Bağlanma rütielinin bu denli farklı hissettirebileceğini düşünememiştim. Sol tarafıma bakmaya çekinirken dün gece ona bekaretimi vermemiş olsamda neredeyse tüm bedenime dokunmuştu. Hala kulaklarımda dün gece fısıldadığı kelimeler yankılanırken hala gördüklerimin etkisindeydim. Kan, savaş, acı ve hasret... Bu denli saplantılı olması beni korkutsada onunla kalamazdım. Benim gerçekleştirmek istediğim onca hayalim varken ben onun inine sıkışıp kalamazdım ki. Elf sarayından gitmemin bile nedeni hayallerimken burda onunla nasıl kalacaktım.
Biçimli dudakları, uyurken bile gergin olan kaşları ve o biçimli vücut gerçekten bir çok kadını dize getirebilecek kadar .... Tanrım neler düşünüyordum. Yataktan yavaşça kalkmak için hareketlendiğimde ne kadar sessiz olsamda artık çok geçti beni aniden altına çekmiş kollarından destek alarak kocaman açılan gözlerimle bakakalmıştım. Lanet olası kurt güdüleri.
"ü.. Üzerimden kalk çok ağırsın." diyerek bir anda çırpınmaya başlasamda hırlamasıyla donup kalmıştım.
"Keily..." diyerek bir an beni tanımadığını düşünsem ki bu çok zor bir ihtimal çünkü adam bir ömür beni aradıktan sonra bir gecede unutması imkansızdı. Nerde bende o şans zaten.
"evet benim ve şimdi lütfen kalk üzerimden nefes alamıyorum" diyerek çırpınmakla hata yaptığımı şuan bacaklarımda hissettiğim sertlikle anladığımda artık çok geçti. Dudakları dudaklarımı ani bir saldırıyla işgal ederken son kelime dudaklarımda takılı kalmıştı. İçine düştüğüm duygular, karnımda uçuşan kelebekler ve kasıklarımda hissettiğim sızı o kadar yabancı olduğum duygulardı ki.
"Karşılık ver!!" bu öfkede neydi?
"inan vermezsen sana verdiğim sözü unutmakta biran tereddüt etmem" birden bire ne olmuştu da bu kadar öfkeliydi. Alt dudağımda hissettiğim acıyla inlememle dili çoktan ağzımı keşfetmeye başlamıştı.
"hadi!" acemice karşılık verdikçe o bir adım daha ileri gidiyordu.
"yeter bırak!" diye çırpındıkça iyice yerleşiyordu. Artık bacaklarımın arasında onu engelleyen sadece ince bir kumaş parçasıydı. Tek bir hareketi sahip olduğum herşeyi elimden alabilirdi. Ağırlığını mahrem yerimde hissettiğimde kaçınılmaz son için gözlerimi sımsıkı kapadım ve acının geçmesi için dua etmeye başlamıştım ama ne bir acı ne bir hareket durmuştu..
"Aç gözlerini!! Ve dinle asla duydun mu? Asla beni terk etmene izin vermem! O aptal düşüncelerin beni delirtmeden önce sustur!!" beni duymuştu. Düşüncelerimi okumuştu. Bu imkansızdı.
"imkansız değil. Artık eşimsin düşüncelerini duyuyorum. Herşeyi.." derken yüzünde oluşan o sinsi gülümsemesiyle gerçekten herşeyi duymuştu. Şuan yerin yarılmasını o kadar isterdim ki. Ama artık çok geçti.
"beni nasıl duyuyorsun. Ben seni duyamıyorum"
"duymak istemediğinden olabilir. Ritüel tamamlandı ruhumuz bir düşüncelerin o kadar açık ki." beni duyabiliyorsa bende onu duyabilirdim. Gözlerimi kapadım ve sadece dinledim. Koca bir sessizlik ve tanrım!!! Gözlerimi aniden açtığımda kollarını göğsünde bağlamış ve bana arzuyla bakan bir adam duruyordu karşımda.
" unut bunları asla duydun mu asla o şeyleri yapmayacağım!!" diyerek parmağımı ona sallarken o sadece kahkaha atıyordu.
"asla deme eşim. Bunları gerçekleştirirken emin ol sende seveceksin" adam tam bir utanmazdı. Oflayarak etrafa saçılan kıyafetlerimi bir bir üzerime geçirirken onun üzerinde sadece deri pantolonu vardı ve arkası dönüktü.
"begenmene sevindim Kraliçem" ahhh!!! Bunuda duymuş olamaz.
"duydum" diyerek kahkaha atmıştı bile.
"aman duy" ayaklarımı yere vurarak mağara girişine doğru ilerlerken kendime saydırmaya devam ediyordum.
"Eşim" duyduğum hırıltılı ses ile arkamı döndüğümde Aleck dönüşüm geçirmiş ve beni aniden kucağına almasıyla ufak bir çığlık ağzımdan kaçmıştı bile. Bu canavar beni eskisi gibi korkutmuyordu artık. Ormanda hızla ilerlerken burası dün gece geldiğimiz yol olmadığına emindim. Kamp alanına gitmiyorduk. Şimdi nereye gidiyorduk ki.
"evimize" canavarın boğuk sesini duyduğumda evimiz demişti. Sık ağaçlar yavaş yavaş seyrekleşirken burası bir boyut kapısıydı. Krallıklar arasında yolculuk yapmaya yarayan geçite vardığımızda evin neresi olduğunu anlamıştım. Beni krallığına götürüyordu.
Boyut kapısında geçiş beni biraz sarsmıştı. Midemin iyi olduğuna emin değildim. Tabi dünden beri aç olduğum aklıma yeni geliyordu.
"birazdan evde olacağız ve senin için hazırlanan bir ziyafette bekliyor olacak." demek ziyafet işte bu iyi haberdi. Ama yinede beni bekleyen annem ve babam orda yoktu. Evimi özlemiştim.
"evin artık orası" diyerek işaret ettiği yeri gördüğümde karşımdaki manzara muhteşemdi. Devasal bir şelale ve yanında yapılmış olan devasal bir kale. Surları kurt başları heykelleriyle süslenmiş gördüğüm en güzel kaleydi.
"artık evimiz orası sevgilim" diyerek tekrar insan formuna dönüştüğünde sımsıkı sarılmıştı bana. İlk kez içten bir gülümseme vardı yüzünde.
Biz kaleye yaklaştıkça halk evlerinden çıkmıştı. Meraklı kalabalık yeni kraliçelerini görmek için yarışırken ben sadece şaşkındım. İnsanlar gülümsüyor, el sallıyordu. İlk kez melez olduğum için tepeden bakmıyordu kimse bana.
Aniden Ufak bir çocuk bacağıma sarılmış o çakmak çakmak mavi gözleriyle gülümsüyordu bana.
"özür dilerim kralım, kraliçem engel olamadım." genç anne tedirgindi. Korkmuştu. Eğilerek ufak çocuğu kucağıma aldığımda bana sarılarak yanağımı öpmüştü. ilk kez bu kadar mutlu hissediyordum. Elf diyarında kimse yaklaşmazdı sadece onlar için Kral Tristan ın melez kızıydım. Ama burası farklıydı. Ufak çocuğu gülümseyerek annesine verdiğimde saygıyla selam verip kalabalığa karışırken ufak oğlan hala el sallıyordu.
" halkım seni sevdi." Aleck mutlulukla beni kollarının altına alıp saçlarımı öpmüştü. Oda en az benim kadar mutluydu.
"tabi sevecekler Kralları artık mutlu ve bu krallığa bolluk ve bereket getirecek aynı annem ve babamın dönemi gibi"diyen Marcus abisine sarılmış banada göz kırpmıştı.
" saygılarımı sunarım Kraliçem"marcus eğilerek selam verirken halkta onunla beraber çoktan eğilmişti.
" göz yaşların mutluyken bile akmasın Keily. Artık krallığıma güneş doğdu. Seninle mutluluğum daimi olacak"Aleck in sözleri kaçış düşüncelerimi bulanıklaştırsada şuan sadece iyi şeyler düşünmek istiyordum.
Sen bir melezsin Keily, safkan bir elf olamayacaksın , bizler gibi olamayacaksın... Asla!!!
Tüm çocukluğum bu kabuslarla geçmişti. Annemin bir insan olması onlar için her zaman bir sorundu. Babamın onunla evlenmesinin nedense hiç bir değeri yoktur. Onlar için asillik saf kandı benin gibi bozuk kanlı biri asla gerçekten elf olarak kabul edilmezdi. Bu yüzden gitmiştim insanların dünyasına ilk kez orada kabullenilmiştim. Beni ben olduğum için Keily olduğum için seviyordu dostlarım. Her hafta bademli kurabiye getiren Bayan jackson, sırf ilgimi çekmek için haftada üç kitap okuyan genç Brain ve sayamadığım bir çok insan dostum bana her zaman özlemini duyduğum arkadaşlığı sunmuşlardı. Ve şimdi de Aleck...
Ama burası çok farklıydı. Kurtlar beni yadırgamıyor. Melez olduğum için tiksinmiyorlardı benden. Aleck 'in eşiydim burda onlar gibi olmasamda beni içtenlikle kabul ediyorlardı.
"saraya hoşgeldiniz Kraliçe Keily buraya huzur ve mutluluk bağışladınız." bana içtenlikle gülümseyen ufak tefek orta yaşlarının başında görünen güzel bayanın sesiyle şaşkınlığımı üzerimden atabilmiştim.
"şey... Ben teşekkür ederim"
"Linet sarayın baş sorumlusudur Keily senin emirlerine mutlak itaat edeceğinden emin olab ilirsin" Linet başıyla onaylayarak gülümsediğinde Aleck burada mutlak bir otoritesi olduğunu gördüğümde korkmuştum. Dün gece yanımda uyuyan Aleck ile Kral Aleck çok farklıydı. Biri sevgiyle bakarken diğeri gerçekten korkunç olabiliyordu.
"tamam o zaman Linet beni kalacağım odaya götürebilir misin?" linet, Aleck 'in önünde eğilerek beni sarayın merdivenlerine doğru yönlendirmişti.
Sarayın içide en az dışı kadar ihtişamlıydı. Hayranlıkla duvardaki işlemelere bakarken bunların sıradan birer işçilik olmadığını görmüştüm. Bunlar bir önceki kadim kralların ve kraliçelerin resimleriydi.
"Huzur bulan Kral ve Kraliçelerimizin resimleri yakında sizinde portreniz burada yerini alacak. Uzun zamandır bunu bekliyorduk." diyen Linete sadece bakmıştım.
"lütfen cesaretimi mazur görün Kraliçe Astra yani Kral Aleck in annesi bizlere karşı çok içtendi" Linet sanırım beni yanlış anlamıştı.
"beni yanlış anladın sadece biraz şaşkınım" derken utanmıştım. Linet yeniden o içten gülümsemesi yüzüne yayılırken bende derin bir nefes alabilmiştim.
Merdivenlerden çıkıp kocaman bir kapının önünde durduğumda sadece bakabildim bu kapı sanırım altındı. Bu kadarını da beklemiyordum.
"umarım beğenirsiniz. Kralın emri istediğiniz düzenlemeyi yapmamızı söyledi. Sizin rahatınız için." Burası kesinlikle dairemin üç katı kadardı. Devasal tavandan sarkan tüller, boydan boya serili halı ve kürkler. Ya bu yatağa ne demeli kesinlikle aile boyuydu. Takla atabilirdim rahatlıkla.
Tabi Aleck in cüssesini düşününce bir dakika burası Kralın odasıydı ve ben burda mı kalacaktım. Endişe tüm bedenimi sararken ne yapabileceğimi daha sonra düşünecektim. Şimdi istediğim yıkanmak ve uyumaktı.
"Banyo yapabilir miyim" diyerek banyoyu ararken sadece bir pravan ve sanırım küvet vardı. Yani banyo yok muydu?
"sıcak su ve yardımcı olması için bir kız yollayacağım" banyom bana özeldi kesinlikle. Kimseyi istemiyordum.
"hayır sadece su" dediğimde Linet ne demek istediğimi anladığında onaylarak çıkmıştı. Dakikalar sonra su gelmiş ve küvet yeterince dolduğunda oda hızla boşalmıştı. Bende vakit kaybetmeden hızla soyunup sıcak suya girdiğimde rahatlayarak derin bir nefes alıp gözlerim yavaşça kapanmıştı.
Omuzlarımda dolaşan parmaklarla gözlerimi aniden açtığımda suya batmaktan kurtulamadım.
"sakin ol benim." Aleck edepsizce beni süzerken uyuya kaldığımı anlamıştım. Aleck soyunup çırılçıplak küvete girdiğinde itiraz etmeye vakit bile bulamamıştım. Karşılıklı küvette birbirimize bakarken Aleck aniden beni kucağına çekmişti. Çırılçıplak ve kucağındaydım. Daha ne kadar kızarabilirdim artık bilmiyordum şuan.
Parmakları yavaş yavaş bacağımı okşarken beni iyice kendine yaklaştırıp burnunu boyun girintime sürtüyordu yavaşça.
Rahatsızca kıpırdandığımda artık yüzyüzeydik. Sadece ufacık bir mesafe ve tek bir hareketle bana sahip olabilecekken sadece sürtünüyordu. Karnıma garip sancılar birbir girerken nefes dahi alamaz olmuştum.
"sadece izin ver" diyen Aleck sanki ölüyordu ve bende ondan farksızdım.
"ben emin değilim..." sesim zorlukla çıkarken sanki bir tepeye tırmanıyordum nefes nefese ve aniden düştüm tüm bedenim sürtünmenin verdiği hazla kıvranırken Aleck in başı kükreyerek geriye düştüğünde o da en az benim kadar bitkindi.
"bir dahakine emin ol içinde olacağım." derken saçımı okşuyor ve öpüyordu. Küvetin yanındaki havluya sarılıp sudan çıkmıştı. Koca havlu sadece bel altını kapatıyordu ama erkekliği hala ayaktaydı. İstemeden gözüm oraya takıldığında suratındaki hınzır gülüş iyice büyüdü.
" daha fazla bakarsan oraya geleceğim" gözlerimi korku ve heyecanla kaçırdığımda kahkaha atmıştı.
"hadi sende gel ve uyuyalım su soğumaya başlamıştır" o burdayken asla kalkamazdım.
"arkanı dön!" kaşlarınu kaldırmış şaşkınlıkla bakıyordu.
"arka mı dönmek mi asla bu manzarayı kaçıramam hem görmediğim bir şey yok" galiba daha önce bu kadar kızardığıma emin değilim hatta morarmış bile olabilirdim. Hızla kalkıp havluya uzandığımda kıç üstü yeniden suya gömüldüğümde Aleck belimden tutarak beni kaldırdığında artık çok geçti. O ise sıradan bir olay gibi beni havluya sarıp yatağa taşımıştı. Ardından masanın üzerinde duran kıyafetlerimi getirdi. Bense sadece izledim. O ise elindeki iç çamaşırını bacaklarıma geçirirken ciddi duruşunu hiç bozmamıştı. Ardından geceliğimide giydirdiğinde beni yeniden sıcak kürklerin arasına yatırdığında kendisi çıplak uzanmıştı. Bir adam bu kadar nazik olabilir miydi? . Sen gerçekte kimsin Kral Aleck....