Diyar Alakan'dan, *** Endişe, göğsümün üzerinde kocaman bir taş gibi oturup kalmış, nefesimi kesiyordu.Nalin'in gidişini öğrendiğimden beri tüm bedenim alev almış gibi yanıyordu.Arabayı Reyhanlı Konağına doğru son sürat sürerken telefonum çaldı.Arayan babamdı ve ben hiç açmak istemesem de mecburen kulağıma götürmek zorunda kaldım telefonu. "Efendim?" İlk önce sert soluğunu duydum sonra ise sesini. "Neredesin sen?" Cehennemin dibinde demeyi çok isterdim. "Şirkete gidiyorum nereye gideceğim baba." Alaylı gülüşünü duydum. "Birkaç gün sonra gideceğin bir şirket kalacak mı acaba akılsız oğlum?Eve gel konuşacaklarımız var!" Söylediği şeylerle çenemi sıktım.Kendi hatası yüzünden şirket milyonlarca liralık borçtaydı ve yine kendi hatasını benimle düzeltmesine izin vermediğim için günle

