Ufuk, yatağından şiddetli bir öksürük ile uyandı. Dün akşam söylediği yalan gerçek olmuştu da ciğerleri su mu toplamıştı? Telefonu yaklaşık dört dakikadır, defalarca çalmaya devam ediyordu ve Ufuk nihayet uyku ile uyanıklık arasında telefonuna uzandı. Asistanı ne baş belası bir şeydi bir kez daha ispatlıydı! Karşısındaydı işte. Bir gün program iptal olsa, yayınlanmasa ne olurdu yani, parasızlıktan ölürler, halk hepsini lanetler miydi? Baş ucunda ki sürahiden bir bardak su doldurup iki üç yudum içtikten sonra telefonuna cevap verdi, sesi fazlasıyla tahammülsüzdü. "Ne var Allah'ın cezası?" "Ufuk Bey, hatta Melek Hanım var aktarıyorum." Tekmili hazır toparlandı Ufuk! Melek görecek miydi onu, neydi? Hep bir yerlerinde saklanmış saygılı adam profili, Celal Bey ya da kızları söz konusu olunca

