BAŞ BELASI

1332 Kelimeler
2. BÖLÜM YAVUZ HAN Boş bakışlarla gözlerimi kırpıştırdım. " Ne? " " Ne söylediğimi gayet iyi duydun. İnan bana bu konuda şakam yok Yavuz. O tedaviyi alacaksın ve toparlandığına dair doktor raporunu masamda göreceğim. Anlaşıldı mı? " Gergince dudaklarımı ıslattım. " Komutanım, ben timimi asla bırakmam. Bana bağırın, çağırın, küfredin, hatta istediğiniz her türlü cezayı verin. Ama bunu yapmayın. " " Eğer bu kez de emrimi çiğnersen inan bana bundan çok daha fazlasını da yaparım. O yüzden doktor gelene kadar söylediklerimi iyi düşün yüzbaşı. Şimdi çıkabilirsin. Git dinlen biraz. Ama önce revire git de şu sıfatını biraz düzeltsin doktor. " Daha fazla uzatmayıp baş selamı verdikten sonra odasından çıktığımda Ateş puştu kapının önünde dikilmiş, dedikodu kovalayan mahalle teyzesi gibi beni bekliyordu. Onu transit geçip odama doğru ilerlemeye başladım üzerimi değişmek için, ama bir kez daha peşime takılmıştı. " Çok kızdı mı? " " Bayılıyorsun değil mi her işimi bok etmeye? " " Ulan ben ispiyonlamasam ne olacak sanki, adam anlamayacak mıydı? " " Ateş, canım burnumda zaten, siktir git başımdan, yoksa sana patlayacağım. " Odaya girdiğimde içeri damladı peşimden. " Başka bir şey daha olmuş, belli. Ne oldu oğlum, söylesene, delirtme insanı. " " Beni timden almakla tehdit etti, oldu mu amına koyim! " Şok olmuşcasına mırıldandı. " Ne saçmalıyorsun lan sen? " Sesimin bir anlık dışarı dek yankılandığını fark ettiğimde derin bir nefes alıp dolaba yasladım sırtımı. " Psikolog seanslarıma gitmediğimi öğrenmiş, bir ton fırça kaydı. Üç beş güne bir tane doktor geliyormuş buraya. Onunla görüşüp, göreve uygun raporunu masasına koymazsam tim komutanlığından almakla tehdit etti. " " Hass... siktir. Oğlum sen her dışarı çıktığında seanslara gidiyorum diyordun bana, beni mi yiyordun yani? " Gözlerimi devirdim bıkkınca. " Cidden konumuz bu mu Ateş? Timden alınacağım diyorum, sen kalkmış bana... " " Ulan tabii ki konumuz bu, hâlâ basmıyor mu kafan senin? Binbaşı keyfine mi tehdit etti sanıyorsun seni? Senin anladığın dil bu çünkü. Lan adam sana kaç kere dedi, ben sana kaç kere dedim git şu seanslara, toparla artık kendini diye. " Hafifçe nefeslendi. " Yakıyorsun kendini Yavuz. Bitiriyorsun kendini kardeşim, fark et artık bunu. Yemiyorsun, içmiyorsun, uyumuyorsun... Tek yaptığın şey ya eğitim, ya da kendini dağa bayıra vurmak. Yaralansan, yaranı sarmayı bile hak görmüyorsun kendine. " Yine, bir kez daha boş bakışlarla baktım yüzüne. " Artık benimle bile doğru düzgün konuşmaz oldun. İçinde neler yaşıyorsun, ne fırtınalar kopuyor haberimiz bile yok. Hani kardeşindik senin? Ekiptik, aileydik? Kendini kendin dahil herkesten soyutlayarak daha nereye kadar kaçacaksın Yavuz, söylesene? " Bakışlarım bir anlık dolabın kapağına yapıştırdığım, Oğuz'la çekildiğimiz fotoğrafamıza kaydı. " Ben çoktan yandım Ateş. Çoktan kül oldum, bittim ben. Sadece siz farkında değilsiniz. Karşınızda gördüğünüz şey ruhsuz bedenden fazlası değil artık. " " Yapma şunu işte. Şunu yapma aga kendine. Lan Gönül teyze, Kemal amca senin şu hâlini görseler ne hissederler, hiç mi düşünmüyorsun? " Alaycı bir gülümseme yerleşti dudaklarıma. Annemin bana olan öfkesini, kardeşimin cenazesinde yüzüme bir tokattan farksız çarptığı sözlerini hatırladım. " En son ne zaman gerçekten güldün, sorsam eminim onu bile hatırlamazsın mapushane suratlı puşt seni. " " Oğuz'un şehit olmasından bir gün önce, gece yarısı, " dedim bakışlarım boşluğa dalarken. " Gonca'ya yüzük almış, onu göstermişti bana o gece. O hafta sonu izin alıp evlenme teklifi edecekti. " Güldüm. Acı ama en sahicisinden. " Abisinden önce evlenmeye çok meraklıydı zaten şerefsiz herif. Üşenmemiş, nette ne kadar ıvır zıvır teklif, organizasyon varsa hepsini izlemiş. " Ben daha orjinal bir şey yapacağım abi, bunlar çok tırt, " demişti. " Gonca bunlardan çok daha iyisine layık. " Burnumu çekip nefeslendim. " Ama olmadı işte. Birçokları gibi onun sevdası da mahşere kaldı. " Ne söyleyeceğini bilemiyor gibi dudakları kıpırdadı yalnızca. Mahcup bir ifadeyle bakışlarımı fotoğraftan kaçırdım. " Bazı şeyler geçmiyor Ateş. Bazı yaraları ne kadar sararsan sar, kapanmıyor. Durmadan, inatla kanamaya devam ediyor. Bu da öyle bir şey işte. Ancak gözlerimi kapadığımda kabuk bağlar bendeki bu yara. Fazlasını kimse beklemesin benden artık. " Elini omzuma koyup hafifçe sıktı. " Sen şu pansuman işin hallet, ben de gidip bizim leyla takımını darlayayım biraz. Hadi eyvallah. " Nihayet yalnız kaldığımda üzerimi değişmek için dolaptan temiz kıyafetlerimi aldım. Parmaklarım kapağı örtmeden evvel gülümseyen yüzünde gezinirken yorgunca mırıldandım. " Sana söz abicim, çok yakında geleceğim yanına. Daha fazla yalnız bırakmayacağım seni. Hem belki o zaman... beni affedip affetmediğini söylersin bana. Az kaldı abicim. Çok az kaldı. " ***** Üzerimi değişip dikiş için revire gittiğimde doktor kapıda görür görmez şoklanmış gibi baktı suratıma. " Yüzbaşı? " " Doktor? " Önündeki dosyayı kapatıp ayaklandı merakla. " Siz? Revire geldiniz? " İçeri geçip ceketi sedyeye bırakıp oturdum. " Niye, revir yasağı mı var bana? " " Üstelik tek başınıza ve hür iradenizle? " Gözlerimi devirip tişörtümü çıkardım. " Abartma doktor. Gelmemi gerektirecek bir durum olmuyor genelde. " " Biz ona kendi yaralarınızı sarma konusunda master yapmışsınız desek daha doğru olur bence yüzbaşı. " Sıkıntıyla nefeslendim. " Bana sarmayı bırakıp dikiş atacak mısın artık, yoksa bunu da mı kendim halletmem... " " Ay aman yok, durun, ben yaparım. Mikrop falan kaptıracaksınız kendinizi en sonunda. " Kaşlarım alayla havalandı. " Bu zamana kadar tek parça ve gayet sağlıklı yaşadığıma bakarsak, bence tıp bilgim gayet iş görüyor demektir. " Eldivenlerini giyinip pansuman tepsisiyle yanıma geldiğinde yarayı inceledi dikkatle. " Kurşun eğer... " " 3 santim daha sola ve 4 santim aşağı saplanmış olsaydı sinirime zarar verebilirdi, evet. Ama gördüğün gibi mekanizma hâlâ çalışır vaziyette. " Bu kez gözlerini deviren o olmuştu. " Hatırlatın da hemşirem izne çıktığında acil durumlarda binbaşıdan destek olarak sizi isteyeyim yanıma. Bu kadar bilgi birikim boşa giderse cidden üzülürüm. " Tepsideki enjektöre uzandığında durdurdum. " Basit bir dikiş için devlet malını ziyan etme, dik gitsin şunu doktor. Ve acele etsen iyi olur, yapacak yığınla işim var. " Sıkıntıyla nefeslenip yarayı temizledikten sonra dikkatle dikmeye başladı. " Çok huysuzsun yüzbaşı. Bu gidişle çok çabuk yaşlanacaksın. Ay bir an seni emekliliğe ayrılmış yaşlı, huysuz biri olarak hayal ettim de... " " Yaşlanacak kadar uzun yaşamak gibi bir hedefim olmadığı için, sorun yok. " Anlık göz göze geldiğimizde bir şey söyleyecek olduysa da vazgeçmişti. Dikişe devam ederken dudaklarımı ıslatıp boş bir soru attım ortaya. " Yeni doktor geliyormuş karargaha. Gerçi senin kesin haberin vardır. Burada senden habersiz kuş uçmadığı için tabii. " " Aşkolsun ya, ne alakası var? İstihbarat ağım geniş bir kere. E sevenim de çok burada, hepimizce malum. " Keyifle sırıttı. " Doktor haberini Kartal binbaşı söyledi sağ olsun. Can sıkıntısından ölüyordum burada, haberi alınca sevinçten kafayı yedim resmen. " " Ha bu zamana kadar ki hâlin yememiş hâlindi yani? " " Yüzbaşı ama, bak kalbimi kırıyorsun şu an. Ben de şimdi iğneyi kırıvereceğim yanlışlıkla, hayatının geri kalanında cepheden cepheye koşarken omzunda benim hatıramla devam emek zorunda kalacaksın. " Teslim olmuş gibi elimi kaldırdığımda işine devam etti. Ama tabii ki çenesi yine tam gaz açılmış, sorduğum soruya bin pişman olmuştum. " Ama asıl bomba artık yalnızlıktan kurtuluyor olmam dışında, canım ciğerim biricik kankamla onca yıldan sonra bir de aynı yerde görev yapacağımızı öğrenmiş olmam. " Hafifçe nefeslendi. " Pislik kız, önce onun arayıp haber vermesini beklerdim. İnanabiliyor musun yüzbaşı, çocukluk arkadaşım ya. Beraber büyüdük, beraber okuduk, her şeyimiz birlikte geçti. Üniversiteyi bile birlikte okuduk. Ama gel de böyle bir haberi ondan değil, binbaşıdan duy. Neyse, o bir gelsin, hesabını soracağım o çatlağa. " " Gelecek olan doktor senin arkadaşın mı yani? " " En yakın arkadaşım, " diye düzeltti yan bir bakışla. İşini bitirdikten sonra ipi kesip malzemeleri toparladı. " Bu soruyu duymamış sayıyorum. Kardeşimden çok onunla vakit geçirmişimdir herhalde doğduğumdan beri. Hatta hiç unutmuyorum, 6 yaşlarındayken kendi kardeşimi üvey, onu öz sanıyordum. " İnanmamış gibi baktığımda heyecanla devam etti. " Bakma öyle yüzbaşı, kardeşimi tanısaydın eğer, yani kendi kardeşimi, ne demek istediğimi anlardın. Tam bir sinsirella. Ama benim Aybüke'm öyle mi? Off, yine özlem bastı beni. Gidip arayayım şu deliyi de azıcık modum yükselsin. Belki iki fırçalarım onu da keyfim yerine gelir. " Tepsiyle birlikte heyecanla yanımdan uzaklaşırken öylece baktım arkasından. Aybüke, ha? Kartal binbaşının başıma sardığı bela doktor sensin demek. Gel bakalım doktor. Geldiğine ne kadar memnun olursun bilmem, ama beni tanıdığına çok pişman olacağın kesin.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE