Sessizlik oldu ortamda Murat düşünmeye başladı fiziksel özellik eğitimi dışında bir kadın nasıl olmalıydı aklına bir şey gelmiyordu.
“Senin sevebileceğin kadında kriterlerin nedir İsmet?” Diye sordu.
“Yanında huzur bulmalıyım” dedi İsmet ve sustu.
“Sadece bu mu? Huzur mu aradığın tek şey!”
“Evet huzur Murat. Sen en son hangi kadının yanında huzur buldun? Yanında huzur bulduğun kadın yanından hiç gitmesin istiyorsun. Her şeyi onunla yapmak istiyorsun. Hiç oldu mu öyle biri. Şartsız çünkü süz eğersiz biri.”
Gene bir sessizlik oldu Murat İsmet’in bu dediklerini daha önce hiç düşünmemişti. Onun için önem listesinde bile değildi bunlar. Böyle bir ilişkisi de olmamıştı zaten. Hiçbir kadının yanında kendini huzur dolu hissetmemişti. En son huzur hissettiğinde yedi sekiz yaşlarındaydı anneannesinin evine gittiğinde hissettiği şey huzur olmalıydı. Anneannesinden hiç ayrılmak istemezdi. Eve gidip bakıcılarla öğretmenlerle vakit geçirmeyi oldum olası hiç sevmemişti. Annesi ve babası sürekli yoğunlardı onlarla geçirdiği vakit ise oldukça kısıtlıydı.
“Anneannemin yanında hissettiğim şeyden bahsediyorsun sen. Evet küçükken onun yanında kendimi çok huzurlu hissederdim hiç ayrılmak istemezdim ondan.”
“İşte bahsettiğim tam da o huzur, birde o huzuru genç sevdiğin bir kadının yanında hissettiğini düşün.”
“Öyle bir şeyin olması mümkün mü sence?”
“Mümkünmüş bende burada öğrendim. Jurten’siz bir hayat düşünemiyorum. Onun yanında öyle mutluyum ki. Hatta özledim onu, ben eve gideyim. Akşama görüşürüz Murat. Meksilana’ya sen haber verirsin değil mi?”
“Akşam üzeri giderim. Evde olmazsa kapısına not bırakırım telefonum yok. Ya da dumanla haber gönderirim”
“İlahi Murat bir telefon ediniver. Lazım olacak artık sana.”
“O kadar eminsin ki burada uzun süre kalacağımdan bildiğin bir şeyler var da bana söylemiyorsun gibime geliyor bazen.”
“Bildiğim tek şey yaşadıklarım sadece.”
“Peki yarın bir gün bir telefon edinirim. Bak dikkat edersen edinirim dedim alırım demedim.”
“Evet süpersin çabuk alışacaksın buraya, ben gideyim artık akşama görüşürüz.”
İsmet gitmişti, bahçede ki koltuklarda bir süre İsmet ile konuştuklarını düşündü. Huzur dedi kendi kendine hayatımın son döneminde hatta hatırladığı hiçbir döneminde olmayan bir şeydi.
Akşama misafiri gelecekti markete gitmeliydi. Et ve yanında birçok şeye ihtiyacı vardı. Şu bidirlere binmeyi öğrense iyi olacaktı, marketten eve eşya taşımak zor oluyordu. Bidirlerin önünde büyücek sepetler görmüştü şimdi daha iyi anlıyordu ne işe yaradıklarını. Yarın ki işi belli olmuştu bidire binmeyi öğrenecekti.
Markete gitmek için evden çıktığında Meksilana’nın evinin önünden geçti, bahçe kapısından içeri baktı Meksilana ortalıkta görünmüyordu dönüşte tekrar uğrarım diye düşündü. Marketin kapısından artık nasıl alışveriş yapacağını bilerek girdi “Dört kişi” dedi girişteki ekrana sonra markette dolaşmaya başladı akşam için gerekli şeylerin önüne gidip ekrandan istediklerini işaretledi. Çıkışa geldiğinde siparişleri üç bez poşet içinde kendini bekliyordu.Bez poşetleri alıp eve doğru yürürken Meksilana geldi mi acaba diye düşündü. Meksilana’nın bahçe kapısını giderken kapatmıştı kapının önüne geldiğinde kapının açık olduğunu gördü içeri girdi. Meksilana bahçedeydi ve bahçedeki masanın üzerine bir sürü ot sermiş onları ayıklıyordu.
“Merhaba Meksilana dönmüşün. Akşama İsmet ile eşini yemeğe davet ettim sen de gelirsin değil mi?”
“Gelmeyi isterim Murat.”
“Tamam o halde akşama görüşürüz Meksilana”
“Yardıma ihtiyacın var mı diye sormak isterdim ama çok yoruldum biraz dineleceğim.”
“Teşekkür ederim yardıma ihtiyacım yok. Beklentin de çok olmasın Meksilana, karnımızı doyurabileceğiz sadece.” Diyerek güldü Murat. Meksilana başını hafifçe yana gülümseyerek onayladı.
Murat evine doğru yürümeye başladı, Meksilana’yı düşünüyordu istemsizce. Gözleri çok farklıydı daha önce gördüğü hiçbir göze benzemiyordu. İnsana huzur veriyordu sanki gözleri. “Huzur mu?” Bunu yüksek sesle söylemiş sonra kendine kızmıştı. Saçmalıyordu, bu yeni dünyada hiç işi yoktu ve gördüğü ilk kadına kendini kaptıracak da değildi ya. Hem Meksilana’dan çok daha güzel bir sürü kadınla birlikte olmuştu hiçbirine de kalbini kaptırmamıştı. Aldıklarını mutfak tezgahına boşalttı. Şimdi sadece yapacağı işe odaklanmalıydı. Hangi işi yaparsa yapsın çok titiz ve dikkatli yapardı zaten. Üniversite yıllarından sonra neredeyse hiçbir arkadaşını evinde ağırlamamıştı. Tek kişilik yapmaya alışık olduğu yemekleri şimdi dört kişilik hazırlayacaktı sadece. Kendi evine her gün temizlik için gelen kadın önceki akşam Murat eğer yemek yaptıysa mutlaka kalanını yer ve her seferinde muhteşem olduğunu söylemeden gitmezdi. Etleri terbiye olması için özel hazırladığı sosa yatırdı ve dinlenmesi için buzdolabına koydu. Akşam ki menü ızgara et, patates püresi, pilav ve özel soslu mevsim salatası idi.
Yemek yapmaya başladığında saat akşamüzeri beşti, kapının çalınmasıyla saatine baktı saat yediyi on geçiyordu ve yemekler hazırdı. Ama sofrayı hazırlayamamıştı daha. Meksilana İsmet ve Jarten gelmişlerdi. İsmet’in elinde bir tabak vardı. Meksilana ise bir şişe şarap getirmişti.
“Jarten harika bir tatlı yaptı Murat, umarım sen tatlı yapmamışındır. Söylemeyi unuttum sana” dedi İsmet.
“Yapmamıştım iyi oldu mutfağa geçelim henüz sofrayı hazırlayamadım ama.” Murat’ın sözleri bitmeden Meksilana şarabı uzattı ve beğeneceğini umuyorum kendim özel hazırlıyorum bu şarabı. Murat teşekkür ederek Meksilana’nın elindeki şarabı aldı üzerinde sadece 2015 Eylül AYŞA yazıyordu.
Birlikte mutfağa geçtiler Meksilana ve Jarten masayı hazırlamaya başladı İsmet ise Murat’ın yaptığı yemeklere bakıp “Bu gece aç kalabileceğimizi düşünmüştüm ama gördüğüm kadarıyla enfes bir yemek yiyeceğiz” dedi.
“Güzel yemek yaparım İsmet. Aç kalacağınızı zannetmem. Hatta öyle ki et yemeği konusunda çok hassasımdır. Etim ortanın biraz altında pişecek ve sulu olacak. Pek fazla lokantada istediğim gibi et yemeği bulamazdım.”
“O halde burada et yemeği pişirmelisin Murat.” İsmet bunu söylerken ciddiydi. Murat bunun espri olduğunu düşünmüştü ama değildi.
“Neden olmasın, zaten baksana benim uzmanlık alanım olan hiçbir şey burada geçerli değil. İlla çalışmam gerekli belki et pişiririm.”
“Evet gerekli Murat, konsersum çalışmayanları tespit edip götürür.”
“Bu konsersum dediğin nedir?”
“Ben de bilmiyorum tam olarak ama anladığım kadarı ile burada ki kuralları belirleyip, düzeni bu konsersum sağlıyor.”
“O halde burada çalışan insanlarda olmalı öyle değil mi?”
“Evet ama pek ortalıkta görünmüyorlar ve göründüklerinde de kimseyle konuşmuyorlar.”
“Peki buradan gidenlere ne oluyor?”
“Hiçbir fikrim yok. O yüzden bir an önce sevdiğin bir işte çalışmaya başlamışın.”
“Anlıyorum seni İsmet, birkaç gün daha bekleyeceğim belki giderim kendi dünyama. Gidemezsem bir şeyler yaparım. O kadar vaktim var değil mi?”
“Tabi ki daha tespit edememişlerdir seni.”
Meksilana ile Jarten ’de bir taraftan sofrayı hazırlıyor bir taraftan da kendi aralarında koyu bir sohbete başlamışlardı. Sofraya oturduklarında saat sekize yaklaşıyordu hava henüz yeni kararmıştı. Murat yaptığı yemekleri gururla masaya getirdi. Murat’ın misafirleri yemeklere bayılmışlardı İsmet “Kesinlikle burada et yapmalısın Murat” dedi. Murat kafasını salladı umarım et yapacak kadar uzun kalmam diye düşündü ama bunu sesli dile getirmedi. Sadece gülümsedi.
Meksilana o gün gittiği yerleri anlatmaya başlamıştı. Yeşillikleri doğayı öyle güzel anlatıyordu ki sanki şiir okuyor gibiydi. Murat Meksilana’yı dinlemekten çok keyif almıştı. Yemek bittiğinde İsmet ne zamandır böyle lezzetli et yemediğinden bahsederken Meksilana ve Jurten ise hiç böyle lezzetli et yemediklerini söyleyip yemek konusunda ki becerisini övüyorlardı Murat’ın. Hep birlikte masayı toparlayıp mutfağı yerleştirmişlerdi. Murat’ın sevmediği iş olan mutfak temizleme işi çok çabuk bitmişti.