Dila evine gittikten sonra Dilda derin bir sessizliğe gömülmüştü. Yatağa çökmüş, elleri kucağında, yüreğinin derinliklerinde yankılanan bir sıkıntıyı bastırmaya çalışıyordu. Dışarıda rüzgâr hafifçe esiyor, sokaklardan gezen araba korna sesleri uğultu bir şekilde geceyi dolduruyordu. Ama Dilda’nın zihni, bu sesleri bile algılayamayacak kadar karmaşıktı. Dilda kendi kendine düşünmüştü. Fakat hiçbir çıkış yolu yoktu. Kuma gelmeyecekse kadınlık görevini kendisinin yapması gerekiyordu. Dilda bu günün geleceğini biliyordu. Fakat yüreği buna hazır değildi ama ne bedel bozulsun ne de kuma gelmesin diye yapması gerekeni yapacaktı. O vakit, kocasıyla geçireceği bu gecede kadınlık görevini tek başına yüklenmek zorundaydı. Fakat nasıl? Ya başaramazsa? Ya yine aynı şekilde donup kalsa? O vakit ne yapa

