Bölüm 51: Kökler ve Kanatlar Zihnimde yankılanan o son cümleyle uyandım: "Küllerimden doğmuştum." Bu bir sonun değil, yepyeni bir başlangıcın ilk nefesiydi. Yatağın diğer tarafında, Mert'in düzenli nefes alışverişi, evimizin en huzur veren müziğiydi. Pencereden sızan sabah ışığı, pirinç anahtarı masanın üzerinde altın gibi parlatarak dün geceki sözlerimizi hatırlatıyordu. Bu sadece bir anahtar değil, bir yemin, bir aidiyet sembolüydü. O sabah, terapiye gitmeden önce, kendimle bir sözleşme yaptım. Bu sefer, sadece Alp'in yaralarını deşmeyecek, ondan çok daha öncesine, o "değersizlik" tohumlarının atıldığı çocukluğun verimli topraklarına inecektim. Bu, bir mağaraya girmek gibiydi; karanlık ve ürkütücü, ama çıkışta size gerçekten kim olduğunuzu gösterecek bir hazineyle dolu. Terapistimin o

