Kırık yaralı kanatlarım ruhuma ağır geliyor kamburlaşmış sırtımı iyice büküyordu. Ağırlık tüy kadar hafif olan kanatlarımda değil, yüklenen acıların altında kalmaktandı. Bilincim bunu inkar edip kanatlarıma saldırmış ellerim harekete geçip yolmaya zihnimin duvarlarına fırlatmaya başlamıştı. Ne kadar kopsalar o kadar çıkıyordu dibinden. Ne kadar bitti desem o asla bitmiyordu. Tüylerin beyazlığı tartışılacak derecede siyahlaşmış görünmüyordu kara zihnimde. Köşede durup izleyenlerin ardından meraklı gözlerini uzatmış Anka gibiydim. Mayıs'ı orada bırakıp okula girmek zorunda kalmış ve derste onları düşünmekten kafayı yiyecek kıvama gelmiştim. Tırnaklarımla sıranın üzerini kazırken önümde oturan çakma sarışın kız ki adını bilmediğim arkasına dönüp muşmula suratını bana yöneltti. "Ses yapmas

