23.Bölüm

4568 Kelimeler
Kapı çaldığında Rüzgar hızla merdivenlerden inip yanıma geldi. Belime sarıldı. Sema kapıyı açtı. Kaan elinde bir buket papatya ve pasta kutusuyla içeri girdi. Çiçekleri ve kutuyu Sema'ya uzatırken. "Sana krokanlı pasta aldım. En sevdiğinden." Gülümsedim. "Çok kibarsın." Rüzgar elini uzatarak "Hoş geldin." "Hoş bulduk." Sonra ani beklenmedik tavırla bana sarıldı. "Yeniden merhaba." Bir iki adım geriye çekilip. "Hoş geldin geçelim mi yemeğe?" Başını onaylar şekilde sallayınca masaya geçtik. Sema servise başladı. Rüzgar ve ben yan yana olan sandalyelerdeydik karşımızda ise Kaan oturuyordu. Ne saçma bir ortamdı. Cidden şuan ortamın saçmalığı ile aydınlanma yaşadım bu mantıksızdı. Yemeğe hiç davet etmemem lazımdı. Rüzgar’ın öfkeli nefes aşılı bile şu ortamda bu üçlünün tehlike saçtığının belirtisiydi.Herkes asessizce tabağındaki çorbadan kaşıklarken Kaan "Ee büyük aşk nasıl başladı bakalım?" Ellerimi avucunun içine aldı Rüzgar. Şaşırdım tepki veremedim yutkundum "Çocukluk aşkı bizimkisi." "Nasıl yani?" "Çocukken arkadaştık hiç kopmadık birbirimizden." Gözlerini bana sabitledi Kaan bir süre baktı sonra burnunun üstünü kaşıdı ve gözlerine Rüzgar'a dikti tekrar. "Öyle mi bizim birliktelik dönemimizde adın hiç geçmedi." "İkimizde farklı tenlerde oyalanıyormuşuz meğer sonra kader o ya konserde denk geldik Beste ile çocukluk anıları sohbet muhabbet derken aramızdaki çekim ile her şey birden bire gelişti." O bunları anlatırken yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Aferin ne kadar inandırıcı ve gerçekçisin. "Ne yani birden bire mi aşık oldunuz?" "Çocukluğundan beri güneş gibi parlardı o. Bir prenses edası ile asaletinden ödün vermezdi yıllar sonra karşılaştığımızda kalbini kazanmak kolay olmadı tabi ama uğraşılmaya değecek en güzel şeydi o." Ne güzel konuşuyordu bu adam. Gerçekten en başından bu dediği gibi olsaydı ona aşık olmam kaçınılmaz olurdu. Tabi bir hafıza kaybı yaşayıp playboy olduğunu unuttuğumu varsayarsak. Ama bu yönü işte onun bu yönüne kim aşık olmak istemez ki. Kulağımda bir kuş cıvıltısı vardı sanki "Bu kadar çabuk evlilik kararını nasıl aldın Beste. Sen evlilikten korkardın?" Rüzgar'ın gözlerine baktım. "Eğer karşındaki adam doğru kişiyse ve sana bunu sonuna kadar hissettiriyorsa bir adım sonrasının uçurum bile olduğunu bilsen gidiyorsun. Asla olmayacak bir şey oldu ve beni evliliğe inandırdı. Hiçbir şey için beni bırakıp gitmeyeceğine emin olduğum an evlenmeye karar verdim" Kaan'ın yüzü düştü. Laf sokmuştum o beni kariyer uğruna bırakıp gitmişti kocam gitmemişti oh olsun. Kırılmıştı belki de ama canımızı yakmak istercesine "Birbiriniz hakkında ne biliyorsunuz mesela. Beste çok sinirlendiğinde ne yapar?" Rüzgar gözlerimin içine baktı. Afallamıştı beklemiyordu bende salağım keşke çalışsaydık biraz. Kaan gülümsedi. "Ben söyleyeyim eğer bir şeye çok kızmışsa kendini sessiz bir yere kapatır ve kendi kendine kavga eder." "Henüz onu çok sinirlendirecek kadar öfkelendirmediğim için bu detayı atlamışım." Ya evlendiğimiz günden beri senin en çok yaptığın şeydi beni sinirlendirmek. Kaan külahıma anlat der gibi. "Ne yapmaktan hoşlanır en çok?" "Sezen Aksu dinlemekten ve film izlemekten." Gözlerim kocaman oldu peki ama bunu nereden biliyor. Gerçi Sezen'i sevdiğimi sağır sultan bile biliyor artık. Kaan'da Rüzgar'ın cevabı bilmesinin şokuyla suratı düşerken. "En sevdiği renk ne mesela? Yemekten bıkmayacağı yemek? Defalarca izlediği film?" Rüzgar sırıttı. "Sahiden karımı tanımadığımı mı düşünüyorsun. Özellikle manyağı olduğu bir renk yok kendisinin ama mor ve hardalı kullanmayı seviyor. Makarna ve köfteyi çok sever. Annesinin yaptığı karnıyarığı Hasanlara köfteyi de. Tam bir kült film aşığı. Onu bu antika film merakı koleksiyonculuk seviyesinde. Casablanca'yı kaç defa izledi sayamadım bile." Oha ben şok ben vefat ama bu adam bunları nereden biliyor. Allah'ım kalp krizi geçireceğim şimdi. Ben mor ve hardalı severdim makarna ve köfte favorimdir ama evet doğru annemin yaptığı karnıyarık çok başkadır hele Casablanca benim efsane filmim. sanırım yirmiden fazla izlemişimdir hala aynı duygu ile. Eski ama efsane bir filmdi Casablanca. Replikleri nasıl oynadıkları her şeyi ile aklımda ve doğru gittiğim ülkelerde o ülkede çekilmiş o filme ait şeyleri toplarım filmin orijinal parçaları ve fazlası bunlar benim en büyük ilgi alanlarımdan birisi "İyi tanıyorsun bravo." Kaan diyecek bir şey bulamamıştı. Sema ana yemekleri koyarken. Kaan. "Sofinin Dünyası kitabını beş kez okuduğunu da biliyorsundur. Lise de takmış o kitaba boşluğa düştükçe okuyordu. Peki totemini biliyor musun?" "İstediği şeylerin tam tersini düşündüğünde o şeyin olacağını düşünüyor." Rüzgar bir sapık mı? Benimle alakalı bunca şeyi nerede öğrendi? Yani bazı detaylar röportajlarım sayesinde desem de çok ince detaylar vardı. Yüzüne baktım kendinden emin gözlerini kaçırmadan konuşuyor Kaan ile. Ben şokumu belli etmemeye çalışarak Rüzgar'ın yüzüne öpücük kondurdum. "Kaan bizi sınava tutman çok komik Rüzgar zaten sana bir şey ispatlamak zorunda değil. Neden bu kadar şüphecisin ki zaten birbirimizi sevmesek neden evlenelim? Seni çağırmam çok yersizdi sana ispat etmek zorunda değilim ki. "Gözlerinde ilk karşılaştığımızda bana olan bakışını gördüm hala özlem vardı sonra bugün orada Rüzgar'a bakışlarını gördüm aynı değildi aşk yoktu ama şimdi daha farklısınız kafam karıştı gerçekten." "Seni ilk gördüğümde şaşırmam çok normal. Uzun bir süre birlikte olduk biz ve sen birden yurtdışına gittin sonrasında mecburen ayrılmak zorunda kaldık bana dönmeyeceğim demiştin bende seni unuttum. Sonra birden bire yeniden karşılaştık yani çok normaldi seninle alakalı anılar hücum etti beynime. Rüzgar'la çok mutluyum bunu gözlerimden nasıl anlamadın bilmiyorum ama ona bakınca bile mutlu oluyorum." Dedim Rüzgar'ın gözlerine baktım. Bu doğruydu. Onun o yeşil gözleri bana gerçekten huzur veriyordu. Devam ettim. "Sanki sonsuzluğum, mutluluğum onun gözlerinde saklı seni sevmiştim ama delicesine bir aşk değildi sana karşı olan ama Rüzgar'a karşı hislerim istesem de engel olamıyorum. Onu sevmek düşüncesi ona aşık olma düşüncesi kalp ritmimin hızını değiştiriyor. Ben aynı adamda hem sevgiyi hem aşkı buldum." Kaan'ın gözleri doldu. Biran içim parçalandı evet doğru ona karşı yarım kalan şeyler vardı ama onlar hiçbir zaman tamamlanamazdı artık. Bazı şeylerin yarım kalması gerekir sen istesen de istemesen de yarım kalır. Tamamlanamaz işte bu da öyleydi bizim Kaan ile hikayemiz yarım kalmış haliyle güzeldi. Bırakalım da yarım kalsındı... O geçmişte sevdiğim ve iyi vakit geçirdiğim bir anı olarak kalacaktı. Gözünden bir damla yaş aktı o bende ağlamamak için zor tuttum kendimi. "Peki sen bu kadar mutluysan." Ayağa kalktı. O kalkınca bizde kalktık. Yanıma geldi elimden tutunca Rüzgar bir adım öne atıldı "Müsaade eder misin?" dedi Kaan Rüzgar öfkeli bir tavırla. "Karıma dokunamazsın. O benim." Karım. Benim. Aitlik cümleleri onundum öyle mi karısıydım onun nasılda güzel rol yapıyordu. Sahiplenmesi nasılda sahiciydi. İçim buruldu bugün burada belki de üç kalpte param parça oldu hiç farkında olmadan. Kaan'ın boğuk sesi çıktı o anda. "Vedalaşacağım. Bu kadarını çok görme." "Çek o elini." Kaan'ın kırılmış kalbi. Dolmuş gözleri. Bunu hak ediyordu çünkü zamanında bizim ayrılığımız bile telefonla olmuştu. Seslerimiz buluşmuştu. Veda eden cümlelerdi. Birbirine bakan gözler, son kez sarılan kollar yoktu. Kuru bir hoşcakal kendine iyi baktan ibaretti bu kadardı. Son kez sarılıp vedalaşamamıştık. Rüzgar'a döndüm. Bunu yapabilirdim ona doğru dürüst veda edebilirdim bunu hak ediyorduk değil mi? "Tamam sorun değil." Dedim Suratını öfke bürüdü. Kızmıştı ateş saçmıştı gözleri hatta. "Nasıl?" "Sorun yok." Kaan'a döndüm. Bana yanaştı yanağıma öpücük kondurdu. Gözünden bir damla yaş daha aktı. Hayır ağlamak yok sakın Beste. Kollarını bana sardı. Kokusu aynıydı işte aşina olduğum kokusuydu ama neden bu kadar uzak geliyordu şimdi bana. Ağzından cümleler dökülüverdi. "Hoşçakal portakal çiçeği; kokun hala aynı ama anlaşılan sen değişmişsin kalbinde başka bir adam var artık keşke seni öylece bırakıp gitmeseydim. Mutlu ol." "Sende He Man." Bunu söyleyince gülümsedi. Ben ona hep He Man derdim. Kaan'la tanışmamız ben kuklalıkla müzik dinleyerek bir ajansa giriyordum çekim için o sıra Nil Karaibrahimgil'in He Man şarkısı çalıyordu ve biz çarpıştık. Bum! Tam filmlerdeki gibi oldu ve bende ona He Man dedim. Birbirimizden ayrıldık Rüzgar'la el sıkışıp evden gitti. Onun gitmesinin ardından gözümden bir damla yaş aktı. Rüzgar bana baktı ve öfkeyle yukarı çıktı. Arkasından gittim. Giysi odasına girmiş üzerini değiştiyordu iki dakika sonra çıktı. "Rüzgar." Cevap vermedi. Elini tuttum. "Bu geceki her şey için teşekkür ederim hakkımda onca şeyi nereden öğrendin. Ben çok şaşırdım senin tüm bunları biliyor olmana." Hala öfkeyle bakıyordu. Yüzüne dokundum. Parmak uçlarımda yükselerek yanağına öpücük konduracaktım kollarımdan tuttu. "Birkaçı seni gözlemlerim sonucunda öğrendiğim şeyler diğer detaylar sen aşağı indiğinde Şeyma'dan öğrendim. Tabi He Man krokanlı pasta sevdiğini, Laleleri sevdiğini, zencefile alerjin olduğunu biliyordur ama ben tüm bunları başkasından öğreniyorum kusura bakma çünkü senin He Man'ın değilim. Seni tanımam için hiç fırsat vermedin bana." "Ne alakası var sen bugün resmen bizi kurtardın yardımcı oldun bana gerçekten minnettarım." "Benden uzak dur ve He Man için göz yaşını dökmeye devam et. Yalanlarına ortak oldukça sana olan öfkem büyüyor." Beni öylece bırakıp odadan çıktı. Ne oluyor şimdi buna anlamıyorum. Üzerimi değiştirip yatağa girdim ama o gelmedi. Beni cezalandırıyor aklınca ben kötü bir şey yapmadım. Kaan'a ümit vermedim her şeyin suçlusu oyken bile ben oluyorum! Gözlerimi kapadım ve tüm bu karmaşık hayatımın nereye sürükleneceğini düşünürken uykuya daldım. Odanın kapısının vurulması ile açıldı gözlerim. Odanın içine giren güneş çoktan sabah olduğunun habercisiydi. Giysi odasındaki Rüzgar'ın dünden kalan siniri hala geçmemiş gibiydi. Çarpılarak örtülen kapının başka açıklaması olamazdı. Uyuyana saygı ama höh yani. Terbiyesiz herif. Yataktan çıktım ve hızlı adımlarla yanına gittim giysi odasına girdiğimde altında sadece boxerı vardı. Biran utandım ve gözlerimi kapadım. "Pardon. Günaydın." "Sanada." Sanada? Sanada nedir kaba adam. Tamam kızgınsın ama günaydın demek bu kadar mı zor. Anneni babanı mı öldürdüm. Sana borç takıp üç çocukla ortada mı bıraktım bu tavır ne. Benden nefret edende sen değil miydin ne diye olay çıktı. Kaşlarımı çattım öfkemi belli etmek ister gibi. "Ben sana bir şey yapmadım bana böyle davranma." "Nasıl?" "Bu şekilde işte Rüzgar. Ben seni aldatmadım yalan söylemedim." "Bir şeyleri gizlemekte yalandır sana zaten o çiçekleri kim yolladı dediğimde de yalan söyledin." Üzerine doğru yürüdüm. Kızmak istiyordum ama çıplak bedeni dikkatimi dağıtıyordu. Gözlerimi kaslarından yüzüne çevirdim. "Bir şeyleri gizlemek yalan değildir. Sana söylemediğim için yalan sayılmazdı. Karşılaştığımızdan bahsetmediğim için yalancı olmuyorum çiçek meselesine gelince yine yalan söylemedim. Sonuç olarak Kaan yurtdışından geldi ve çiçeğin üstünde geç gelen tebrik yazıyordu sen sorduğun zamansa yurtdışından arkadaşım yollamış dedim." Kurduğum cümleler beynini yakmışa benziyordu ki ilk başta aptal aptal baktı daha sonra. "Çıkar mısın giyineceğim." "Çıkamam. Benimle konuşacaksın bana yalancı muamelesi yapamazsın." "O adam evliliğimizi gerçek sanıyor peki sen ne yapıyorsun gidip onun sana dokunmasına izin veriyorsun üzerine birde sorun değil diyerek adama benim yanımda He-Man diyorsun kusura bakma ama bende olsam bu evliliğe inanmazdım." Artık iyice saçmalıyordu sanki adamla önünde seviştim. Hayret bir şey! "Ona dün seni ne kadar sevdiğimi anlattım. Buna inandı." "İyi inandıysa şimdi çık." Giysi odasından çıktım. Beni istemeyeni ben hiç istemem. Odadan çıkıp kapısını sertçe kapadım. Holde hızlı adımlarla yürürken Sema geldi. "Kahvenizi hazırlayım mı kahvaltıya inecek misiniz?" "Hayır ben yemeyeceğim Rüzgar Bey açtır o yesin." Sema anlamamış yüz ifadesi ile bana bakıyordu. Rüzgar'a yaptığım tribi ona belli edince şaşırdı kız tabi. Bir şey demeden balkona çıktım. Güneş tepede durup vücuduma değdikçe içimi ısıtıyordu. Olayları bu kadar büyütmesini anlamıyorum. Sadece küçük bir sarılma yaşadım Kaan'la o kadar kendisi Leyla ile kırıştırırken iyiydi tabi bütün suç her zaman Beste'ye kalır. Derin bir nefes aldım. Onunla küs olmak neden beni böyle üzüyor. Kendimi kimsesiz gibi hissediyorum. Boynuna atılmak istiyorum. Sım sıkı sarılıp kokusunu içime çekmek boyun girintisine bir öpücük kondurmak istiyorum. Kahverengi ve pembenin harmanlandığı dudaklarına öpücük kondurmak istiyorum. Ben ben bu adama... Hayır Beste bu sadece bir beğeni. Evet o yakışıklı; uzun boyu, kasları, kemiksi suratı, yeşil gözleri ve gülüşüyle son derece mükemmel gözüktüğü için sadece çekimine girdin ama çıkmalısın. Ona aşık olmak senin felaketini getirir yoksa. Sadece beğeni bu. Sadece beğeni. Asla unutma ve devamlı bunu tekrarla. "Akşama hazırlan." Duyduğum ses ile biranda irkildim. Arkamı döndüm. Takım elbisesi ile mükemmel gözüküyordu.Beyaz gömleğinin üstüne giydiği açık kahve tonundaki ceketi. Biçimlendirdiği saçları. Ben aptal aptal onu incelerken. "Anladın mı beni?" Söylediğini idrak etmeye çalıştım. Akşam ne için hazır olacaktım? "Neden?" "Ne neden Beste?" "Akşam ne var?" Gözlerini devirdi. Oyarım o gözleri ben. "Tekstil bölümünün lansmanı olacak bir iki hafta içinde defile olacak." "Bunu şimdi mi söylüyorsun!" Umursamaz bir tavır ile. "Akşama daha çok var senin için hazırlanmak zor değil makyaj bile yapmıyorsun zaten." Gözlerimi kısıp öfkeyle ona baktım. Sen görürsün gerizekalı o akşama öyle güzel hazırlanacağım ki. Arkasını dönüp gitti. Bende odaya girdim elime telefonu aldım ve Şeyma'yı aradım. "Bebeğim." "Şeyma kuaförü ara buraya geliyor. Akşama lansman var hazırlanmamız gerek saç ve makyaj için sende kıyafetini getir birlikte gideriz." "Tamam detayları gelince öğreneceğim." "Tamam." Telefonu kapayıp giysi odasına girdim daha önce hiç giymediğim bir elbise olmalıydı. Aklıma aylar önce Aysel'den aldığım tasarım elbise geldi. Lila renginde derin yırtmaçlı fır fır kol detaylı elbise geldi hemen onu çıkardım. Altına yine tasarım kemik rengi stilettomu aldım. Bakımsızmış ben sana bunları yutturacağım gerizekalı. Giysi odasından çıktığım an odanın kapısı açıldı. Şeyma yanında üç dört kişi ile girdi içeriye. "Biz geldik." "Hoş geldiniz. Hemen başlayalım cilt bakımı, saç, makyaj, oje her şey eksiksiz olsun." Getirdikleri malzemeleri çıkardılar. Yerleştirmeye başladılar Şeyma yanıma geldi. "Ne oldu sana?" "Ben bakımsızmışım zaten geceye çok çabuk hazırlanırmışım. Görecek gününü o gecenin parlayanı olacağım." Şeyma gülümsedi. "Neden onu bu kadar önemsedin ki sen?" Kaşlarımı çattım. "Çünkü ben bakımsız değilim." Değildim işte bakımsız olmak makyaj yapmamak mıydı yani neden söylüyor bunu. Saçlarım temiz, cildim temiz, bedenim ve kıyafetlerimde öyle temiz kokuyorum bunlar bakımdır işte ben bakımlıydım oda görecekti bakımlı kadın nasıl olurdu. "Saçım abartı olmasın sade ama şık istiyorum sadece dalga yapabilirsiniz." "Tamam efendim." Şeyma'da istediği şeyi tarif etti. Cilt bakımları yapıldı ilk önce maskeler yağlar. Yaklaşık bir saat sonra saça geçildi. Saçlar yapılırken bir yandan İnstagramda geziyorum öyle. Sonra Rüzgar'la olan resmimize baktım çok yakışıyoruz aslında. Yan yana uyumumuz da güzel. Neyse ondan intikam alacağım ben gardını düşürmek yok Beste! Telefonu bıraktım makyaja geçilmişti çünkü. Zaten sürekli davetlerde çalıştığım kuaför olduğu için öyle abartı boya kutusu makyajlarını sevmediğimi bilirlerdi o yüzden son derece sade yapacaklarına emindim. Makyajım bitince tırnaklara geçildi. Tırnaklarımı törpülerken bir yandan ojelere bakıyorlardı en sonunda french yapmakta karar kıldılar bir saatin ardından tamamen her şey bitti. Odaya geçip Şeyma ile üzerimizi değiştirdik o kırmızı uzun ama yırtmacı ola tek kollu bir elbise giymiş saçlarını ise toplattırmış. Aynadan kendime baktım gayette fıstık gibiydim. Şeyma çalan telefonuna cevap vermek için odadan çıkarken ben kendime bakıyordum şimdi de bana çirkin ördek desin bakalım narsist salak. Şeyma yanıma geldi "Ben çıkıyorum." "Nereye birlikte gitseydik." "Buğra'yla buluşup öyle geleceğim. Sırıttım. "Kızım sevgili mi oldunuz siz benden mi gizliyorsun." "Hayır daha değil henüz o yönde adım atmadı görüşüyoruz işte." "Öpüştünüz mü?" Gözlerini kocaman açıp koluma yalandan bir cimcik attı. "Saçmalama sevgili değiliz dedim ya." Gülümsedim. "İyi öyle olsun." Bana sarıldıktan sonra evden çıktı. Bende hazırlığın son aşamaları için kulağıma kibar pırlanta bir küpe ve sade bir kolye taktım. Parfüm sıktım en son aynada kendime baktığımda mükemmel gözüküyordum. Portföy çantamıda aldım ve aşağı indim. Sema beni görünce. "Çok güzel olmuşsunuz." Gülümsedim "Teşekkür ederim canım." "Yemeğe yoksunuz galiba." Kafa salladım "Çıkıyorum şimdi." "İyi eğlenceler." "Teşekkürler." Evden çıkıp arabama bindim. Şirkete gidecektim saat 5'e geliyordu zaten davet 8'deydi Rüzgar büyük ihtimal şirkette hazırlanır öyle geçerdik. Beni görünce ne yapacak bakalım. Görür o. Şirketin önüne gelince arabayı park edip asansöre binerek Rüzgar'ın odasının olduğu kata çıktım. Leyla uyuzu her zamanki yerinde beni görünce baştan aşağı süzdü sonra. "Rüzgar Bey'in misafiri var." Onu dinlemeden içeriye girdim. Ve... Ve! Bu adamı devamlı basıyorum. Demet denilen kadınla resmen burun burunalar beni görünce. "Ah tamam düzelttim." Orospu! Gezegendeki bütün kaşarlar bu şirkette toplanmış. Demet bana gülümseyip odadan çıktı. Rüzgar şaşkın şaşkın bana bakıyordu. "Çok güzel olmuşsun." "O kadınla ne yapıyordun?" "Ne?" "Gayet açık soru neden öyle yakındınız?" "Papyonumu düzeltti." "Ağız ağza girecekmişsiniz neredeyse öyle mi düzeltilir. Bana doğru geldi. Sırıttı parmağını kolumda gezdirdi. "Gereksiz kıskançlıklar yapma. Yemin ederim papyonumu düzeltti." Siyah bir smokin giymişm. Bir boka da benzememiş kurbağa prens. Geri çekildim gereksiz kıskançlıklar öyle mi daha sen değil miydin dün bana hayatı zehir eden Kaan'a sarıldım diye olay yaratan. "Etrafımızdaki kadınlarla samimi olma dedim kaç kez." "Uzatma hadi gidelim" Geri çekildim. Şuan ağlamak istiyorum gerçekten de hayvansın Rüzgar Soykan. Elimi tutacaktı kendimi geri çektim. Sert bakışları ile bana baktı ama umurumda olmadı. Odadan çıktık koridorda babam ve Ekrem Baba ile karşılaştık bunu fırsat bilerek elimi tuttu çekeceğimi bildiği için sım sıkı tutmuştu. "Kızım." "Babacım." Bana doğru geldi. Rüzgar'dan ayrılmak istedim ama elimi bırakmıyor babama doğru yanaştım. Yanağıma bir öpücük kondurdu. "Sen ne güzel olmuşsun." "Teşekkür ederim." "Anneni almaya gidiyorum bende." "Benim centilmen yakışıklım görüşürüz orada." Hep birlikte asansöre bindik en son asansörden inince bıraktı elimi öküz. Arabama doğru gidiyordum kolumdan tuttu. "Birlikte gidiyoruz şirketin lansmanına ayrı ayrı mı katılacağız tüm magazin oradayken." Cevap vermeden arabaya bindim. Hiç konuşmuyoruz. Çok kızgınım resmen o Demet kaşarı ile öpüşecekti neymiş kravat bağlıyormuş boğarım onu o kravatla sallandırırım vallahi beni neden delirtiyor kaltak. Rüzgar'dan da nefret ediyorum. Ben konuşmayınca oda yol boyunca konuşmadı. Davetin olduğu yere gelince arabadan inip kapıyı çarptırarak arabadan indim bir iki adım attım ve kolumdan tutup kendine çekti. "Biraz kendine gel içeride böyle suratsız olamazsın." Dedi ve elimi tuttu. Bir şey söylemedim içeri doğru geçerken magazinciler bize doğru geldi. Resim çekmek istediler onları görünce zoraki gülümsedim birkaç soru sordular ama duymazlıktan geldim zaten hiç havamda değildim Rüzgar'da "Bugün iş için buradayız arkadaşlar özel hayat konuşmayalım. Teşekkürler." Dedi ve içeri geçtik. Samimiyetsiz pislik. İçerisi davetli dolu hepsine selam verme sohbet etme durumları ile yüz yüze kaldık dolayısıyla. Kimileri ne kadar şık olduğumdan bahsediyor ki en çok konuşmaktan keyif aldığım insanlar onlar oldu. Beni övün, beni sevin evet evet Beste Altınsoy bir dünya markasıdır. Bana da brova yani narsist kocanın narsist karısı oldum helal olsun. Bir ara nasıl olduysa Rüzgar ile ayrı yerlere denk geldik adamı beş dakika boş bırakmaya gelmiyor resmen beklemede olan avcılar iniyor. Başkaları ile sohbet ediyorum ama bir yandan da gözüm Rüzgar'da. Uzaktan geldiğini gördüğüm insanlara gülümsüyorum falan o sıra içeriye giren yüzle yudumladığım şarabım boğazıma kaçtı öksürmeye başladım. Kaan'ı kim çağırdı buraya beni gördü uzaktan el salladı sadece gülümsedim. Bana doğru geliyor hayır sakın gelme istemiyorum. O sıra "Yengoşşş." Hemen sesin geldiği tarafa yöneldim. Payetli mini bir tulum ve stiletto giyen Ece saçlarını at kuyruğu yapmış çok güzel gözüküyordu. Boynuma atladı hemen. "Çok özledim seni." "Bende seni canım çok şıksın." "Senin kadar değil." Gülümsedim. "Lütfen bir fotoğraf çekinelim hava atmam lazım hayır yengem bir star ama ben faydalanamıyorum bu bir haksızlık." Bu kız ciddi anlamda deli. Kahkaha attım. Çıkardığı telefonuna poz verdik. İçine sinen olunca yanağıma öpücük kondurdu. "Tamamdır. Sağol yengoşların en balı." Yanaklarını sıktım bu kız minik bir kız çocuğu gibiydi ve ben onu çok seviyordum. Yanımdan uzaklaşıp başka yere gitti o sıra omzumda bir el hissettim döndüm. "Kaan." "Selam çok şıksın." Gülümsedim. Oda siyah smokini ile çok şıktı Rüzgar'dan daha iyiydi evet gayette öyleydi Rüzgar çirkindi kurbağa prens ne olacak. Oda siyah smokini ile çok şıktı Rüzgar'dan daha iyiydi evet gayette öyleydi Rüzgar çirkindi kurbağa prens ne olacak "Merak etme huzursuz etmek için gelmedim selam vermek istedim sadece." "Anladım tamam problem değil." Garsonun getirdiği şarabı aldı. Kadehime vurdu. "O zaman bu gece senin güzelliğine içelim." Kendimi kötü hissediyordum insan kaynıyor burası ve herkes bize bakıyor gibiydi. Dans müziği çaldı biranda Kaan elimden tuttu ve dans etmek için piste götürüyordu ki belimden biri kavradı ve kendine çekti. Kaan şaşkınlıkla bakarken Rüzgar ile burun buruna gelmiştik. "Sevgilim dans edelim mi?" Cevabımı beklemeden aldı ve piste götürdü. Kollarını belime dolamıştı benim elim onun boynundayken yaptığı şeye sinir olmuştum kendisi istediği kızlarla dip dibe ama bana gelince hemen kıskansın. Evet kıskanıyordu beni değil mi aşık mıydı yoksa bana aşık olsa böyle kırar mıydı hiç kendini kandırma Beste. "Neden müdahale ettin?" "Etmese miydim sonuç olarak dün birbirine aşık çifti oynadık devam etsin." Gözlerimi devirdim. Aptal hep kendini düşün zaten. Bana iyice yanaştı kalabalıktaydık ve bir şey diyemeyeceğimi biliyordu. "Gerçekten beni bugün büyüledin çirkin ördek." "O neden?" "Makyajlı halini en son düğünde gördüm." Dedi ve kahkaha attı. Haha çok komikti gerçekten. Dünde makyaj yapmıştım ama kıskançlıktan kudurduğu için hatırlamıyor tabi. "Sıkıldım yeter dans etmeyelim." Belimi daha sıkı tuttu ben öyle deyince. "Hayır edeceğiz." Bir süre daha dans ettik o sıra ona olan hırsımı almak için yanlışlıkla olmuş gibi ayağına bastım. "Ah." Kıkırdadım. "Aa kocacım ne oldu?" "Seninle hesaplaşacağız küçük şeytan." Omuz silktim. Dans müziği bitti tam birbirimizden ayrılacaktık bana yanaştı ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Ne yapacağımı bilemez tavırda donup kalmışken dudak dudağayken dudakları kıvrıldı güldüğü o kadar belliydi ki kendini geri çekti sonra herkes alkışladı neyi alkışlıyorsa bunlarda. Hain pislik bilerek yaptı. Hemen masama doğru geçtim. Annem yanıma geldi. "Kızım." "Sultanım ne güzel olmuşsun." Gülümsedi. Yüzüme öpücük kondurdu. "Sende çok güzelsin meleğim benim." Kollarımı sardım ona. "İyi misin sinirlendin değil mi seni öpmesine?" Derin bir nefes aldım. Kızmıştım gerçekten bunu yapmasından nefret ediyordum. Bu kadar insana neyi kanıtlıyordu beni ne duruma düşürüyordu bu adam. "Boşver." "Sana bir şey yapmıyor değil mi istemediğin başka şeyler?" Gözlerim kocaman oldu. Bazen gıcık ediyor, dokunmak istiyor ımm ya da tahrik etmeye çalışıyor ama yoo kaba davranmadı bana hiç. Zorlama hiçbir şey olmadı. Üstüme gelip korkutmaları sayılmaz değil mi? Bana kur yapmaları da yok sayılmaz gerçek anlamda istemediğim bir şeyi yapmadı az öncenin dışında gerçi onda da inat olsun diye öpmesine kızdım bütün olarak beni öpmesi güzeldi. değildi aptal mısın sen nesi güzeldi sen gelmesen o dudaklar Demet'i de öperdi. salak Beste. "Anne! Hayır tabiki hayır." "Kızım ben annenim merak ediyorum tabi. Senin iyiliğin çok önemli benim için." Sım sıkı sarıldım. "Minnoşum benim ya gel aşırı güzeliz resim çekinelim babişkom nerde benim." O sıra babam. "Buradayım uzaktan aşkınızı gördüm kıskandım geldim." Babamın yanağına sulu bir öpücük kondurduk. "Kalbimin sahibi ilk aşkım sensiz olmaz zaten." Telefonumu çıkardım. Bizimkilerle sarmaş dolaş resim çekindik. Hemen instagrama "Çekirdek Ailem." Yazıp attım. Her şey babam içindi onu öyle çok seviyordum ki o olmasa Rüzgar'a bir saniye katlanmazdım. Rüzga'ı aradı gözlerim bu esnada Demet denilen kadın yine dibine kadar girmiş. Şıllık! Ya evli barklı adam az önce beni öptü karısı olarak iki üç masa ilerindeyim bu samimiyet nedir. İlla o şarap içtiği bardağı yüzünde parçalayayım istiyor. Rüzgar bir ara Demet'in yüzüne dokundu Demet'de elini tuttu oha cidden oha yarın magazin gündemine laps düşeriz biz ihanet başlığı ile. Hızlı adımlarla yanına gittim "Rüzgar." Kafasını çevirdi efendim dercesine mimik yaptı. "Bir bakar mısın?" "Şuan müsait değilim canım." Senin canın çıksın inşallah Rüzgar o Demet şuan alttan alta bana gülümsüyor. Sen beni nasıl geri çevirirsin. Sinirlendim burnumun ucu sızladı resmen ağlamamak için hızlı adımlarla dışarı çıktım bahçede derin derin nefesler alıyordum. Gözümden akıp gitmek isteyen yaşlar vardı ama tutuyordum ağlamaktan nefret ediyorum işte. Aciz gibi gözükmekten... Güçlü olacağım güçlü ol Beste. Bir köşeye çöktüm. Ne kadar kendimi sıksam da gözümden akan bir iki damlaya engel olamadım. Onlar akınca daha çok ağlamak istedim ama geceyi mahvedemezdim. Yanıma biri oturdu. Bir sen eksiktin Kaan. "İyi değilsin. Ağlamak istiyorsun ama bu kalabalıkta ağlayarak zayıf gözükmek istemiyorsun." Bir şey demedim ne denir ki çok doğruydu beni tanıyordu kolay kolay ağlamayacağımı bilirdi zaten. Elimi tuttu. "Kimse için üzülmeye değmez hatırlıyorsun değil mi bunu sen söylerdin." Kafa salladım. Değmezdi bunu ben söyledim ama bu Rüzgar'ı gördüğüm günden beri bütün dengem bozuldu ezberim şaştı. Kendimi ben tanıyamıyorum.Gözlerimin içine baktı. "Bir keresinde benim yanımda ağlamıştın kendini yine böyle sıkmıştın ve birden patlamıştın hıçkırıklar içinde saatlerce ağladın omzumda." O anda istemsizce gözümden bir damla yaş aktı. Akan yaşı başparmağı ile sildi. Yüzüme dokundu. "Ben sen ne zaman ağlamak istersen He-Man olarak yanında olacağım ama bugün olmasın çünkü gerçekten o kadar güzelsin ki ağlayarak makyajını bozma." Gülümsedim. "İşte böyle o gamzeler gülmek için varlar ağlamak değil." Haklıydı Rüzgar için üzülmeyecektim. "O seni hak etmiyor inan bana sen o kadar özel bir kızsın ki. Saf temiz... Bekaretini yıllarca evleneceğin adam için sakladın ama o senin bu tüm güzelliklerine rağmen başka kadınların dibinde. Sen bir ilişki de tüm saflığın sevgin ile var olmak istedin. Gözünün önündeki şaheseri görmüyor galiba." Bir şey söyleyecektim ta ki konuşmamızı. "Beste." Diye bölünmesiyle. Kafamı kaldırdım. Rüzgar başımızda dikiliyor. Ayağa kalktık. Rüzgar öfkeyle Kaan'a baktı. "Karımdan uzak dur. Bunu anlamadın galiba." "Ben anlıyorum ama sen her defasında onu ikinci plana atıyorsun. Karından kendinde uzaksın." "Siktir git Kaan." Kaan ve Rüzgar birbirine girecekti hemen araya girdim. "Hey hey durun. Kaan tamam teşekkür ederim ama gitsen iyi olacak lütfen." "Tamam senin için gidiyorum." "Lan şerefsiz defol hala senin için diyor." Kaan bir şey demeden gitti kolumdan tuttu Rüzgar. "Neden devamlı dibinde olmasına izin veriyorsun?" "Ben bahçeye çıktım oda yanıma geldi" "Fırsat verirsen gelir tabi. Dans olayında da gelmesem çıkıyordunuz delirdin mi sen? Her fırsatta teselliyi onun kollarında arama." Kaşlarımı çattım az önce Demet'iin yanından beni kış kışlayan adama bakın siz. "Ne oldu işin vardı senin Demet ile." "Şimdi yok, sen utanmıyor musun başka adamla bekaretin hakkında konuşuyorsun?" "Konuşmadım o söyledi yanlış bir şey yapmadım. Utanılacak şeyler yapan sensin." "Şerefsiz ne sanıyordu bekaretinin ona kalacağını mı? Onunla mı olmanı isterdi?" "Ne biçim konuşuyorsun sen kapa çeneni tamam. Bu bekaret kelimesi bir daha gündeme gelmesin ne bu ya benim namus bekçim siz misiniz? Zampara iki herif!” "Neden yoksa aklında hala o mu var? Üzgün müsün onunla yaşayamadıklarına?” Delirmiş bu adam hiç çekemezdim tavırlarını. Bekaret konusunun sürekli ağızların sa olması can sıkıcı. Ben geleneksel kadın dediğin namısını korumalı deyip de bunu sadece bekarete yoran cahil birisi değilim ki. Tercihim ve isteğim bunu evlendiğim kişiyle deneyimlemekti. Buna saygı duyan kişiler oldu hayatımda bu kadar basit ve olaysız. Olayo romantizme ya da dramatize etmeye lüzum yok. Kimseye bir şey saklamadım bu zırtapoz herifler her gün birinin koynundan çıkarken sorun yok ama şunun bana bakışlarına bak cani gibi Bahçede onu tek başına bıraktım ve içeri geçtim şampanya bardağını alıp ağzıma diktim. Şeyma ve Buğra'nın masasına gittim. "Bak Buğra bir gün bu en yakın arkadaşını öldüreceğim." Kahkaha attı. "Karı koca arasına girmeyeyim." Gözlerimi devirdim aman ne karı koca canım mükemmel. Sonraki birkaç saat Rüzgar'la yan yana gelmedik. Başka başka kızlarla sohbet etti. İnadıma! Davet bitti herkes dağılıyordu bizde arabaya geçtik. Suratım beş karış tabi. Rüzgar. "Köşeye sıkışınca insanları öylece bırakıp gidemezsin." "Ben köşeye sıkışmadım saçmalığına daha fazla tahammül etmek istemedim." Sinirliydi oda gözünü yoldan ayırmadan arabayı sürerken bana laf yetiştirmeyi ihmal etmiyordu. "O Kaan şerefsizine karşı koyamıyorsun devamlı etrafında. Adam utanıp sıkılmadan kocan bekaretini hak etmiyor diyor." Haklıydı kocam başka avlar peşindeydi karısını hiç mi hiç hak etmiyordu hah bakire olmasam da hak etmiyordu zaten konun bekaret ile ne alakası vardı? Ben bu öküze bir saat dil döktüm hala neye takılıp kalmış. Bu erkekler için bu neden bu kadar önemliydi evet daha önce Kaan'la yatmışta olabilirdim bu benim tercihim olurdu yatmadım buda benim tercihim... delirtmek mi istiyor bunlar beni "Karşı koyamamak değil sinirliydim yanıma geldi konuştu." "Konuşmasın belasını sikerim onun artık" "Rüzgar yeter. Küfür edip durma." Yine sinirden delirtmişti ani yükselmeleri beni de delirtiyordu. Küfür etmesi hiç hoş değildi. "Ederim seni bir kez daha o adamla görmeyeceğim." "Sen bana karışamazsın kendin o kızlarla gece boyunca kahkahalar sohbetler bana gelince yasak." "Onlar benim eski sevgilim değil ama." "Hepsi içine düşecekti neredeyse. Utanmasalar üstüne atlarlar." "Saçma sapan konuşma ben anlamam Beste o zibidi bela olacak bize ben istemiyorum anladın mı?" "Sen bana karışamazsın kendin her şeyi yap sonra bana gelince istemiyorum de. Sen kafanda bir hayal kurdun bakiresin o hak editör bu etmiyor. Sen ne biliyorsun ben Kaan ile ne yaşadım başka bir adaml ne yaşadım. Her boku sen bilirsin bilirkişi Rüzgar. Kendin başka kadınların koynundan çıkmazsın konu ben isem ruh hastası gibi bir şeysin.Sen bunu ne hakla söylüyorsun biz gerçek evli değiliz unuttun galiba bu evlilik oyun ve sen istediğini yaparsan bende yaparım. Kafana göre bir hayat yaşayıp bana sınır çizemezsin. Ayağını denk al diline ve hareketlerine de ayrıca dikkat et. Senin o düşüp kalktığın sana hasta kızlardan biri yok karşında. Senden nefret eden ve evliliğin biteceği günü bekleyen bir kadın var.Oyun bir evlilikte sana göre hayatımı şekillendirecek halim yok." Ani frenle arabayı durdurdu. Şok ve korku içinde ona bakarken öfkeyle gözlerini üzerime dikti. "İn arabadan." "Ne." Kaşlarını çattı. "Sana in arabadan dedim." Ne saçmalıyordu bu. Arabadan in ne demekti. İnmiyorum. Delirdi herhalde yolun ortasında karanlık; beni indirecek kadar şuursuz değildir. Emniyet kemerimi çıkardı. Ciddiydi yüzü öfke doluydu. "İn.” “Delirme ıssız yer burası taksi bile gelmez deli misin?” Öfkeyle kolumu ittirdi “İn dedim sana in defoooolll. Sen başının çaresine bakarsın nasıl olsa” Bağırmasına dayanamadım. Kapıyı açıp indim ve sertçe örttüm. Arabayı çalıştırdı beni burada bırakacak mıydı gerçekten. "Senden nefret ediyorum Rüzgar Soykan. Lanet olsun. İğrenç bir pisliksin. İğrençççççç."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE