12

1792 Kelimeler
*Bu bölümü biraz rahatlamak için veriyorum. Eğlenceli ve çılgınca bir bölüm. Tam aylakgezen kalemi 🤭 Cihat, Evîn yengesinin istediği beyaz şakayıkları bulmak için Urfa'dan çıkmak zorunda kalmıştı ve saatlerdir yollardaydı. Artık yorgunluktan gözleri yanarken ilçe sınırlarına girip gaza daha da yüklendi. Karışık yollar ona dönemeçler çıkardığı için bıkkınlıklar ofladı. "Sikicem ama artık yolunu, şehrini" derken direksiyonu birden sola kırdı ve karşısına çıkan bir araba arabasına sağına bodolaslama çarptı. Sola savrulan arabayla sertçe frene bakarak durmayı başardı ve olanca öfkesiyle arabadan inip duran siyah arabaya doğru yürüyüp bağırdı. "Kör müsün siktiğimin kuş beyinlisi, sola dönüş benim." Arabanın sürücü kapısı açık başını koltuğa yaslayan adamın kapısını söker gibi daha da öfkeyle esmer adama baktı. "Ehliyetini veren kurumun götüne koyayım manyak psikopat, arabamı ne hale getirdin" derken arkasını dönüp yamulan yolcu kapısına baktı. "Orijinal kapıydı yaa" diye isyan ederek tekrar esmer adama döndü. Akşamdan kalmadığına başını zonklatırken bir de başındaki gencin sesi beynine çekiçle çivi kaçıyordu. Çatlayan şakalarını parmakları arasına sıkıştırıp bıkkınlı dolu boğuk sesiyle konuştu. "Tepemde bağırma ciyak ciyak kuş gibi." Cihat şokla ona kuş diyen adama bakıp dişlerini sıktı. "Sensin kuş beyinli asıl, sürmeyi bilmiyorsan binme lan arabaya." Sürücü koltuğunda oturan esmer adam oflayarak direksiyona yumruk atarak arabadan inmek için hareketlendi ve elleri belinde ona hesap soran gencin karşısına geçti. Cihat, boyu uzun kalıplı adamla yutkunarak geri adım attı ama inadından da vazgeçmeyecekti. Esmer adam arabanın önüne dolanıp yamulan sol kaputuna bakarak kaşlarını çatarak genç oğlana baktı. "Kuş gibi öteceğine ölmediğine dua et küçük kuş, o nasıl hızdı, cehenneme bilet mi aldın manyak" Cihat neden hız yaptığı aklına gelince koşarak arabasının yanına dönüp arka koltuktaki çiçeklere bakarak yumruklarını sıktı. Çiçekler solacaktı yetiştirmezse. Öfkeyle dişlerini sıkıp arkasına döndü arabasını kontrol eden adamın karşısına geçti. Esmer adam ise karşısında küçücük kalan boyuyla öfkeyle bakan gence gülmemek için başını diğer tarafına çevirdi. Boncuk boncuk parlayan kahve gözleri sinirli olduğunu düşündüğü bakışlarla ona bakıyordu. "Sana ne lan, istersem cehennemin dibine bilet alırım. Önce sen kırdın sola kuş beyinli, görmüyor musun yol benim benim." Esmer adam hâlâ kuş gibi öten oğlanın ağzını büyük eliyle kapatıp "Biraz daha cik cik diye ötersen beynimi sikmeyi becereceksin küçük kuş. Kapa çeneni de ne yapacağımıza karar verelim" dedi. Boncuk gözleri ağzının üstündeki ele baktığı için şaşı olunca esmer adam yeniden gülmeme için dişlerini sıktı. Cihat ise onun elini hışımla itip "Kuş beyinli kara karga sen kapat çeneni" deyip sağındaki arabayı gösterdi. "Ne halt edeceğiz mi? Pert ettiğin original kapımın aynısını taktıracaksın manyak psikopat. Annem bacaklarımı kıracak yaa" diyerek başını yukarı kaldırıp "Trafiğe beynini bırakıp çıkanları da sikeyim offff" dedi ve esmer adam artık gülmeye başladı. Cihat onun gülüşüne sinirle "Arsız adam ya, bir de gülüyor" dediğinde esmer adam elini iki yana sallayarak susup genç oğlana tepeden baktı. "Sesin o kadar küçük bir kuş gibi geliyor ki kulaklarıma, uçup ağaca konacak gibisin." Cihat pes ederek derin bir nefes verip elini alnına vurup "Beyni olmayan birine laf anlatma Cihat" dedi. Esmer adam onun elini alnından indirip genişçe gülümsedi. "Daha önce senin gibisini görmedim küçük kuş kusura bakma. Tanıdığım bir tamirci var, arabana orijinal kapı getirtirim. Hadi arabana bin beni takip et." Cihat eli esmer adamın büyük eli arasında kalınca yavaş yavaş elini çekerek başını salladı. "Çiçekler solmadan yetişir miyiz?" Esmer adam kaşlarını çatarak arabasının arka koltuğundaki çiçeklere bakarak omuz silkti."Muhtemelen solacaklar." Cihat oflayarak arabasının yanına dönüp ağlar gibi "Bunlar için kaç saat uğraştım ben yaa" diyerek arkasındaki adama döndü. Çoktan arabasına binen adamla kendisi de arabasına bindi ve camını açan adamın gözlerini kısarak "Umrumda mı sence" demesine dişlerini sıkıp arabayı çalıştırdı. "Ama benim umrumda kara karga. Yengem beyaz şakayıklar uzatacaktı." Cihat eli boş konağa dönünce suratını asarak odasına çıktı. Saatlerce yol gitmiş, çiçekleri bulup dönmüştü ama bütün çiçekler solmuştu. Ve buna sebep olan o esmer adama karşı öfke doluydu. Bir de utanmadan numarasını bırakıp kendi arabası tamir olunca "Benim işlerim bekleyemez, gitmem lazım. Arabanın işi bitince haber ver, neyse ücreti öderim" deyip gitmişti. Cihat dişlerini sıka sıka verdiği numarayı kaydedip mesaj attı. 054******: İban no; ******** Tamir ücretini ben ödedim. Bir zahmet hesabıma atarsınız bay zırdeli 054**** adlı kişiyi Küçük Kuş olarak kaydettiniz. Kara Karga : Sen de amma uzattın Atarız Leylek bacak Küçük Kuş : Neee? Şimdi de leylek bacak mı oldum? Terbiyesiz Kara Karga : Valla ben ince bacakları üstünde durmaya çalışan bir kuş hatırlıyorum ama Evet evet sendin küçük kuş Küçük Kuş : Kara karga Kara Karga : Hahaha En azından zekiyim ;) Leylek bacaklı değilim çok şükür Küçük Kuş : Kuş beyinli, karga burun, zırdeli, kara karga Kara Karga : Ohh iltifat gibi mübarek :) Cihat sinirle telefonu yatağına vurarak attı. Sinir olmuştu zırdeli kara kargaya. Dakikalar sonra telefonuna gelen bildirime baktı. Hesabınıza para geldi yazısıyla ekranı açtı ve açıklama kısmında gördüğü yazıyla sinirle yumruklarını sıktı. Çünkü açıklamada 'Dün gece çok iyiydin yavrum.' yazıyordu. Cihat yumruklarını sıka sıka mesaj kısmını açtı. Küçük Kuş: Terbiyesiz, açıklamaya yazdığına bak kuş beyinli Kara Karga : Ne yazmışım? Hasss.... Yanlış olmuş Açıklamayı yanlış kopyala yapıştır yapmışım Valla sana değildi Başka bir hanımefendiye atacaktım onu Küçük Kuş : Escortçu pislik, kaçık kafalı, kara karga Defol yaaaa Cihat hangisine sinirleneceğini şaşırmıştı. Adamın muhtemelen bir kadına atacağı açıklamayı kendisine atmasına mı? Yoksa bir de utanmadan söylemesine mi? Kara Karga : Ne dedik be :) Kusura bakma işte Şimdi doğrusunu attım Cihat pes ederek oflayıp yatağa kendini attı. Şimdi Evîn yengesine tekrar çiçekleri nasıl bulacaktı? Günler sonra Cihat'ın sonunda ikna ettiği flörtü İstanbul'dan onun için gelecekti ve akşam güzel bir restorantta yemek yiyeceklerdi. Üstüne kendini en ait hissettiği kıyafetleri giyip annesine de arkadaşla buluşacağım diye çıkmıştı. Konaktan arabayla çıkıp ıslık çala çala restoranta doğru sürdü. Adrese geldiğinde arabadan inip valeye teslim ederek restorantın üst katına çıktı ve orası sadece özel müşterilere ayrılmıştı. Tanıdık mekanda ona kapıları açan adamlarla büyük salona girip kendisi için ayrılmış masaya doğru emin adımlarla yürüdü ve sandalyesini çeken kumral adama gülümseyerek "Teşekkür ederim Burak" diye kibarca fısıldayıp sandalyesine oturdu. Karşısındaki adamla oldukça samimi ve sıcakkanlı tavırlarıyla sohbet etmeye ve yolculuğunu nasıl geçtiği hakkında sorular sormaya başladı. Dakikalar sonra yanından geçen gölgeyle ensesinden soğuk bir rüzgar geçti ve tam karşılarına oturan adamla dişlerini sıktı. Oydu işte, günler önce arabasına çarpan kara karga ve onun karşısında da oldukça dekolteli, şık siyah bir elbise giymiş güzel bir kadın. Karşısında oturan Burak kaşlarını çatarak "Ne oldu?" diyerek hafifçe arkasını döndü ve masadaki esmer adamın meraklı bakışlarının Cihat'a çevrildiğini gördü. Cihat başını iki yana sallayarak "Yok bir şey" deyip yemeğine devam ederek konuşmaya yeniden başladı ama kara karganın bakışlarını üzerinde hissediyordu. Gergin gergin yemeğiyle buluştuğu adamla ilgilenmeye çalışıyordu ama içini yakan rahatsız edici bir duygu vardı. İstemsizce yumruklarını sıkarken "Ben bir lavaboya gideyim izninle" deyip sandalyesinden kibarca kalkıp "Tabi" diyen adamla arkasını dönüp mekanın lavabosuna doğru yürüdü. Lavaboya girince kabinlerden birine girip tuttuğu nefesini verdi. "Ne oluyor lan sana? Sanane kara kargadan" diye kendine kızarak işini halletti ve kabinden çıktı. El yıkanan aynalı lavabonun önünde elini yıkayan adamla kapıyı geri kapatma isteğiyle yumruklarını sıktı ama yine de inadına o da lavaboya gidip musluğu açıp ellerini yıkamaya başladı. Dilini tutamadığı için birden "Yavrunun parası mı bitmiş" deyince içinden küfür ederek gözlerini kapattı. Gözlerini geri açtığında ona gülümseyerek ellerini peçeteye silen adamla sırıttı. "Pardon, beni ilgilendirmezdi." Esmer adam elindeki peçeteyi çöpe atıp musluğu kapatan oğlana doğru yürüyüp "Ne oldu canın erkek mi çekti?" diye sorunca Cahit gözlerini şokla açıp ellerini silmek için esmer adamın arkasındaki peçete otamatına baktı. Sorusunu duymamış gibi yapmak istiyordu ve bir şey demeden adamın yanından geçmeye çalıştı ama kolundan tutan adamla kaşlarını çatarak sağındaki adama döndü. Onu kolundan çekerek lavaboya yaslayan esmer adam kısa boylu Cihat'ın kulağına doğru eğilip fısıldadı. "O adam sana az gelmez mi? Cahit dişlerini sıkarak başını kaldıran adamın gözlerine öfkeyle bakarak "Ne saçmalıyorsun sen?" diye soludu. Fazla özgüvenli kara karga sinirlerini bozuyordu. Ya da kendisi fazla mı kendini belli ederek davranmıştı. Esmer adam ellerini mermer lavaboya yaslayıp Cihat'ın yüzüne doğru yaklaştı ve dudaklarını ıslatıp boğuk kısık sesiyle fısıldadı. "Küçük kuşun onu pençeleri arasına alabileceği bir kargaya ihtiyacı var. Diğerleri senin cilvene yetişemez yavrum." Cihat ona da yavrum dediği için aklına gelen açıklama ile ellerini onun göğsüne koyup ittirdi. "Yavrun içerde siktir git başımdan." Esmer adam ise dilini üst damağında şaklatarak Cihat'ı bedenini arasına sıkıştırıp üzerine daha da eğildi. Cihat sıkıştığı dev gibi bedende karnında kaynamaya başlayan alevle titrek bir nefes vererek titreyen bacaklarına sövdü. İçerde onu bekleyen, İstanbul'dan sırf onun için gelen bir adam vardı ama o bedeni arasında kaybolduğu bir adama teslim oluyordu. Kulağına fısıldanan cümleyle göz kapakları titreyerek kapandı. "Bu gece bu mekandan pençelerimin arasında küçük bir kuşla çıkacağım gibi geliyor." Cihat gözlerini açıp bir yandan da içini kaynatan öfke aleviyle hızla adamı iterek kenara çekildi ve "Çok beklersin kara karga, sıkıysa yakala" diyerek lavabodan çıktı. Dakikalardır onu bekleyen adamın masasına dönüp "Kusura bakma" diyerek sandalyesini çekti ama birden arkasındaki koca bir gölgenin kendine çevirmesiyle afalladı. Esmer adam dilini ısırıp "Seni var ya şurda yatırır si.." derken "Laaann" diyen Cihat'ın ağzına kapanan eliyle masadaki adama dönen gence baktı. "Gerçekten özür dilerim ama bu terbiyesiz adam tam bir zırdeli, kuş beyinli, kara bir karga ve benim tanıdığım. Benim aileme haber uçurabilir ve senin başın belaya girer. En iyisi ben onu senden uzaklaştırayım, söz kaldığın otelin ücretini ben ödeyeceğim. İstediğin kadar kal Urfa'da." Cihat avcunun içini öpen adamla bir kez daha" Laann" diye bağırıp elini onun dudaklarından indirdi. Esmer adam karşısında tatlı bir sinirle dişlerini sıkarak bakan oğlanla çıldırır gibi oflayarak "Nesin be sen? Bir kez soracağım küçük kuş, benimle çıkacak mısın bu mekandan" diye sordu ve küçük yumruklarını sıkıp ona dilenen Cihat'la göz kırptı. "Geliyorum lan Allah'ın zırdelisi, geliyorum." Cevabını sonunda alan esmer adam eğilip Cihat'ın bacaklarını koluyla sarıp kaldırarak omzuna aldı ve bağıra bağıra sırtına küçük yumruklar atan oğlanla kendi masasındaki kadına döndü. "Yarın imzalar için şirkete gelirim" dedi sonra da omuz silkip "Belki de gelemem, bakalım omzumdaki küçük kuş ne zaman doyarsa artık" deyince omzunda sırtına yumruk atan Cihat "Kapatsana çeneni kara karga" diye azarlayınca güldü ama onun masasında oturan kumral adama sertçe bakarak kaşlarını çattı. "Küçük kuşun kara karga bir zırdelisi var. Bir daha adını dahi bu şehirde duymayayım kardeşim, topuğuna sıkarım." Kumral adam hızlı hızlı başını sallayınca Cihat göz devirdi. "Bu da korkak çıktı be, kimse de adamlık kalmamış" Esmer adam omzunda genç oğlanla çıkıp valeden arabasını istedi ve "İndir lan artık beni, beynime kan damlayacak" diyen oğlana gülerek "Belki beynin çalışır biraz bırak dalmasın" deyip önüne gelen arabasının kapısıyla Cihat'ı yolcu koltuğuna oturdup onu şokla izleyen oğlana gülümseyerek kemerini taktı. Cihat burnuna dolan yakıcı parfüm kokusuyla gözlerini kapatıp açtı. Bu adam delinin tekiydi ve tam da istediği gibiydi. Esmer adam da arabaya binip çalıştırıp boynunu kütleterek gaza yüklenip mekandan son sürat çıktı ve yanında hızına deli gibi gülen oğlana dönüp güldü. "Adını söyle küçük kuşum, seni ne diye çağırayım?" Cihat daha da gülerek "Cihat, aptal kara karga. Senin adın ne?" diye sordu. Esmer adam daha da hızlanarak caddeye son sürat girip gülümseyerek göz kırptı. "Rêzan, Rêzan Eskalen."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE