Ateş, odanın kapısını kilitleyip anahtarı cebine attığında bakışları tamamen kararmıştı. Artık ne konaktaki gürültü ne de törenin ağırlığı aramızdaydı; sadece o ve ben vardık. Üzerime doğru bir adım attığında, o sabah yarım kalan o vahşi tutku odayı bir anda yangın yerine çevirdi. Hiç vakit kaybetmeden beni belimden kavrayıp kendine mühürledi. Dudakları dudaklarıma bu kez daha aç, daha sahiplenici bir hırsla kapandı. Dili, ağzımın içinde her noktayı keşfederken, o kahve tadını bu kez daha derinden, daha şehvetli bir şekilde arıyordu. Her darbesiyle nefesimi kesiyor, beni kendi karanlığına çekiyordu. Dudaklarımdan ayrılıp ıslak izler bırakarak boynuma, oradan da omuzlarıma indi. Tenimi her yalamasında vücudumun sarsıldığını hissediyordum. O sert adam gitmiş, yerine tenimin her zerresine

