Celal Bey, birçok kez aynı şeyi yapıyordu. Önce adımları ile yanaşıyordu kızının odasının kapısına, sonra kulağını uzatıyordu bedeninden usulca ileri iterek. Dinliyordu, dinliyordu... Dakikalarca çıt çıkmadığı oluyordu. Aklı almıyordu adamcağızın saatlerce dört duvar arasında, bir yataktan iki adımlık boşluktan ibaret odasında neler yapıyor diye. Ezan vakitlerinde bekliyordu bilhassa Celal Bey; çıksın odasından, banyoya uzansın, abdest alsın... Sığınırsa yaradanına hafiflerdi ağrısı sızısı biliyordu ama Reyyan, her geçen gün daha sessiz, daha bedbaht biri oluyordu. Kaç kez denemişti Celal Bey, yanına gidip üç beş kelam laf etmeyi... Bazen sözleri askıda kalıyordu, bazen dökülemiyordu bile dudaklarından. Reyyan her seferinde başka bir ummanda çıkıyordu karşısına. Çoğu zaman uyuduğuna denk g

