Akşamüstü evde tatlı bir telaş vardı. Müge’nin asistanı Meryem gelmiş, mutfakta yardım ediyor, tepsiler diziliyor, kahveler için fincanlar parlatılıyordu. Mert’in geleceği saat yaklaştıkça evin havası değişmişti. — Kahveye tuz koyma şakası yapalım mı? — dedi Müge kıkırdayarak. Meryem göz kırptı: — Birazcık koyarız… ama çok değil. Çocukcağızı korkutmaya gerek yok. Salonda Albay ciddi tavırlarıyla oturuyordu. Fakat yüzündeki hafif tebessüm, onun da içten içe heyecanlı olduğunu belli ediyordu. Kapı çaldığında Müge’nin kalbi hızla çarptı. Kapıda Mert, elinde çiçeklerle ve yanında ailesiyle belirdi. Mert’in gözleri Müge’ye değdiği an, içinden “İşte başlıyoruz” diye geçirdi. Selamlaşmalar, hal hatır sorduktan sonra herkes salona geçti. Kısa bir sessizlik oldu. O anı kollayan Mert’in babası

