YENİ KİŞİLİK

4200 Kelimeler
Bana göre insan doğar, büyür, gelişir ve ölürdü. Peki gerçek olan neydi? Gerçeklik algımı bu diyarda yitirmiştim. Her şey karmakarışıktı. Nereden tutsam elimde kalacakmış gibi hissediyordum. Bana göre, her insan bir amaç için dünyaya gelirdi peki benim var olma amacım neydi? kafamda onlarca soru vardı kendime hakim olmam gerekiyordu ve bu evrende kendi kişiliğimden, kendimden asla ödün vermeyecektim beni düşürdükleri bu durumu unutmayacaktım ve ne olursa olsun mutlaka bir gün evime dönecektim. Özgüye saldırmıştım, saçı başı dağılmış bir vaziyette bana bakıyordu. Herkesin tek tek yüzüne baktım. Barzah'ın Alya'nın ve en önemlisi karşımda bana öfkeden çıldırmış ve bir hayli şaşkın olan adama bakıyordum eminim ki öfkelendiğim için gözlerim ateş kırmızısı olmuştu bu halimle bile eminim ki Farah olduğumu düşünmüştü fakat bu umurumda mıydı tabiki de hayır çünkü burada bir sene kalmam demek benim için zaten ölüm demekti en iyisi şimdi öldürsündü. Karşımdaki adam bana her an saldıracakmış gibi bakıyordu zaten akisini de düşünmemiştim. Tabi bu kadar yakışıklı olması da cabasıydı gözleri kısık, bal rengiydi ve bir erkekte görebileceğim en parlak beyaz tene sahipti saçları gece karasıydı sanki siyahın en parlak tonunu saçlarına hapsetmiş gibi... gözleri çakmak çakmaktı ve burada olduğum sürece, beni şimdi öldürmezse bile hep nefretle bakacaktı bundan emindim. Barzah'ın konuşmasıyla sessizlik bozuldu. "Ayaz kardeşim her şeyi anlatacağız ama ilk önce yanlış bir şey yapmadan dinle" Gözlerini benden çekip Barzah'a döndü sonra tekrar bana baktı ve bakmasıyla üzerime doğru atlayıp boğazıma sarılması bir olmuştu. Şu hayatta haketmediğim bir çok şey yaşamıştım en başta kardeşimin olayı, şimdi de haketmediğim bir ölüme gidiyordum. Nefesim kesiliyordu şimdi ölmek istemiyordum bir şey söylemek, kendimi anlatmak istiyordum ama faydası olmuyordu sesim çıkmıyor resmen boğuluyordum. gözlerim kararıyordu herkes Ayazı benden çekmeye çalışıyordu ama adam sanki bütün sınırsız gücünü benim üzerimde kullanıyordu ve o anda Alya bağırmaya başladı. "Abiiiii dur artık o farah değillll!" O an gözlerindeki nefretin şaşkınlığa döndüğünü gördüm ve boğazımdaki elleri gevşeyince kendimi yere attım hala nefes almakta zorluk çekiyordum ona baktığımda yüzünde şaşkınlık daha çok arttı Barzah kolunu Ayaz'ın omuzuna attı. "Ruhunu soludun değil mi?" Yüzündeki şaşkınlık daha çok arttı. "Bu nasıl olabilir bizden birisi değil" O sırada Özgü ve Alya beni yerden kaldırmaya çalışıyordu. "Sezgi iyi misin" ikiside benim için endişeli görünüyordu. "Semira su getir hemen!" Kapının oraya baktığımda Semira'nın donmuş yüzünü gördüm. "Semira sana diyorum su getir hemen!" Alya'nın ikazıyla kendine gelmişti. "Hemen getiriyorum hanımım" "Sezgi hadi kalk gel otur şöyle" İkisi de kolumdan tutup beni koltuğa oturttular zor çıkan sesimle konuştum. "Şu yılanı benden uzak tutun sen nasıl bir insansın beni kandırdın bana söylemedin!" ağladığımın farkında bile değildim. "Sizin yüzünüzden şu düştüğüm hale bak ölüyordum az kalsın." Özgü gerçekten de çok korkmuştu bunu gözlerine baktığımda anlamıştım. "Sezgi lütfen dinle, sana söz veriyorum her şeyi düzelttiğimizde seni buradan göndermek için elimden ne geliyorsa yapacağım." Sinirden titriyordum bu yaşadıklarım çok ağırdı hıçkırarak ağlamaktan başka elimden bir şey gelmiyordu ardından Semira geldi suyu uzattı oda çok korkmuştu yüzü bembeyazdı. "Buyurun hanımım" Alya suyu elinden aldı. "Sezgi al şunu iç sakinleş" Verdiği suyu içtim boğazım patlıyordu, yaşadığım korkunç anı düşünmek bile istemiyordum ardından gözlerim Ayaza kaydı hala bir şeyleri anlayama çalışır gibi bana bakıyordu. "Ne bakıyorsun bana hayvan herif, medeniyet görmemiş ayı, bir kadına nasıl davranılması gerektiği sana öğretilmedi mi!" "Birisi şunu sustursun" dişlerinin arasından konuşuyordu. "Burada neler döndüğünü birisi anlatsın bu kadın nasıl ona bu kadar benzeyebilir?" Barzah söze başladı. Bir sene önce Özgüyle bir rüya gördük. rüyamızdaki kişi Sezgiydi. Ardından Farah ben yaşıyorum beni bulun diyince Özgüyle beraber araştırmaya başladık fakat burada Faraha ait bir iz bulamadık mezarını bile açtık Farah ölüydü. Sonra halamızın yanına gittik durumu anlattığımızda bize kahinle iletişime geçmemiz gerektiğini söyledi kahinin yanına gittik ve bize, dünya adlı bir evrende olduğunu söyledi bizde nasıl gidebileceğimizi sorunca bir ay sonrasında geçitin açılacağını söyledi ama bir sene öncesinden gelemez dedi ben gitmek istedim ama Özgü Alyayı bırakmamamı söyleyince kendisi gitmek istedi sonra da bir sene boyunca Sezgiyi takip etti ama yüzü aynı olmasına rağmen o Farah değildi Faraha ait hiçbir şey taşımıyordu bir sene sonra da Özgüye, Sezgiyi buraya getirmesini istedim belki Sezgi, Farah gibi davranırsa iş birlikçileriyle iletişime geçer ve laneti nasıl yaptıysa kaldırmanın bir yolunu buluruz diye düşündüm. Kafası karışmış gibi bakıyordu onu da anlıyordum Farah tarafından zor şeyler yaşamış olmalıydı ama bu bana böyle davranmasını gerektirmezdi. Alya bu durumdan bıkmış bir vaziyetteydi. "Şimdi herkes sakin olsun kahvaltı hazır bir şeyler yiyelim sakin kafayla ne yapacağımızı planlamamız gerekiyor." Bu kız resmen yapıcı bir anne gibiydi. Sonra bana baktı. "Hadi Sezgi dünden beri zaten çok yorgunsun biraz bir şeyler ye" "Ben gidiyorum." "Nereye Ayaz" "Bu kadından uzak olan her yere, beni karıştırmadan ne yapıyorsanız yapın!" Bu adam sinir bozucu bir yaratıktı. "Hah sanki ben sana çok meraklıyım asıl ben uzak kalmak istiyorum senden dağ ayısı" "Sen bana ayı mı dedin" ecelime susamıştım ama yine tabiki altta kalacak da değildim. Ölmediğime göre tabi ki kafa tutabilirdim ama bakışlarından da ürkmüyor değildim. "Evet ayı dedim biraz önce de ayı demiştim ama sen gözü dönmüş boğa gibi üzerimde saldırı planları yaptığın için anlamamış olabilirsin." Derin nefesler alıyordu sakinleşmeye çalışıyordu Alya kulağıma doğru eğildi. "Sezgi yapma lütfen bak zaten seni zor aldık elimden ikincisinde şansın olmayabilir lütfen" Gözümü dahi ayırmıyordum ondan, açık açık meydan okuyordum son kez sinirle bakıp, çekip gitti. Özgü bana doğru döndü. "Sen delirmişsin bir de bana deli diyorsun" yüzüne öfkeyle baktım. "Akıl mı bıraktınız bende kendimi bilmediğim, tanımadığım, insanların arasında buluyorum bir de üstüne üstlük ölüyordum bırakın da delireyim değil mi" Kimseyi umursamadan kahvaltı masasına doğru geçtim masayı görünce iştahım açılmıştı. Bir tek kuş sütü eksikti. Kafamı kaldırdığımda üçünün de şok olmuş yüzünü gördüm. "Ne var ne bakıyorsunuz şaşkın balık gibi, hiç mi aç insan görmediniz aaa pardon nasıl görecektiniz sonuçta buradaki ilk insan benim unutmuşum." Özgü önden gelerek masaya oturdu. "Alışın abi bunun bu hallerine, diyorum size normal değil" "Hah pis yılan senin yaptığını da unuttum sanma o bir seneyi senin burnundan fitil fitil getirmezsem benim adım da Sezgi değil bunu o beyinsiz beynine sok!" Resmen beni takmıyordu oturmuş yemeğini yiyordu daha fazla laf yetiştirip kendimi yoramazdım ardından Barzah söze başladı. "Açıkcası Sezgi, Özgü anlatıyordu ama inanmıyordum Ayaza kafa tutabilen tek kadınsın." Adını duymamla sinir kat sayım yine artmıştı. "O kaba herifin adını anmayın lütfen Barzah bey" "Bana bey demek zorunda değilsin Sezgi bende senin abin sayılırım yani istersen, abi diyebilirsin yada ismimle de hitap edebilirsin ama şunu bil ki, sana söz veriyorum ne olursa olsun seni koruyacağım bunu unutma tamam mı Özgü benim nasıl kardeşimse sende öylesin." O an içimde ılık ılık bir şeyler aktı. Sanırım burada sahipsiz olmanın verdiği boşluğu doldurmayı istiyordum. belki oda Farah'a yapamadığı abiliği bende telafi etmek istiyordu bilemezdik. "Çok teşekkür ederim barzah abi" Bunu söylediğimde gözlerinin içi gülmüştü. Alya'ya baktığımda oda tebessüm etmişti. Özgü hiç kafasını bile kaldırmamıştı insan kıskanırdı biraz, ruhsuz yılan ne olacak. Herkes kahvaltısını bitirmişti bende tıka basa doymuştum o sırada Alya konuştu. "Evet birer kahve içelim o sırada da neler yapacağımızı konuşalım." Bende hemen söze atladım. "Olur içelim Semira bize kahve getirir misin?" Özgü üstten bakış attı. "Şimdi de burada mı hanım ağa olacaksın." "Ben her yerde hanım ağayım canım malum bir seneni bana ayırdığın için bunu anlamış olman lazım." "Yoruyorsun Sezgi sana laf anlatmak çok zor" "Hadi kızlar sizin didişmenizden daha önemli mevzularımız var bu arada, Sezgi burası senin de evin sayılır istediğin gibi davranabilirsin." Tebessüm etti ve hepimiz masadan kalkıp koltuklara geçtik oturduktan sonra Barzah konuşmaya başladı. "Sezgi öncelikle yapman gereken, senin baştan aşağı, konuşma tarzından tut bakışlarına kadar Farah olman gerekiyor Özgü ve Alya bu konuda seni eğitecekler önceliğin tabiki buranın yaşam tarzını, kültürünü öğrenmek olacak. Sonra buranın alfabesini öğreneceksin kısaca tam anlamıyla Farah olacaksın. "Abi yüzü hariç hiçbir şeyi benzemiyor bunun nasıl yapacağız? " bu kızı boğmak istemem normal mi? "Birincisi ben bu değilim adım Sezgi ikincisi ben istediğim zaman her şeyi yapabilecek bir insanım. Bizde, insanlar yeter ki istesin yapamayacakları hiçbir bir şey yoktur kısaca imkansız benim lügatimde yok." Yandan ters ters baktı tam ağzını açıcaktı Barzah kesti. "Tamam kızlar lütfen şimdi tartışmayın. Siz çalışmalara başlayın bende o sırada Ayazı ikna edeceğim." "Ayazı mı? ben o kızgın boğayı bir daha etrafımda görmek istemiyorum." "Sezgi Cevhere ulaşmamız için onun yardımına ihtiyacımız var eğer Cevher'in yaşadığı bölgeyi Ayaz'ın adamlarıyla birlikte bulabilirsek, Ayazla beraber yolculuğa çıkacaksınız biliyorsundur Ayaz ruhları hissedebiliyor eğer yaşadığı bölgeyi bulursak, Ayaz rahatlıkla onun ruhunu tanıyıp seni ona yönlendirecektir." "Peki Cevheri bulduğumuzda ne olacak Farah'ın öldüğünü muhtemelen oda görmüştür benim o olduğuma nasıl inanacak?" "Cevher Farah'ın öldüğünü görmedi ikisi de zindanda tutsakken Cevher Farahı bırakıp kaçtı bir daha da onu bulamadık böylelikle seni görünce ölmediğine inanacaktır ama şöyle bir sorun var ki Cevheri bulduğumuzda onunla birlikte yaşamaya başlayabilirsin. Muhtemelen senin Farah olduğuna inanırsa zaten bırakmaz. Sen onun ağzından laf almaya çalışacaksın. Laneti kime yaptırdığını öğrenmen bile yeterli sonra hemen seni oradan kaçıracağız." Resmen aksiyon filminin içine düşmüştüm ama sorun şu ki ben nasıl tanımadığım bir adamla kalacaktım. Yüzümdeki korkuyu görmüştü. "Sezgi korkma biz zaten sürekli senin yakınlarında olacağız. Sadece Farah gibi davransan yeterli." Sorun şu ki ben nasıl Farah gibi olacaktım kadın resmen yürüyen kötülük olmalıydı gözümün içine bakan Farah olmadığımı anlıyordu Cevher mi anlamayacaktı. Yine de onları umutsuzluğa sürüklemek istemiyordum. "Elimden geleni yapacağım." "Senden sadece bu süreçte sakin ve sabırlı olmanı istiyorum biliyorum seni çok tehlikeli bir şeyin içine sürüklüyoruz hiç mutlu değilim ama yapabileceğimiz başka bir şeyimiz kalmadı halkımız keder içinde kadınlarımız çocuklarını kucağına alamayacaklar." O an Barzah Alyaya bakmıştı anlaşılan onlarda bir çocuk sahibi olmak istiyordu bunu görünce istemeden gözlerim doldu. "Elimden ne geliyorsa yapacağım ama bana söz verin eğer başarırsak adımı tarih kitaplarınıza yazacaksınız" Hepsinin yüzünde tebessüm olmuştu. "Biz bu işi başaralım söz ülkenin adını Sezgi koyacağım." O an kahlaha attım. "Yok o kadar da değil abi, dört şehirden bir tanesine koysanız yeterli" sonrasında Özgü ve Alyaya dönüp "Evet hanımlar nereden başlıyoruz?" İkisinin de gözlerinde yok artık dercesine bakış vardı. "Bakmayın bana öyle bir an önce her şeyi öğrenip, bir şeyler bulup, kendi dünyama dönmek istiyorum." Barzah da ayağa kalkıp "Tamam o zaman siz yavaştan başlayın bende Ayazı bulmaya gidiyorum." "Hoşçakal hayatım" "Güle güle abi" Alya ellerini birbirine sürterek "evet hadi başlayalım." Neredeyse iki saattir kafamda kitap ayağımda topluluklarla yürümeye çalışıyordum dik durmaktan omuzlarımın acısını saymıyordum bile "Daha ne kadar böyle yürümeye devam edeceğim?" İkisi de bana memnuniyetsiz bakıyordu. Ne yani hiç mi beceremiyordum. "Olmuyor doktor olmuyor" Bu yılanın neden daha çok saçını başını yolmamıştım ki? "Kolaydı sanki! senin ablan olacak vahşi doğuştan kadın olarak mı doğdu anlamıyorum ki ben zaten normalde de dik ve kendimden emin yürüyorum." Alya bana memnuniyetsiz bakarak; "Eminim ki topuklularla yapamıyorsundur. Bak şekerim önemli olan topukluyla kendinden emin yürümen değil saatlerce bu topukluların üstünde güçlü duruşunu sergilemen." O an aklımdan geçen soruyu düşünmeden sormuştum. "Peki sen Alya Farahla ilişkiniz nasıldı?" Bunu sorduğum an kasıldığını görmüştüm Özgü de bana onaylamaz bakıyordu ve o sırada Alya dolan gözlerini saklamaya çalışarak "Ben biraz su içeceğim" diyerek yanımızdan ayrıldı Özgü yavaş adımlarla yanıma doğru gelerek "Çok patavatsızsın doktor biliyor musun?" "Sorduğum soruda ne var sanki Sadece merak ettim ikinizde belli ki Farahı çok iyi tanıyorsunuz seninle olan ilişkisini az çok biliyorum sadece Alya ile nasıldı merak ettim." "Zamanında üçümüz çok samimiydik her ne kadar yaptıklarından dolayı ondan nefret etsek de ölümünü hala atlatamıyoruz seni görünce de dolayısıyla eski anıları depreşiyor alışması gerek bu duruma ama sende lütfen daha da zorlaştırma Sezgi" Aslında haklıydı burada tanıdığım herkes Farah yüzünden çok zor şeyler yaşamıştı tabi benim varlığım da onların unutmaya yüz tuttuğu anılarını, acılarını depreştiriyordu. "Tamam Özgü" "Öyleyse şimdi bu dik durma derslerinden sonra, sana öğreteceklerim var. Şimdi şöyle ki ablam hiçbir şekilde çok konuşmazdı çok konuştuğu zaman hep plan program yapardı. Yüzünde her zaman sinsi bir gülüş olsun." "Nasıl sinsi gülüş derken böyle mi?" Kafamı yana doğru çevirip, gözlerimi kaydırıp, dudaklarımı da yana doğru kıvırdım. Şu an nasıl görünüyordum bilmiyorum ama Özgü'nün bakışlarından anlaşıldığı üzere becerememiştim. Ama ne yapabilirdim ki doğuştan Farah olarak doğmamıştım. "Doktor sen sinsi falan gülme felç geçirmiş gibisin!" Böyle söyleyince duruşumu hemen düzelttim "Sanırım Farah olmak kolay olmayacak Özgü" "Hemen karamsarlığa girme doktor sen söylemiştin, istersen her şeyi başarabileceğini. Bende yıllarca bir şeyleri düzeltmeye çalıştım, hatta en başta ablamı düzeltmeye çalıştım ama yapamadım zamanı geriye alamıyoruz ama bazı şeyleri düzeltmek için geç değil sende bizim tek şansımızsın hemen pes etme zamanla olacak inanıyorum." "Umarım her şey daha kötü bir hal almaz Özgü" "Ölmekten korkuyorsun değil mi? " "Ölmekten değil ölürken sevdiklerimin yanımda olmamasından, sahipsiz bir şekilde bilmediğim bir yerde ölmekten korkuyorum." Gözlerine baktığımda bir hüzün geçtiğini gördüm. "Sizin dünyanıza geldiğimde bende senin gibi hissetmiştim." Merdivenlerden ayak sesi geliyordu sanırım gelen Alyaydı. "Kızlar naptınız çalışmalar nasıl gidiyor?" Özgü bana bakarak; "Biraz zor olacak ama Sezgi'nin başaracağına inanıyorum." İkimizde birbirimize bakıp tebessüm ettik. Zaman geçtikçe Farah'ın karakterine dair çok şeyi öğreniyordum akşama kadar kızlar bana Farahı anlatmışlardı onun hiçbir şeyden korkmadığını, gözlerinin donuk baktığını, hiç gülmediğini ve sinirlendiğinde gözlerinin ateş gibi yandığından bahsetmişlerdi. Aslında o kadar da zor değildi çok konuşmayacaktım, kafamda sürekli tilkiler olacaktı, sinirli bakacaktım ve beceremediğim sinsi gülüşü yüzümden eksik etmeyecektim. Şimdi ise Barzah, Özgü, Alya ve ben oturmuş yemeğimizi yiyorduk Barzah, Ayazı ikna edememişti açıkcası umurumda bile değildi beni öldürmeye kalkan bir adamla aynı ortamda olma fikri benim için çok kötüydü ben düşüncelerimle boğuşurken Barzah konuşmaya başladı. "Ee kızlar nasıl geçti çalışmalar? "Şu anlık tam ilerleme kaydedemedik sevgilim ama Sezgi'nin yapabileceğine inanıyorum." O sıra merak ettiğim bir soruyu sormak istedim. "Bana cevherden bahseder misiniz eğer aralarındaki iletişim hakkında bilgim olursa Farah olduğuma daha rahat inandırabilirim onu" "Cevherle Farah'ın nasıl bir araya geldikleri hakkında bilgim yok onu sadece bir kez gördüm. kızlar da hiç görmedi açıkcası adı hariç çok fazla bilgi sahibi değilim zaten Farah evlendikten sonra bizimle iletişimini kesti." "Neden iletişimini kesti sizinle?" "Kocası geçmişte babalarımızın ölümüne sebep oldu Farah'ın bizim düşmanımızla evlenmesini öğrendikten sonra hayatımızdan tamamen sildik." Söylerken sesindeki üzüntüyü ve pişmanlığı anlamıştım. Yüzüne baktığımda ise hüznünü gizleyememişti. Alya ve Özgüye baktığımda kafalarını bile kaldırmıyorlardı. " Çok üzüldüm abi peki Farah'ın düşmanınızla evlenmesindeki sebep neydi? "Barzah boğazını temizlerken Alya hemen söze atladı. "Sebep abime olan aşkıydı." Kafamdan kaynar sular dökülmüştü bu kadın aşk yüzünden mi böyle kötü olmuştu. "Farah'ı bildim bileki hep abime aşıktı o sıralar biz çok iyi anlaşıyorduk tabi sırf abime yakın olmak için beni kullandığından habersizdim. Sürekli bizim şatoya geliyordu bir gün bana abime aşık olduğunu itiraf etti bunu söylediğinde abime söyledin mi diye sordum hayır dedi ama Ayaz'ın anlamış olduğunu biliyorduk ruhunun aşk koktuğuna emindim abimin anlamamış olması saçmalık olurdu. Tabi abim sürekli bana Farahla arkadaşlık kurmamamı, farklı amaçları olduğunu söylüyordu bende sen yanlış hissediyorsun diye pek önemsememiştim ama haklıydı Farah abimi elde etmek için her şeyi yaptı lakin abim hiçbir zaman istemedi." Aşk denilen duygu, kimi insan için tehlikeli, sevmesini bilene hayattaki en güzel şeydi. Elde edememekteki o ruh halini çok iyi biliyordum bir çok hastamı bu takıntılıktan kurtarmak için yardımcı olmuştum. Farah'ın ruh halini anlıyordum fakat aşk temizdI, can yakmazdı, tehlikeli olmamalıydı lakin bunun bilinmemesi, insanı bu kadar takıntılı hale getiyor olmalıydı. "Peki sonra ne oldu?" O sırada da devamını Özgü anlatmaya başladı. "Daha sonra Ayaza olan hislerini söylemiş ama Ayaz istememiş o reddedilişten sonra kendini şatoya kapattı kimseyle konuşmadı hepimiz onunla konuşmaya çalıştık ama hiçbirimizle iletişime geçmedi ona yardımcı olmak istedik ama karşılığında cevap bile vermiyordu. Neredeyse iki hafta boyunca kendini kapattı ve bir gün odasından en ihtişamlı haliyle çıktı en güzel kıyafetini giymiş, resmen göz kamaştırıyordu ama karşımda eski ablam yoktu bunu ilk kapıdan girdiğinde hissetmiştim. Tabi çok üstünde durmadık önemli olan onun bu kötü ruh halinden kurtulup bizimle bir araya gelmiş olmasıydı. Sonraki süreçte çok fazla konuşmamaya, bizimle arasına mesafe koymaya başladı normalde de hayatı boyunca çok cıvıl cıvıl bir kız değildi ama sanki daha farklı olmuştu sabah çıkıp akşam geç gelmeye başladı bende bu durumdan şüphelendim ve onu bir gün takip ettim uzun yolculuktan sonra bizim düşmanımızın şatosuna girdi tabi ben bunu görünce delirdim buraya gelip onu odasında bekledim saatler ilerlemişti ve yine her zamanki gibi geç saatte gelmişti. Geldiğinde ondan hesap sordum çok kötü kavga ettik bana işine karışmamamı söyledi amacı aslında Ayazı yaralamaktı bizim düşman şehrimizle iş birliği yapmıştı bunu abime söyleyeceğimi söylediğimde şehrimizi işgal ettireceğine dair tehdit etti beni ve bende çok korkmuştum abime, halkımıza zarar gelmesine göz yumamazdım o yüzden sustum bu olaydan bir kaç gün sonra bize veda bile etmeden düşmanımızla evlendi." Duyduklarım gerçekten korkunçtu. Nasıl bir hırstı bu kadındaki anlamıyordum o sırada Barzah tekrar söze başladı. "Tabi bizde bunu öğrenince askerlerimi toplayıp onun olduğu şehre gittim. Gittiğimde kardeşimi tanıyamadım en ihtişamlı kıyafetleri giymiş ve kafasında kocaman tacıyla karşıma çıkmıştı ona gelmesini burada zarar göreceğini söyledim ama bana artık evlendim, sana ve askerlerine zarar vermemi istemiyorsan çekip git dedi bende ona artık senin gibi kardeşim yok dedim gram yüzünde hiçbir mimik oynamadı onu orada öylece bırakıp tekrar şehrime döndüm." Barzah adına çok üzülmüştüm canının bir parçasını düşmanının yanına bırakmak belli ki onu çok yaralamıştı. Tekrar Alya konuşmaya başladı. "Ardından Farah'ın kocası bizim şehrimize işgaller başlattı. Kaç kez Faraha ulaşmaya konuşmaya çalıştım ama beni kabul etmedi sonra abime yalvardım onunla iletişime geçmesi için, biliyordum sırf aşkına karşılık alamadığı için abimin canını yakmaya çalışıyordu her gün askerlerimiz ölüyordu önüne geçemiyorduk. Abim işgalleri durmaya çalıştı ama yapamadı sonra başka çaresinin olmadığını anlayınca Farahla iletişime geçmek zorunda kaldı ve Farah abime eğer benimle beraber kaçarsan buna son veririm demiş abim yine kabul etmedi ve Farah savaşı başlatmış oldu bir sürü insan ve bir sürü askerimizi kaybettik ardından Barzah bize yardım teklif edince askerleriyle birlik olduk bu sayede geri çekildiler sonrası da ne yaptı, nasıl yaptı bilmiyoruz ama bir şekilde ülkeye laneti getirdi işte bu yüzden Cevhere ihtiyacımız var nasıl yaptığını öğrenebilirsek belki kaldırma şansımız olabilir." Bunların gerçekten yaşanmış olduğuna inanamıyordum Farah kendi hırsının kurbanı olmuştu bu durumu düzeltmek de bana düşmüştü ama bu evrende amacım neden Farah'ın yüzüne sahip olduğumu öğrenmekti. ama ilk önceliğim tabiki Farah'ın kendisi olmaktı. Bir hafta sonra... Son bir haftadır neredeyse her gün dersler alıyordum artık tamamıyla kendimi hazır hissediyordum. Her Farah gibi tavırlar sergilediğimi gördüklerinde, kızlar benimle gurur duyuyordu ama benim için asıl zor olan, ailemi, arkadaşlarımı çok özlemiş olmamdı sırf onlara çabuk kavuşabilmek içindi bu çabam. Bu olayı çözüp hemen buradan gitmek için elimden geleni yapacaktım tabi bu süreçte kızlar ve Barzah beni yanlız bırakmamak için elllerinden geleni yapıyorlardı bazen kız kıza gece sohbet ediyorduk arada Barzah da bize katılıyordu onlara alışmaktan korkuyordum ama malesef ki çok alışmıştım açıkcası bu diyarda onlardan başka kimsem yoktu. Yine sabah uyanmış duş alıp kahvaltıya inmek için odadan çıktım. Mutfağa girdiğimde Semira kahvaltı hazırlıyordu. Onunla da bu süreçte baya kaynaşmıştık ona bizim dünyada yaptığımız bir kaç yemeğin tarifini vermiştim. Bazen canım sıkılınca beraber yemek yapıyorduk ona dünyayı anlatıyordum ve hayranlıkla bizim teknolojilerimizi dinliyordu. Merdivenlerden indiğimde yine her zamanki gibi mutfaktan çok güzel kokular geliyordu. Yavaşça mutfağa doğru girdim ve bir anda günaydın Semira diye bağırdım resmen korkudan çığlık attı ve bende gülmeye başladım. "Hanımım çok korkuttunuz beni" yüz ifadesi hemen değişti ve kendisi de tebessüm etti. Bende yaptığı börekten bir parça alıp ağzıma attım. "Semira yine döktürmüşsün ellerine sağlık" "Afiyet olsun efendim" "Herkes uyanmadı mı daha?" "Alya hanımla barzah beyler uyandı bahçede oturuyorlar, Özgü hanım ise uyanmadı daha" "Tamam ben Alyagilin yanına gideyim kolay gelsin sana" "Tamam efendim sağolun ben kahvaltı hazır olunca çağırırım sizi" Mutfaktan çıkıp bahçeye doğru yürümeye başladım hava hafif rüzgarlı ve güneşliydi açıkcası mevsimleri çok farklıydı bazen günlük güneşlik, bazen ise yağmurluydu. Alya'nın anlattığja göre burada kış hiç olmazmış mevsim kavramı sadece güneş, yağmur ve rüzgardan ibretmiş açıkcası soğuğu pek sevmezdim. Yavaş adımlarla onların yanına gittiğimde Alya Barzah'ın omzuna yatmış beraber bir şeyler konuşuyorlardı çok huzurlu ve mutluydular işte aşk kavramı buydu her ne olursa olsun her zaman birbirine destek olmak demekti. Bu bir haftalık süreçte Alyayı daha yakından tanıma fırsatım olmuştu. İçinde herhangi bir çıkar ilişkisi gütmeyen, her şeye güzellikle ve pozitif bakan birisiydi Barzah çok şanslıydı nasıl tanıştıklarını sorduğumda çocukluktan beridir birbirilerini sevmişler ve evlenmişlerdi tabi Alya Ayazı ikna etme konusunda çok çabaladığını da gülerek eklemişti. Bu hanzo demek ki aşka saygısı olan birisiymiş. Yanlarına doğru gittiğimde ikisi de beni görünce kendilerine çeki düzen verdiler. Buradaki kültür bizim kültürümüze çok benziyordu başkalarının yanında samimi görünmeyi ayıp olarak algılıyorlardı. "Günaydın çifte kumrular" İkiside anlamsız bir şekilde bana bakıyordu hala benim söylediğim bazı kalıplaşmış sözleri anlamakta güçlük çekiyorlardı ve onların şaşkın yüzleri benim çok hoşuma gidiyordu. "Yani bizim yaşadığımız yerde çiftlere genelde böyle söylerler" "Ayy sezgi hala alışamadım bazen bize küfür mü ediyorsun anlamakta güçlük çekmiyor değilim." Alyanın bu sözüne kahkaha atmıştım daha fazla üstelemedim. "Bugün erkencisiniz" "Sabah erken saatte Ayaz geldi" Barzah'ın söylediğiyle açıkcası gerilmiştim bu bir haftalık süreçte tabiki onu görmemiştim. Hala varlığıma alışmamıştı keşke onun yardımına ihtiyaç duymasaydım. "Sonuç ne peki ikna oldu mu?" İkisinin de yüzü güldüğüne göre sanırım sonunda Ayaz bize yardım etmeyi kabul etmişti. "Yüzünüze bakınca anlaşılan kabul etmiş." "Evet yarın yola çıkacaksınız Sezgi" Alya'nın sözüyle içimi karamsarlık kaplamıştı. "Ne yarın mı açıkcası bu kadar erken olmasını beklemiyordum." "Bir an önce halletmemiz gerek Sezgi biliyorsun üç hafta sonra dokunay var ve yaşlanmaya başlayacağız ne kadar erken harelet edersek o kadar iyi" İyide Ayaz bulmuş mu Cevher'in hangi bölgede olduğunu?" "Evet nasıl hulduğunu bilmiyorum ama yaşadığı bölgeyi bulmuş" "Buradan uzak mı peki?" Açıkcası onlardan uzağa bir yere gitmek beni tedirgin ediyordu. "Evet sabah gidecekseniz akşam orada olursunuz" O adamla uzun yolculuk nasıl geçicekti ki en önemlisi de onlardan bu kadar uzakta olmak istemiyordum yüzümdeki hüznü gizleyememiştim Alya tabiki anlamıştı. "Sezgi lütfen üzülmeni istemiyorum emin ol bizde senin bizden uzağa gidiyor olmandan dolayı çok üzülüyoruz ama geçici bir süreç ki abim sana zarar vermeyecek bize söz verdi aslında tanısan asla kötü birisi değil senin durumunu anlattık. Emin ol birbirinizi tanırsanız aslında ne kadar ön yargılı olmuş olduğunuzu göreceksiniz." "Yolda beni öldürüp bir yere gömmezse eğer bu fikrini değerlendireceğim Alyacığım." Bunu gülerek ve dalga geçerek söyledim ama tabiki gerçeklik payı da vardı. "Bence çok önyargılı davranıyorsun zaten birazdan abim de bizimle kahvaltıda olacak son hazırlıkları ve ne yapacağımızı detaylıca konuşalım istiyorum." iyide ben daha karşılaşmaya hazır değildim ki... ikisinin de gözü arkamdaki yere takıldı bende arkamı döndüğümde gelen kişiyi gördüm. Gelen ayazdı bize doğru geliyordu giydiği beyaz gömlek ve siyah pantolonu, ayağında çizmeleri ve ne uzun ne kısa diyebileceğim saçları, tabi bir de gün ışığında parlayan beyaz teniyle bize doğru yaklaşıyordu fakat benimle göz göze gelmekten kaçınıyordu yanımıza doğru geldi. "Günaydın herkese" onun geldiğini görünce Alya ve Barzah ayağa kalktı ben tabi yerimden bile kalmadım. "Hoş geldin kardeşim" "Hoş geldin abi" İkiside onu öptükten sonra oturdular ben tabiki kollarımı biribine bağlamış sinirle soluyordum. Bana bir merhaba bile dememişti ama umurumda bile değildi bu süreçte birbirimizle ne kadar az iletişim kurarsak o kadar iyi olacaktı. Burada daha fazla kalmamak için ayağa kalktım. "Sezgi nereye" Alya'nın sorusuyla ona doğru dönerek "Ben bir Özgüye bakayım kahvaltı hazır olmuştur zaten uyandırayım." diyerek adımlarımı şatoya doğru döndüm benimle göz göze bile gelmiyordu sanki çok umurumdaydı. Kendi kendime söylenerek giderken bir anda Özgü'nün sesini duyunca yerimde irkildim. "Hayırdır doktor yine burnundan soluyorsun" "Özgü yavaş gelsene korkuttun beni" "Dalmışsın Sezgi iyi misin sen kime söyleniyorsun" "Dışarıdaki dağ ayısına kime olacak" Bu sözümden kim olduğunu tabiki anlamıştı ve tebessüm etti. "Galiba Ayaz gelmiş ne yaptı da bu kadar sinirlendin?" "Onun beni sinir etmesi için illa bir şey yapmasına gerek yok Özgü adamın varlığı bile sinir ediyor beni" "Anlaşılan sen bugün tersinden kalkmışsın kahvaltı hazır mı?" "Hazır olmuştur herhalde" "Tamam gel masaya geçelim onlar da gelir zaten bak Sezgi lütfen Ayaz'ın tersine gitmemeye çalış bu süreçte ona çok ihtiyacımız var biliyorsun." "Denerim Özgü ama söz veremem." İkimizde salona geçtik ve masaya oturduk bir kaç dakika sonra da Barzah, Alya ve Ayaz gelmişti hepsi de yerlerine oturdular Barzah baş köşeye, onun yanına Alya, diğer yanına Ayaz geçmişti bende Alya'nın yanında oturuyordum daha fazla açlığa dayanamayarak kahvaltımı yemeye koyuldum. Kimseden ses çıkmıyordu ve ben birazdan patlayacaktım laf açıp konuşmak istiyordum ama Ayaz'ın varlığı beni tedirgin ediyordu. "Şu tedirgin ruh halinden çık sana bir şey yapmayacağım." Bana mı demişti? herkesin yüzüne baktım ve benden hariç kimse tedirgin değildi. "Ben tedirgin falan değilim sana öyle gelmiş" Adam ruh okuyucu Sezgi tabiki anlıyor... Gözlerinin içine meydan okurcasına bakıyordum oda bana tek kaşını kaldırmış ifadesiz bakıyordu. Bir süre daha bakıştıktan sonra gergin havayı dağıtan tabiki Alyadan başkası değildi bu kıza yapıcı anne demiş miydim? "Abi Sezgiyi de anla lütfen birbirinizle böyle sataşmak yerine daha uzlaşımcı yaklaşmalısınız" Bu kız mı psikologdu ben mi belli değil... o sırada Ayaz söze başladı. "Açıkcası senin yüzünü görmeye bile tahammül edemiyorum Farahla yaşadığımız durumu az çok bildiğini biliyorum benim için kolay bir durum değil anlıyor musun? " Tabikide anlıyordum oda haklıydı ama bende haklıydım. "Anlıyorum seni zaten bugünden sonra beni doğru düzgün görmeyeceksiniz bile" İçimde çok aşırı bir kırgınlık vardı yarından sonra eğer Cevheri bulabilirsek onunla kalmaya başlayacaktım beni gözetleyeceklerini, uzakta olsa koruyacaklarını bilsemde yine de çok alışmıştım bu şatoya, hepsinin yüzüne baktığımda üzüldüklerini görüyordum. Özgüye baktığımda ise gözleri dolmuştu ve biliyordum ki beni bu duruma o sürüklemişti başka çaresi olmadığını da biliyordum bu odadaki herkesin, hatta bu diyarın tek şansı bendim bunu onlar için bu diyar için yapmak istiyordum. o sırada Barzah bir abi gibi gözlerimin içine bakarak konuştu. "Sezgi ne olursa olsun her zaman seni koruyacağız bunu sakın unutma Ayaz zaten sürekli yakınında olacak Cevher'in ruhundaki tehlikeyi soluduğu an seni kurtarmak için elimden geleni yapacaktır değil mi Ayaz?" Barzah, onun bana zarar vermeyeceğine dair emin olmamı istiyordu çünkü gerçekten de çok korkuyordum beni öldürmeye çalışan adamdan koruyucum olmasını istemişlerdi belki de beni kurtarmayadabilirdi bilmiyordum. "Onu koruyacağım Barzah ne kadar istemesem de bunu ülkem için yapacağıma inanabilirsiniz" Yarından sonra bizi neler beklediğinden habersizdim. Her şeyin güzel olmasını dilemekten başka elimden bir şey gelmiyordu. Umarım bu adamla yolda birbirimizi öldürmezdik diye umut ediyorum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE