Mardin Çarşısı’nın kalabalığı arasında Hanife Hanım, o vakur duruşuyla dükkandan içeri girdiğinde esnaf hemen toparlandı. Kuyumcu en güzel setleri masaya dizdiğinde Hanife Hanım, gerdanlıkları büyük bir dikkatle inceledi. Elindeki ağır altın gerdanlığı boynuma tutup aynadaki aksime bakarken Kürtçe konuştu: "Biner gelin, ev zêr li ser te mîna stêrkan dibiriqin. Şahmaran kî ne, bila her kes bibîne. Ma ne her tişt ji bo te ye?" (Bak gelin, bu altınlar üzerinde yıldızlar gibi parlıyor. Şahmaranlar kimmiş herkes görsün. Her şey senin için değil mi zaten?) Ardından kumaşçıya geçtiğimizde, Gülnaz ipek kumaşları gösterirken Hanife Hanım kumaşçının gözlerinin içine bakarak emretti: "Kuro, kumaşên herî baş û herî giran derxin. Gelinê me wê fistanên herî delal li xwe bike. Ma qey emê ji bo per

