Arabayı süren Emir dikiz aynasından arka koltuğa baktı. "Burak nasıl?" Rüzgar ağlamaklı bir ses tonuyla, "Bilmiyorum... Nefes almıyor gibi." Yan koltukta oturan Ateş'e baktı. Kolundaki yaraya yırttığı tişörtünü sarıyordu. "Ateş ne yapacağız?" "Bilmiyorum." "Savaş'ın durumu ne?" "Bilmiyorum." "Biri daha bilmiyorum derse arabadan altına atacağım." Rüzgar,"Savaş uyanıyor." dediğinde Ateş arkasına döndü. "Savaş, iyi misin?" Savaş gözlerini kırpıştırarak açtığında şaşkınlıkla etrafına baktı. Elini karnına koyduğunda dehşetle gözlerini açtı. "Ne oldu? Vuruldum mu? Ölmedim di mi?" Ateş, "Hayır aptal..." diye tısladı. "Bir ışık görüyorum." "Trafik lambası."diye cevap verdi önüne dönen Ateş. "Bir ses duyuyorum." Bu sefer Rüzgar cevapladı."Siren sesi." "Polislere mi haber verdiniz?" A

