Adımlarım yavaş ve ölçülüydü; sahneye çıkarken insanların üzerimde yoğunlaşan bakışlarını tüm ağırlığıyla hissediyordum. Her adımımda, izleyicilerin gözleri bedenimi baştan sona tarıyordu. Aralarındaki fısıltılar, içimdeki gerilimi daha da arttırıyordu. Onlar için sadece bir cadı, bir tehdit unsuru, belki de bir gösterinin parçasıydım. Ama benim için bu an, kimliğimi ve varlığımı sorguladığım bir meydan okumaydı. Sahneye çıktığımda, Elisa’nın yanında durdum. Aramızda neredeyse bir karış mesafe vardı, ama bu mesafe bile içimdeki gerilimi hafifletmiyordu. Elisa’nın yüzüne baktığımda, gözlerinde zafer dolu bir parıltı gördüm. Dudaklarının kenarında beliren hafif gülümseme, onun bu anı ne kadar dikkatle planladığını açıkça gösteriyordu. Elisa, beni bu sahneye çekip kendi oyununu oynatmayı baş

