Müge, başını kaldırıp Zeynep’e baktı. Gözlerinin altı morarmıştı, sesi kararlı ama yorgundu. “Zeynep, ben abinle aynı odada kalamam. Bak… zorla getirdiniz, tamam. Gönderemiyorsunuz, ona da pes ettim kabulüm artık. Ama bana biraz mahremiyet alanı gerekiyor. Geldiğimden beri her şey üstüme üstüme geliyor, nefes alamıyorum artık.” Zeynep başını hafifçe yana eğdi, parmakları birbirine kenetlendi. “Anlıyorum seni,” dedi yavaşça. “Ama burası böyle işte… hem bir de abimle ilgili bilmen gereken bir şey daha var.” Sesi sonlara doğru inceldi. Müge kaşlarını çatıp endişeyle baktı. “Nedir?” Zeynep gözlerini kaçırdı, parmak uçlarını dizlerinde gezdirirken konuştu. “Abim… asla tek başına bir odada uyuyamaz, Müge.” Müge’nin kaşları daha da sıkıldı. “Nasıl yani?” Zeynep derin bir nefes aldı. “

