Emindim. Biraz fazla parayla, - ımm rüşvet? - hallolmuştu. Deponun sürgülü kapısını açtığımda aşırı gürültülü bir ses çıkmıştı. Bir ayağımı içeriye attığım an bana doğrultulan silahları gördüm. Ellerimi iki yana kaldırarak "Hadi ama!" dedim. "Size siktir git dediğim için beni öldürmeyeceksiniz değil mi?" "Serap mı görüyorum?" diye şaşkınlıkla baktı Yiğit ve silahı indirdi. "Çölde miyiz geri zekalı?" Selim dirseğiyle onu dürtünce "Sence tek sorun o mu?" diye sordu. "Nazlı burada." Barış geleceğimden emindi. Yüzündeki belli belirsiz tebessüm vardı. Eylül'e döndüm. Silahı yavaşça indirdi ama hiçbir şey yapmadı. Diğer ayağımı da içeriye atarak sürgülü kapıyı çektim. "Dışarısı soğukta." diye mırıldandığımda, Alp "Ateş yaktık." diye mırıldandı. "Buraya gel." sessiz adımlarla ona yürüdüm.

