Sahnenin kaotik atmosferi biraz olsun yatışırken, Lucas gözlerini benden ayırmadı. Öğretmenlerin dikkatleri dağıldığı anda, sessizce bana doğru yanaştı. Kalabalığın arasından süzülerek yanıma geldiğinde, nefes alış verişindeki hafif bir hızlanma dışında, soğukkanlılığını koruyordu. Ama yüzündeki şüphe ve dikkat çekici bir ciddiyet, onun bu anın sıradan bir andan çok daha farklı olduğunu hissettiğini gösteriyordu. Yanıma yaklaştığında, bana doğrudan bakmadı; bakışları sahnenin önünde sabit kalmış gibi görünüyordu. Ama fısıldadığı kelimeler, doğrudan içime işledi. “Bilmiyorum ne oldu,” diye başladı, sesi alçak ama titremeyen bir tondaydı, “ama sen… Loreinna gibi değilsin. Bu bedenin ardındaki ruh, bana hiç onun gibi hissettirmiyor.” Bu sözler, sanki kalbimin derinliklerinde bir yankı buld

