ŞU HALİME BAK APTALIN YÜZÜNDEN

1835 Kelimeler
BAŞAK Iki adımda yetişmiştim yanına " Gitmeyeceksin alışverişe Cankat. " diye carladım. Sırıtıyordu " Hımm gideceğim. Hatta gidiyorum. " " Ya, hayır. Dön geri. Yok öyle alışverişe gitmek. Kimbilir ne saçma şeyler alacaksın. " " Aaa hiç olur mu çırpıbacak?  Emin ol çok güzel şeyler alacağım. Teşekkür edeceksin bana " Onun bu hin ifadesini biliyorum ben. Ne zaman bir iş karıştıracak olsa, hep böyle salak salak sırıtır ve göz kırpar. " Seni çok iyi tanıyorum. Ne alacağını da tahmin edebiliyorum. " " Eh, iyi o halde. " deyip, yürüyecek gibi oldu. Kolundan tutup, duŕdurdum. " Cankat... " " Ayyy kıyamam ama bakıyorsun öyle koyun koyun. Bak bu kadar stres, endişe iyi değil. Altı üstü sana, yani bana yardım ediyorum. Bir çeşit müdahale gibi düşün. Seni senden kurtarıp, bambaşka bir sen yapıyorum. Birinin bunu sana hatırlatması lazım Başak'cığım.  " " Neyi?” " Başak, biliyorum şok olacaksın, kabul etmen zor olacak ama sen bir kızsın tertibim. " Gözlerimi devirdim" Çok komik " Gülüyordu " Hadi rahatla. Bakarsın sayemde kısmetin açılır. Sana ve şu kıyafetlerine kalsa kız kurusu olarak ölüp, gideceksin. Biraz ambalaja el atacağım hepsi bu. " " Atma. El filan atma. Ciddiyim Cankat. Rahat bırak beni ve kıyafetlerimi " Yanağımdan makas alıp, sırıttı. " Hayır" deyip, yürüdü " Cankat.. Cankat.. " Durmuyordu gerizekalı. Peşinden gidecekken, birden sırtıma biri hayvan gibi  atlayınca, ne olduğumu şaşırdım. " Noluyor ya?" deyip, hışımla döndüm. Deniz ebleki mal gibi sırıtıyordu. Cankat ve tayfasının birbirlerinin üstüne atlayıp, ittirip, kaktırarak ,mağara adamı gibi selamlaştıklarını çok görmüştüm. Birbirlerine dalacak gibi kim selamlaşır ya?  Insan gibi merhaba, selam desenize. " Asıl sana noluyor? Mal gibi sokağın ortasında niye adını bağırıyorsun?" Buna nasıl bir açıklama uygun olur ki?  Bir şey diyemeden ona bakıyordum. Bu Deniz'den zerre hoşlanmıyorum. Gıcık ve ukala bir tip. Dalga geçmeye, goygoya bayılıyor ama şimdi kankam ya.. Cankat gibi davranmalıyım. " Napıyon burda sen bu saatte. Rüyanda mı gördün?" dedim. Gülmeye başlamıştı. " Mal evlâdım, Burak'ta takılmaca diye konuştuk ya dün. Oyunun rövanşını yapacağız ya " Burak'ta takılacağız mı dedi bu? Allahım sana geliyorum. Yok gelemiyorum önce Deniz malıyla, Burak'ın kapısına gidiyorum. Deniz zile basarken, bana da heyecan bastı. Ama öyle böyle değil. Her tarafım fıskiye gibi ter fışkırtıyor, suratım yanıyor ve dangalak gibi heyecan yapmış, kıpırdayıp, duruyorum olduğum yerde. Deniz tabi ki fark etti " Iyi misin sen?” derken, suratıma tuhaf tuhaf bakıyordu. " Iyiyim. Niye iyi olmayayım ki?  Ne sebeple kötü olayım? Durup dururken neden iyi olmayayım?” Kahrolası huyum. Heyecanlanınca, utanınca veya aşırı stres olunca, makinalı tüfek gibi saçmalama serisi yapıyorum. "Kafana güneş mi geçti? Ne abuk sabuk konuşuyorsun?  Ne diyorsun baba?  Bir de böyle otobüs sapığı gibi terliyon. Yüzün mü kızarıyor senin?” " Eben, Deniz " deyip, Cankat'ın ikide bir dediği bu aptal cümleyi hatırladığım için tebrik ettim kendimi. " Asıl senin eben, gerizekalı mal. " deyip, güldü. Cidden bu erkekler birbirlerine saydırınca neden komik buluyorlar? " Tipe bak " deyip, devam etti Deniz. " Sanki, taş gibi hatunla randevuya gelen bakir ergen. Giymiş bir de şu saçma sapan gömleği. Ayrıca bu ne layn. Annen mi taradı cici oğlan saçını? Inek yalamış gibi önü yana yatıp, arkadan kalkmış, yanlar desen " Allah belanızı vermesin " deyip, sinirden kabarmış. Ne var ya?  Önce Cankat, şimdi bu?  Çok mu kötü olmuş derli toplu işte saçım başım, kıyafetim. Ne o öyle saçlarını karman çorman bir garip şekil veriyorlar. Deniz hızını alamamış devam edecekti de, kapıyı açan kalp krizi ❤❤❤sebebim araya girdi. " Açtım, açtım gerizekalı " diyen Burak, aralıksız bastığı zilden parmağını  çekmemiş Deniz'in eline vurdu. Allahım gene sana geliyorum. Altında sadece şortla kapıyı açan Burak'ın  gözlerime ziyafet çektiren kasları retinalarım ve tüm gri hücrelerimi eritti. Kalbim  motor gibi gürlüyor. Ağzım açık, suratım neon lambası patlamış gibi kıpkırmızı ve sek salak bir ifadeyle bakmış kalmışım. Deniz sırıtmıştı " Anca uyandın ama. Kibar kibar insan gibi çaldım öküzcüğüm ama kalkıp, gelemedin kapıya. Napayim yani, pencerene minik çakıl taşlarımı atsaydım prenses?” deyip, içeri girerken elindeki cips dolu poşeti, Burak'ın eline tutuşturmuştu. " Ne damladın sabah sabah?  Öğleden sonra takılmayacak mıydık biz?  " " Bir kere öğlen oldu. Malak  gibi yattığın için bilmemen normal " deyip, gülerek içeri yöneldiler. " Ya bir sus ya. Kafa bırakmadın sabah sabah. Bana sardırıyorsun,Cankat'la dalaşıyorsun. Ne bunun derdi baba?” deyip, Burak gülerek bana baktı. Gömün beni o gamzeye. Hep uzaktan uzaktan bakarken, resimlerini büyütüp büyütüp incelerken,onun yakışıklı yüzünün her milimine iç geçirir, dururdum. Yakından ilk defa bakıyordum. Bu kadar da yakışıklı olunmaz ki yaaa. " Alooo, Cankat " diyen Burak'ı işittim. Elini yüzümün önünde aşağı yukarı sallayıp, beni daldığım transtan çıkartmaya çalışıyordu. Deniz de yanına gelmiş, dikkatlice yüzüme bakıyordu. " Bugün ayrı bir mal. Sinir krizi filan mı geçiriyor ki?” diye suratımı incelemek için dibime dek kafasını uzatmıştı. Burak güldü. Ben ikinci felci geçirdim o gülüşün tatlılığına. " Ne alaka Deniz ya?” dedi Burak. " Baksana öyle dalmış, sana bakıyor. Gözünü kırpmıyor oğlum bu. Bir tuhaf sırıtıyor. Giymiş bir de ümüğüne kadar düğmeli seri katil gömleğini. " Kendine gel Başak. Burak'a böyle büyülenmiş  gibi bakamazsın, körkütük platonik aşık olduğunu anlayacak, bu bir. " Ne yazdın Deniz ya. Cankat, iyi misin kanka sen?” dedi Burak. Sen Cankat'sın şu anda bu da iki. Kankana göz süzen , içi giden Cankat olur mu? Irkildim. " Hehehe.. iyiyim " Hıyar gibi, pardon Cankat gibi sırıtmaya çalıştım ama galiba fazla rol kasınca iğreti oluyor. Burak da, Deniz de sırıtmama irkildiğine gore tuhaf halimi, ürkütücü seviyesine çıkarttım gibi. " Eee orda mı dikileceksin? Girsene içeri " dedi Burak. " IÇERİ.. " Allah belanı vermeye Başak, ne heyecan yapıp, bağırıyorsun ciyak ciyak hayranı olduğu ünlüyü gören fan gibi. Hemen öksürür gibi yaptım. " Içeri mi?” dedim yine. Tuuu dangalak. Gir dedi çocuk. Dışarı mı olur?  Dışarıdasın ya zaten. " Yani odana mı?”  dedim bir de Malım ben. Odana mı ne?  O heyecan basmış, çocuğa yazan ses tonum ne?? Burak'ın tek kaşı kalkmıştı. " Kanka, iyi olduğuna emin misin?” Içeri girdim. " Ayılamadım ya, ondandır " Kesin birşeyler içmişimdir. Dün gece tam uykum bastırmış, kitaba ara vermişken, sokaktan gelen gürültüyü merak edip, pencereden bakmıştım. Cankat malının yalpalayıp, çöp bidonuna geçirdiğini görmüştüm. Bir de mal gibi " Pardon birader " deyip, çöp bidonuna sarılmıştı. Deniz aşağıya inen merdivenlerin başından seslenince, neredeyse minnettar kaldım. " Eee hadi be. Iki saattir kapı ağzındasınız. Kıpırdasanız diyorum. " Kıpırdama ne demek, ben yardırır önden depar atar, koşarım bile. Burak'ın odasına gidiyorummm. Odası.. en çılgın hayallerimde dizlerinin üzerine çöküp, beni sevdiğini söylediği odayı öyle çok  hayal etmiştim ki. Tabi ki kendisi ölümlü insan kategorisini aştığı için odası da normal oda klasmanını aşıyor. Tüm bodrum kat komple onun. Rahat deri kanepe ve koltuklar, köşede duran bilardo masası, duvardaki dart tahtası ve devasa ekran televizyona bağlı oyun konsolları ile tam bir erkek mağarası. Kocaman bir akvaryum dolusu tropikal balıkları, vintage bir müzik dolabı ve mini buzdolabı bile var. Ayayay.. şu aralık kapıdan görünen de onun yatağı... şu alıp başını kaçan da benim aklım. Sen o kadar zaman uzaktan seyret ,hayaller kur, şimdi onunla, onun evinde takıl. Dayanamadı aklım işte. Deniz kendi evindeymiş gibi, gayet rahat, dolaptan içecek almış,  koltuğa yayılmıştı. " Çok pis rövanşı alacağım kanka söyleyeyim. " deyip, play-station oyun açmaya koyulmuştu. Burak gülerek buzdolabından aldığı içecekleri çıkartıyordu. " Kaldı içinde o bir puan fark " " Kaldı valla. Evlat acısı gibi oturdu. Ama hazırlıklıyım bugün. Canına okuyacağım Burak. " " Az laf çok iş. " deyip, gülerek bana göz kırptı Burak. Gel de tutmam için attığı kutu içeceği yakala. Reflekslerim kilitlendi heyecandan bana göz kırpınca. Eee öyle kalas gibi dikilince, içecek kutusu elime değil, suratımın ortasına kondu. O çizgi filmlerdeki gibi bir sürü kuşun başımın etrafında döndüğünü gördüm. Burak olana şaşırarak, telaşla yanıma gelmişti. " Cankat, çok pardon oğlum. Tutarsın sandım. Özür dilerim. Çok fena patladı suratında. " Alnımı ovalarken, gülümsedim. Kıyamam ben sana yaaa. " Yok ,yok endişe etme. Iyiyim ya. Öyle çok acıtmadı. " Deniz kahkahayı patlattı " Resmen suratına gömdün çocuğun mal bebe. " " Bilerek yaptım sanki " Araya girdim. " Ya sorun değil. Iyiyim, abartmayın bu kadar. Valla iyiyim ben" Deniz işin dalgasındaydı " Öpeyim de geçsin Cankat , uff olmuş kıyamam. Ya da Esin öpsün bence. Böyle yumuşak yumuşak.. " Tekli koltuğa geçmiştim. Esin cadısı gitsin kendini öpsündü sırnaşık şey. " Ne çok uzadı bu konu. Rövanş ne oldu?” deyip, konuyu değiştirdim. " Evet ya. Layn Burak, bebe gelsene oğlum buraya, açtım oyunu. " Burak yanına geçmişti " Geldim ya. Ne hırs yaptın arkadaş. Iki gün bekleyemedin. Damladın hemen. Ne bu rövanş merakı " " Konuşma da seç. " Normalde böyle oyun filan çok sıkıcı ve insana hiç bir şey katmayan bir şey olarak görüyorum ama Burak'ı oynarken saatlerce hiç sıkılmadan izleyebilirim. Onu yakından tanıma şansım bu benim. Hayal ettiğim kadar tatlı mı?  Komposto sanıyordum kaymaklı ekmek kadayıfı.  Tikle Başak listeni ✔Himm eğlenceli bir tip mi? ✔ Kesinlikle. Nazik mi?  Bu soru işareti kalsın çünkü erkek erkeğeler, oyun oynuyorlar ve tabi ki küfür gırla. Komik mi? ✔✔✔✔ Ultra. Esprilerine, Denizle uğraşırken söylediklerine sürekli gülerken buldum kendimi. Tikle bunu da Başak. ✔✅✔ Kendime zihinsel not 1. Her dediğine gül de böyle şey gibi gül Başak. Hayvanat bahçesi vahşi yaşam bölümü gibi,. gerizekalı gibi ne kıkırdayıp,duruyorsun? Kirpiklerini kirpıştırma. Sen kız değilsin. ♀️❌ Cankat'sın ♂️. Bu kadar abartıp, heyecanla kıkırdayıp durunca, Burak tuhafmışsın gibi irkilerek sana baktı. 2. Gözünü dikip, baygın balık gibi seyretme. Iki defa resmen beni yakaladı ona hayran hayran bakarken. Irkilip, kafasını çevirdi. Kesin gay sanacak bu gidişle beni. 3. O gerizekalı Cankat'ı ilk gördüğün yerde öldürüp,  göm. Telefonuma yağdırdığı resim bombardımanıyla beynimden vurulmuşa döndüm. Giyinme kabininde denediği kıyafetlerle poz çekip, kameraya sırıtmış. Ve tabi ki beni resmen yelloza çevirmiş. Bir de utanmadan mesaj yazmış dümbelek ÖKÜZ  : Çok mu güzelim ne? Allah belanı vermeye senin öküzzz. Sinirden ölerek cevap yazdım BEN : Bunları alacağım deme sakın! ÖKÜZ: Demem o zaman. Aldım  zaten diyeyim. BEN : Saçmalama, götür geri ver onları. Giyemezsin onları. Izin vermiyorum. Men ediyorum. Yasaklıyorum?‍ ÖKÜZ: Çok yakıştılar. Annen de bayıldı. Kadın kıyafet seçmesine izin verdim diye ağlayacak hale geldi. Hatta kasada sevinçten ağladı. Ne kalpsiz evlat çıktın kızım sen. " BEN: Cankat uyuz etme beni. Iade eder misin onları. ÖKÜZ: Niye? Neyini beğenmedin? BEN: Dörtte üçü nerde peki onların? Bana bu avuç içi kadar minileri, dapdaracık tişörtleri giydiremezsin. ÖKÜZ: Beni izlemeye devam et. Hatta en güzelinin resmini göndermiyorum. Akşama bizzat üstümde görürsün kendin. BEN : Cankat yolarım seni. Ne akşamı, ne görmesi? ÖKÜZ: Doğru, sen bilmiyorsun. Bu akşam senin platonik aşkının doğumgünü partisi var Tiki Klüpte. Oraya uğrayacağım ya, görürsün elbisemizi. Bayılacaksın. Neyse annen bekliyor mani pedi, bakım makım mı ne bir şeyler yaptıracakmışız anne-kız. Partide görüşürüz artık. " Sohbetten çıkmıştı. Güya kapak yaptı bana. Yani son mesaja kadar yapıyordu kapak, kabul ediyorum. Hem de damacana kapağı. Ancak bir kez daha ilâhi adalete hayran kaldım. Sırf beni kıl etmek için yaptığı hamleler önümüzdeki bir saat içinde ona yol, su, elektrik ve ne zamandır annemin ısrar edip, benim tüm kurnazlığımla savuşturduğum  acılı bir kıl operasyonu olarak ona dönecekti. Oh olsundu dümbük. Kız gibi olmak deyip duruyordu ya, yakından anlayacaktı kız gibi  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE