaydı, elbisenin ince kumaşı üzerinden sıkıca kavradı. Asya, nefesini tuttu; korku, arzu ve görev, zihninde birbiriyle çarpışıyordu. Korhan, dudaklarını Asya’nın kulağına yaklaştırdı. “Beni baştan çıkarmak istiyorsun, ama bu oyunu ben kazanırım,” diye fısıldadı. Öpüşmediler Korhan, o mesafeyi korudu, ama bedeni Asya’ya öyle yakın, öyle baskındı ki, Asya titriyordu. Asya’nın kalbi, Korhan’ın göğsüne bastırdığı bedenin ağırlığı altında çarparken, zihninde bir fırtına kopuyordu. Adamın elleri, kırmızı elbisenin ince kumaşını sıyırır gibi göğüslerinde dolaşıyor, parmakları tenine gömülüyordu. Korhan’ın nefesi, kulağına sıcak ve tehditkâr çarpıyordu; “Bu oyunu ben kazanırım” sözleri, Asya’nın kulaklarında yankılanıyordu. VIP’nin kuytu köşesi, onlara özel bir alan sunuyordu, ama Korhan, yetinmedi. “Burası değil,” dedi, sesi keskin bir bıçak gibi. Elini Asya’nın bileğinden yakaladı, sert ama kontrollü bir şekilde onu çekerek VIP’nin arka kapısına yöneldi. Korumalar, Korhan’a bir bakış attı, ama tek bir kelimeye gerek kalmadan yol açıldı. Koridor, loş ve sessizdi; Vesper’ın gürültüsü, uzak bir uğultuya dönüşmüştü. Korhan, Asya’yı bir asansöre sürükledi; kapılar kapanırken, Asya’nın sırtı soğuk metal duvara çarptı. Korhan, ona döndü, gözleri karanlık bir girdap gibi. “Kendini unutulmaz yapmak istiyorsun, değil mi?” diye sordu, sesi alaycı ama bir o kadar da tehlikeli. Asya, yutkundu, ama rolünü bırakmadı. “Belki de sen beni unutamazsın,” dedi, sesi titrek ama meydan okuyan. Korhan’ın dudaklarında bir gülümseme belirdi, ama bu, sıcak bir gülümseme değildi; bir avcının, avını köşeye sıkıştırdığı anki memnuniyetiydi. Asansör, bir çınlamayla durdu. Korhan, Asya’yı kolundan tutarak lüks bir süite götürdü. Kapı açıldığında, geniş bir oda ortaya çıktı: siyah mermer zemin, dev bir yatak, ve şehir manzarasına açılan yerden tavana camlar. Ama Asya’nın gözü, bunları görmüyordu; sadece Korhan’ı görüyordu adamın sert duruşunu, gömleğinin altındaki kaslı bedenini, ve gözlerindeki o soğuk, yırtıcı bakışı. Kapı kapanır kapanmaz, Korhan, Asya’yı yatağa doğru itti; hareketi o kadar aniydi ki, Asya sendeledi, ama düşmedi. “Soyun,” dedi Korhan, sesi bir emir gibi. Asya, bir an duraksadı, ama çantasındaki tabancayı hatırladı görevini, tehdidi, kanı. Elbisesinin fermuarını yavaşça indirdi, kırmızı kumaş yere kaydı, sadece siyah dantel iç çamaşırlarıyla kaldı. Korhan, gömleğini çıkardı; kaslı göğsü, loş ışıkta parlıyordu, birkaç yara izi teninde göze çarpıyordu. Yaklaştı, Asya’nın çenesini yakaladı, yüzünü kendine çevirdi. “Beni ne kadar istiyorsun?” diye sordu, sesi boğuk ama sert. Asya, gözlerini kaçırmadı. “Seni aklımdan çıkaramam,” dedi, yalanla gerçeğin karıştığı bir fısıltıyla. Korhan, gülümsedi, ama bu gülümseme, Asya’yı titretti. Aniden, Asya’yı yatağa fırlattı; sırtı, yumuşak çarşaflara çarptı, ama Korhan’ın hareketleri yumuşak değildi. Üzerine eğildi, elleri Asya’nın bileklerini yatağa bastırdı, öyle sıkı ki, teni kızardı. “Sen cüretkârsın, ama bu gece benim kurallarımla oynuyoruz,” dedi Korhan, sesi bir hırlama gibi. Dudakları, Asya’nın boynuna indi, sertçe ısırdı; acı, zevkle karıştı, Asya’nın inlemesi boğazında düğümlendi. Korhan’ın elleri, dantel sütyeni yırtarcasına çekti, göğüslerini açığa çıkardı. Parmakları, meme uçlarını sıktı, öyle sert ki Asya’nın nefesi kesildi. “Acı mı çekiyorsun?” diye sordu, alaycı bir tonda, ama gözleri Asya’nın tepkilerini izliyordu. Asya, dişlerini sıktı, “Daha fazlasını yap,” dedi, sesi meydan okuyan bir fısıltı. Korhan, pantolonunu çıkardı; sertliği, boxerının altından belirgindi. Asya’nın iç çamaşırlarını da yırttı, kumaşın sesi odada yankılandı. Asya, çıplak ve savunmasızdı, ama rolüne tutundu; bacaklarını hafifçe araladı, Korhan’ı kışkırtmak için. Adam, bir an durdu, Asya’nın bedenini süzdü; gözlerinde saf bir arzu parladı, ama hâlâ o soğuk kontrolü koruyordu. Aniden Asya’nın bacaklarını omuzlarına attı, kendini ona bastırdı. Penisi, Asya’nın ıslaklığına sertçe girdi, tek bir hareketle, derin ve acımasız. Asya, bir çığlık attı, ama Korhan, elini ağzına bastırdı. “Sessiz ol,” dedi, sesi buz gibi. Hareketleri, ritmik ama vahşiydi; her itiş, Asya’nın bedenini sarsıyordu. Korhan’ın elleri, Asya’nın kalçalarını sıkıca kavrıyor, tırnakları tenine batıyordu. Asya, zevkin ve acının sınırında dans ediyordu; Korhan’ın penisinin her vuruşu, G noktasını eziyor, vücudunu elektrik gibi çarpıyordu. Ama Korhan, duygusuzdu; gözleri, Asya’nın inlemelerine değil, kendi kontrolüne odaklanmıştı. “Benden daha iyisini bulamazsın,” dedi, dişlerini Asya’nın omzuna geçirerek. Isırık, kan tadını ağzına getirdi; Asya, inledi, ama bu, hem zevkten hem korkudandı. Asya, rolünü unutmamaya çalışıyordu. Elleri, Korhan’ın sırtını tırnakladı, kırmızı izler bırakarak. Kalçalarını kaldırdı, ritme uydu, onu daha derine aldı. Korhan, bir an durdu, Asya’ya baktı; gözlerinde bir anlık kırılma oldu, ama hemen kayboldu. Hızlandı, daha sert, daha derin; Asya’nın vajinası, onun etrafını sıkıca sarıyordu, her hareketinde sıvıları çarşaflara sızıyordu. Orgazm, Asya’yı bir dalga gibi vurdu; vücudu kasıldı, nefesi kesildi, sıvıları Korhan’ı ıslattı. Ama Korhan, durmadı; kendi doruğuna ulaşmak için hızlandı, penisinin nabzı Asya’nın içinde atıyordu. Sonunda, Korhan bir hırlamayla boşaldı, Asya’nın içine, sıcak ve yoğun. Bedeni, Asya’nın üzerine yığıldı, terli ve ağır. Nefesleri, odada yankılanıyordu. Korhan, Asya’nın saçlarını okşadı, ama bu, şefkat değil, bir tür sahiplenmeydi. “İyiydin,” dedi, sesi hâlâ soğuk. “Ama bu, sadece başlangıç.” Asya, Korhan’ın ağırlığı altında nefes almaya çalışırken, bedenindeki her hücre yanıyordu. Adamın boşalması, içini sıcak bir sel gibi doldurmuştu, ama Korhan, hâlâ sertti; penisinin nabzı, Asya’nın vajinasında hâlâ atıyordu. Asya’nın orgazmı, vücudunu titretmişti, ama bu, sadece bir başlangıçtı. Korhan, yavaşça doğruldu, Asya’nın üzerinden kalktı; gözleri, hâlâ o soğuk, yırtıcı ifadeyle parlıyordu. “Daha bitmedi,” dedi, sesi bir hırlama gibi. Asya’yı saçlarından yakaladı, nazikçe değil, sertçe çekerek yatağın kenarına oturttu. Asya’nın dizleri yere değdi, yüzü Korhan’ın kasıklarına yakın. Adamın penisi, hâlâ ıslak ve sert, önünde dikiliyordu; Asya’nın sıvıları ve kendi spermleriyle kaplıydı. “Şimdi sıra sende,” dedi Korhan, eli Asya’nın başını bastırarak. Asya, rolünü sürdürmek için yutkundu, ama korku ve arzu karışımı bir hisle dudaklarını açtı. Dilini uzattı, Korhan’ın penisinin başını yalamaya başladı; tuzlu, karışık tat, ağzını doldurdu. Korhan’ın eli, saçlarını daha sıkı kavradı, başını ileri itti. Asya, ağzını genişleterek onu içine aldı, boğazına kadar; adamın kalınlığı, nefesini kesiyordu. Korhan, inledi, ama bu, kontrollü bir inlemeydi; kalçalarını ileri iterek Asya’nın ağzını doldurdu. “Daha derin,” diye emretti, sesi sert. Asya, gözleri yaşararak itaat etti; dili, damarlı şaftı boyunca dolaşıyor, emiyor, yalıyordu. Korhan’ın topları, Asya’nın çenesine çarpıyordu, ritmik bir tokat sesi odada yankılanıyordu. Bu, uzun sürdü; Korhan, boşalmıyordu, sadece zevkin sınırında tutuyordu kendini. Asya’nın elleri, adamın kalçalarını kavradı, tırnaklarını batırarak; ama Korhan, tempo veriyordu, başını ileri geri hareket ettirerek. Asya’nın salyası, Korhan’ın penisinden süzülüyor, bacaklarına damlıyordu. “İyi kız,” diye mırıldandı Korhan, alaycı bir tonda. Ama Asya, bu sırada kendi bedenini hissediyordu; vajinası hâlâ nabız atıyor, ıslaklığı bacaklarından sızıyordu. Elini aşağı kaydırdı, klitorisini okşamaya başladı, ama Korhan fark etti. “Hayır,” dedi, elini çekerek. “Ben izin vermeden dokunma.” Asya, inledi, ama itaat etti; ağzındaki hareketleri hızlandırdı, boğazını gevşeterek onu daha derine aldı. Korhan, sonunda Asya’yı ayağa kaldırdı, ama bu, bir mola değildi. Onu yatağa sırtüstü fırlattı, bacaklarını genişçe açtı. “Şimdi seni mahvedeceğim,” dedi, sesi buz gibi. Penisini tekrar Asya’nın vajinasına soktu, bu sefer daha sert, daha derin. Her itiş, Asya’nın bedenini sarsıyordu; Korhan’ın elleri, göğüslerini sıkıyor, meme uçlarını çimdikliyor, tenini morartırcasına. Asya, inledi, çığlık attı; ikinci orgazmı, bir tsunami gibi geldi, vücudu kasıldı, sıvıları fışkırdı, çarşafları ıslattı. Ama Korhan, durmadı; ritmini korudu, daha hızlı, daha vahşi. “Daha fazla,” diye fısıldadı Asya, sesi kırık, ama rolü için. Korhan, gülümsedi, dişlerini göstererek; Asya’yı yan çevirdi, bir bacağını havaya kaldırdı, arkadan girdi. Bu pozisyon, daha derindi; Korhan’ın penisi, Asya’nın iç duvarlarını eziyor, her vuruşta G noktasını parçalıyordu. Asya’nın elleri, yastıkları sıkıca kavradı; üçüncü orgazmı, onu titreterek geldi, nefesi kesik kesik, vücudu terle kaplı. Korhan, hâlâ boşalmıyordu; ter damlaları alnından süzülüyor, ama kontrolü elindeydi. “Sen benimsin,” diye homurdandı, eli Asya’nın klitorisine indi, parmaklarıyla sertçe ovaladı. Asya, çığlık attı; dördüncü orgazm, onu bayıltacak kadar yoğundu, gözleri karardı, bedeninde yıldızlar patladı. Vajinası, Korhan’ı sıkıca sarıyor, sıvıları her itişte şapırtı sesi çıkarıyordu. Uzun sürdü bu hardcore dans; dakikalar saat gibi geldi. Korhan, Asya’yı farklı pozisyonlara çevirdi: Üstüne oturttu, kalçalarını kaldırarak kendini ona impale ettirdi; sonra altına aldı, bacaklarını omuzlarına attı, derin vuruşlarla devam etti. Asya, beşinci orgazma ulaştığında, inlemeleri boğazından yırtılır gibiydi; vücudu tükenmişti, ama Korhan, hâlâ sert ve dayanıklıydı. “Boşal benim için,” diye yalvardı Asya, sesi titrek, ama Korhan, başını salladı. “Henüz değil.” Eli, Asya’nın boğazını sıktı, hafifçe, tehditkar bir baskıyla; bu, Asya’yı hem korkutuyor hem de uçuruyordu. Altıncı orgazm, onu vurdu, bedeninde bir deprem gibi; sıvıları, Korhan’ın kalçalarına sıçradı. Sonunda, Korhan’ın kontrolü çatladı. Asya’yı sırtüstü yatırdı, bacaklarını genişçe açtı, kendini son kez derin soktu. Hızlandı, her itiş daha sert, daha hayvanımsı; penisinin başı şişmişti, nabzı atıyordu. “Geliyorum,” diye hırladı, gözleri kapanarak. Boşalması, bir patlama gibiydi; sıcak spermleri, Asya’nın içine sel gibi aktı, her nabız atışında daha fazla, yoğun ve yakıcı. Korhan’ın bedeni titredi, inlemesi derin ve uzun sürdü; zevk, yüzüne yansıdı, o soğuk maske bir an kırıldı, saf bir ecstasy ifadesi belirdi. Asya, bunu hissetti içindeki sıcaklık, dolgunluk, adamın ağırlığı; kendi bedeninde bir yankı gibi, ama tükenmiş halde. Korhan, boşalmasının son dalgası geçer geçmez, Asya’nın üzerinden kalktı. Nefes nefese, ama hızlıca toparlandı; pantolonunu aldı, giyindi. Asya, yatağa uzanmış, bedeninde morluklar, ter ve sıvılarla kaplı yatıyordu. Korhan kapıya yürüdü, arkasına bakmadan çıktı. Oda, sessizleşti; Asya, yalnız kaldı, kalbi hala çarpıyor, zihninde sırlar ve tehlike dönüyordu. Bu, sadece bir geceydi, ama Korhan, onu unutmayacaktı ve Asya, bundan emin olmak için her şeyi yapacaktı. Ama şimdi, yorgun ve kırılmış, yatağın kenarına kıvrıldı, çantasındaki tabancayı düşünerek. Gece, bitmemişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE