Üç hafta sonra... Salondan çıkan her sesten korkunç bir tını kulaklarını tırmalıyordu sanki. Kalabalık koca salonda değil de kulaklarında ve beyninde hareket ediyor ve konuşuyordu. O seslerden kaçmak için elinden geleni yapıyor kendine sığınaklar arayıp duruyordu. Tıpkı geçen üç hafta içinde olduğu gibi.. Kaçtığı her köşe yeni bir savunma alanıydı. Saklandığı dört veya beş metrelik tül perdelerin arkasında sakin olmaya çalışıyor yada yüksek şamdanların arkasında keskin bakışlardan saklanıyordu. "Boşuna saklanma benden Meva!" Tuğçe burnundan öfkeyle nefes alınca koyu yeşilleri parıldadı. Arkadaşı yine köşe kapmaca oynayarak sinirlerini test ediyordu. "Meva böyle yapacaksan eğer ne beni ne de kendini hiç yormadan Yaman Karamanlı nın kollarına atla!" Yüksek çıkan sesine öfke serpiştir

