Elimdeki mısırı Aden'e uzatıp ileride telefonla konuşan Asrına çevirdim bakışlarımı. Evden çıktığımızdan beri gergindi. Burcu ne yaptıysa artık bizi yukarı gönderirken ki halinden eser kalmamıştı adamda. "Anka, kuşlara da atalım mı?" sahildeydik ve gördüğümüz süt mısırcıya yönelirken Asrının telefonla konuşmasını fırsat bilmiştik. Kendisi Aden'in sokaktan bir şeyler yemesine pek sıcak bakmıyormuş da. Neyse ne biz şuan yiyor muyduk mısırlarımızı? Evet. Gerisi mühim değildi pek. "Aden." duyduğum sesle arkamı döndüm elimde mısırla. Asrın çatmıştı kaşlarını yine. Ama bize olmadığı kesindi. "Efendim babacım." "Babacım ben size ne dedim?" bankın boş kısmına oturup Aden'i dizinin üstüne oturttuğunda Aden kaşlarını kaldırıp neşeli bakışlarını bana çevirdi. Aşağı indiğimizde Burcu yoktu buna

