Berivan Hanım az önce almadığı yüzüğü, tekrar uzatıp Kaya’nın avucuna koydu. “Yarın sabah bütün aşiretin ağaları gelecek. Her biri babanın dostu, düşmanı. Hepsi seni görecek, seni tartacak. Bu yüzüğü takmazsan, seni sorgularlar. Bu yüzüğü takarsan, seni kabul ederler.” dedi. Kaya derin bir nefes aldı. “Ben ağalık istemiyorum. Mehmet bu iş için daha uygun.” “Kardeşin tez canlı, Kaya. Öfkesini dizginleyemez. Onun eli değil, sözü kurşun gibidir. Halk ondan korkar, ama sana güvenir.” Kaya başını öne eğdi. Yüzüğe baktı. Bir yanıyla reddetmek istiyor, diğer yanıyla biliyordu: reddettikçe kader daha da yaklaşıyordu. “Anne,” dedi sonunda, “ben artık buraya ait değilim. İstanbul’da başka bir hayatım var.” Berivan Hanım’ın sesi bu kez daha sertti. “İnsan nereye giderse gitsin, toprağı pe

